Thesauros Mythology Polymnia

Polymnia

Polymnia

Kutsal Musalardan biri olan Polymnia, ciddi duruşu ve derin düşüncesiyle pantomimin, yani sözsüz anlatımın zarif ve sessiz ilham perisidir.

Polymnia, Musalar arasındaki yerini sessizliğin diliyle tahkim eden bir figürdür; parmak uçlarında taşıdığı o katıksız pantomim, kelimelerin otoriterleşen gürültüsüne karşı bedenin kendi sınırlarını çizen bir direniştir. İktidarın her türlü söylemi kendi yasalarıyla mühürlediği bir dünyada, o, konuşmayarak tüm düzenin altını oyar. Hiyerarşinin tanımladığı anlatıların dışına taşan bu sessiz icra, otoritenin denetleyemediği tek alana, yani insanın kendi gövdesinde yarattığı o özerk boşluğa sığınır; zira efendilerin hükmü bittiği yerde, jestlerin isyankar ritmi başlar.
Silenos
Şöyle bir arkana yaslan bakalım küçük dostum. Ateşin çıtırtısı senin de dikkatini çekiyor değil mi? Hadi, gözlerini kapa da sana, Zeus ile Mnemosyne’nin o zarif kızlarından, yani Musalardan birini anlatayım. Ama öyle sıradan bir hikaye değil bu; hani şu her şeyi söyleyen ama ağzından tek bir kelime dahi çıkmayan Polymnia’dan bahsediyorum.

Bilirsin, Musalar genelde şarkılarla, liriyle, destanlarla anılır. Ama Polymnia bambaşka bir dünyanın kapısını aralar. O, sessizliğin içindeki o devasa gürültüyü duyanıdır. Ona “çok ilahili” derler ama asıl hüneri, dudaklarını birbirine mühürlediğinde başlar. İnsanlar ona baktığında sadece duran bir kadın görmezler; onlar, Polymnia’nın her bir parmak hareketinde, her bir kaş kalkışında bir orduyu, bir fırtınayı, hatta bazen kırık bir kalbin sessiz çığlığını okurlar.

Pantomimin kraliçesi derler ona. Bugünün çocukları belki bilmez ama o, antik zamanlarda sahneye çıktığında, gökyüzü sakinleri bile konuşmayı keserdi. Polymnia bir şey anlatmak istediğinde ağzını açmazdı; o, vücuduyla konuşurdu. Kollarını öyle bir açardı ki, sanki Olympos’un tüm bulutlarını kucaklıyor sanırdın. Bir bakışı vardı, insanın ruhunun derinliklerinde sakladığı tüm sırları tek tek çıkarıp ortaya sererdi.

O, sessizliğin en şık kıyafetini giymiş halidir. Düşün; bir gün çok mutlusun ama kelimelerin yetmiyor, ya da öyle büyük bir kederin var ki hiçbir cümle onu tarif edemiyor. İşte Polymnia tam orada belirir. O, sözcüklerin bittiği yerde başlayan o gizemli dilin sahibidir.

Şimdi soracaksın bana: "Silenos, neden konuşmuyor hiç?" Belki de dünyada söylenen o kadar çok boş söz var ki, o, kelimelerin kirlenmediği o saf sessizliği korumayı seçiyordur. Ya da belki de en derin sırlar, sadece sessizlikle anlatılabilecek kadar ağırdır.

Kadehimi, bu sessizliğin ustası Polymnia’ya kaldırıyorum. Unutma çocuk; bazen en büyük hikayeler, hiç konuşmayanlar tarafından anlatılır. İnsan, kendi kendine kalıp da Polymnia’nın o sessiz dansındaki zarafeti keşfettiğinde, artık dışarıdan gelen gürültülere pek de ihtiyaç duymaz olur. Hadi bakalım, şimdi biraz sessiz dur ve dinle; belki o sana, senin içindeki o anlatılmamış hikayeyi fısıldıyordur.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme