Thesauros Mythology Pleione

Pleione

Pleione

Okyanus kızı Pleione; çocukları Hyadlar ve Pleiadlar ile gökyüzünde birer yıldıza dönüşerek sonsuzluğun ışığına kavuşan bereketli bir annedir.

Okeanos ve Tethys’in soyundan gelen Pleione, göksel hiyerarşinin sınırlarını belirleyen bir güç dengesinin merkezinde yer alır. Kendi varlığı, Hyas adındaki oğlunun ve Hyadlar olarak bilinen beş kızının yaşamıyla çoğalsa da, bu evlatlar birer rakamdan ziyade, zamanın ve kaderin düzenine eklemlenen birer parçaya dönüştürülür. İktidarın gökyüzündeki silinmez imzasını taşıyan Pleiadlar, onun şahsında vücut bulan bir döngünün sonucudur. Nihayetinde tüm bu soy, yeryüzünün geçici hakimiyetinden azade kılınarak, ışığı mutlak otoritenin gölgesinde parıldayan yıldız kümelerine evrilir; tıpkı bir gölge gibi, varoluşları üzerindeki egemenliği asla sorgulanmayacak bir sistemin parçası olurlar.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma. Omuzlarındaki yükü bir kenara bırak, bak şu uzak ufka; sanki yıldızlar birazdan yeryüzüne inip bizimle sohbete başlayacakmış gibi, değil mi? Bugün sana Pleione’den, yani gökyüzünün ışıltılı bahçıvanından bahsedeceğim.

Pleione, o derin ve gizemli suların efendisi Okeanos ile Tethys’in kızıdır. Öyle sıradan biri sanma onu; O, yedi kız kardeşin, o meşhur Pleiadların annesidir. Hani şu gece gökyüzüne baktığında sanki bir avuç elmas serpilmiş gibi parlayan takımyıldız var ya, işte onlar Pleione’nin kızlarıdır. Ama sadece onlar değil; beş tane daha kızı vardır ki onlara Hyadlar deriz, bir de Hyas adında yiğit bir oğlu.

Bilirsin, gökyüzü sakinlerinin hayatı bazen bir fırtına gibi karmaşık, bazen de bir dere şırıltısı gibi huzurludur. Pleione, çocuklarına öyle düşkündü ki, onların her bir gülüşünde yeryüzünde çiçekler açardı. Ama hayat her zaman olduğu gibi, bir gün gelip o büyük değişimi getirdi. Bilirsin, biz ölümlüler ya da tanrısal soydan gelenler, zamanı gelince ait olduğumuz yere, o uçsuz bucaksız boşluğa geri döneriz.

İşte Pleione ve çocukları için de o gün geldiğinde, onlar yeryüzünden elini eteğini çektiler. Ama öylece kaybolup gitmediler tabii; gökyüzü onlara kucak açtı. Pleione, kızlarıyla ve oğluyla birlikte sonsuza dek parlayacakları o yüksek mekana, gökyüzüne yükseltildiler.

Şimdi ne zaman gece vakti başını kaldırıp da o yedi kız kardeşin bir arada olduğu, hafifçe titreyen ışıklara baksan, aslında Pleione’nin çocuklarına olan o bitmek bilmeyen şefkatini görüyorsun demektir. O, bir anne olarak çocuklarını gökyüzünün en güzel köşesine yerleştirdi ve kendisi de o ışığın bir parçası oldu.

Bir kadeh taze üzüm suyuyla bu hikayeyi taçlandırmak isterdim ama bugünlük bu kadarı yeter. Gökyüzüne iyi bak evlat; bazen en parlak hikayeler, en uzak mesafelerde gizlidir. Pleione’nin yıldızlara fısıldadığı ninnileri duymak istersen, sessiz bir gecede sadece gözlerini kapatman yeterli.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme