Thesauros Mythology Phoiniks

Phoiniks

Phoiniks

Fenike'nin kurucusu ve Akhilleus'un bilge eğitmeni. Sürgünle başlayan ömrünü, sadakatle bağlı olduğu kahramanının yanında geçiren tecrübeli bir ihtiyar.

Agenor'un soyundan gelen, Europe, Kiliks ve Kadmos ile aynı kanı taşıyan Phoiniks, iktidarın hüküm sürdüğü bir düzende, kaybolanı arama bahanesiyle coğrafyaları parsellere bölen babasının buyruğunu yerine getirmiştir. Kardeşleriyle paylaştığı o egemenlik arayışı, Fenike topraklarına yerleşip Sidon şehrini kurmasıyla somutlaşmış; bugün coğrafi bir tanım olarak kabul edilen Fenike ismi, onun bu kurucu iradesinin bir yansıması olarak tarihe kazınmıştır.

Gelgelelim, bir iktidarın gölgesinde biçimlenen yaşamı, kendi hanesinde uğradığı tahakkümle sarsılmıştır. Boiotia kralı Amyntor’un oğlu olarak doğan Phoiniks, babasının metresiyle girdiği ilişkiyi bir başkaldırı aracı mı yoksa sadakat sınavı mı olarak gördüğü belirsiz bir süreçte, otoritenin lanetiyle yurdundan kovulmuştur. Sürgün, onu başka bir hükümdarın, Peleus’un egemenliği altına sürüklemiş; böylece Myrmidonların kralı, Akhilleus’un üzerinde mutlak bir otorite kurması için onu bir eğitmen ve yönetici olarak görevlendirmiştir.

Akhilleus'un öfkeyle kendi içine kapandığı, itaatsizliği seçtiği o kritik anlarda, Phoiniks’in dilinden dökülen öğütler, aslında iktidarın sürekliliğini sağlamaya yönelik bir terbiye denemesiydi. Ancak Patroklos’un ölümüyle sarsılan o sarsılmaz irade, artık sadece yasla tanımlanır olmuştur. Akhilleus'un nihai suskunluğundan sonra, onun varisi Neoptolemos’u iktidar çarkına geri döndürmek üzere çıktığı yolculuk, Phoiniks'in kendi yaşamının sonuyla kesişir. Ölümü, bir kahramanın son nefesi olmaktan ziyade, hizmet ettiği hanedanın devamlılığına adanmış bir hayatın, Neoptolemos’un eliyle gerçekleştirilen bir defin töreniyle tarihteki yerini almasıdır.
Silenos
Gelin bakalım, yanıma yaklaşın. Şurada, asırlık çınar ağacının gölgesine birer taş bulup oturun. Saçlarım ağarmış olabilir ama zihnim hala o kadim günlerin ışığıyla parlıyor. Size, kaderin oradan oraya savurduğu ama her durduğu yerde bir iz bırakan o adamı, Phoiniks’i anlatayım.

Phoiniks dediğin, asil bir soydan gelir. Babası Agenor, çocuklarını dört bir yana salıp kaybolan kız kardeşi Europe’yi bulmalarını emrettiğinde, o da yollara düşenlerden biriydi. Ama kader, onu bir arayışın içinde kendi krallığını kurmaya itti. Gitti, Fenike topraklarına yerleşti, Sidon şehrinin temellerine ilk taşı koydu. Fenike ismi, işte bu adamın adından yadigardır.

Lakin, Phoiniks’i asıl Phoiniks yapan şey saraylar değil, o koca yüreğinde taşıdığı hüzün ve sadakattir. Size biraz gençliğinden bahsedeyim; bir baba ile oğul arasına girdiğinde neler olabileceğine dair ibretlik bir hikayesi vardır. Boiotia Kralı Amyntor’un oğluydu o. Babası, annesini başka bir kadınla aldatınca, annesi içindeki kederle evladına gitmiş, "Git, babanın gönlünü o kadından soğut" demişti. Phoiniks yaptı da. Ama o anlık bir kararın bedeli, bir babanın korkunç laneti oldu. Kendi yurdundan, evinden, ocağından sürüldü.

İnsan, bir kere evinden edilince kaderi başka kapılara bağlanırmış. O da gitti, Peleus’un sarayına sığındı. Peleus ki, yiğit Myrmidonların kralıydı; kapısını ona sonuna kadar açtı, kalbini ona emanet etti. Bir gün eline bir çocuk tutuşturdu: Akhilleus. Phoiniks artık bir kral oğlu değil, koca Akhilleus’un lalası, akıl hocası ve koruyucusuydu.

Troya kıyılarını hatırlarsınız, hani o gökyüzü sakinlerinin bile nefesini tutup izlediği koca savaş? Akhilleus, o genç ve delişmen yüreğiyle öfkeye kapılıp çadırına kapandığında, herkes ondan korkarken yanına sadece Phoiniks yaklaşırdı. Ona eski kralların masallarını anlatır, "Öfke, bir yiğidi beslemez, sadece tüketir" diye öğüt verirdi. O kadar sadıktı ki, Patroklos’un yasında onunla birlikte ağladı, Akhilleus’un hüznüne kendi ömrünü kattı.

En sonunda, Akhilleus toprağa karışıp da o koca yiğit yok olduğunda, Phoiniks artık çok yorulmuştu. Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’u alıp Troya’ya getirmek üzere yola çıktı. Ama görünüşe göre, uzun ve meşakkatli ömrü orada, yolların tozunda nihayete erdi. Neoptolemos, ona olan vefasını, onu törenle toprağa vererek gösterdi.

Gördünüz mü? Bir adamın hayatı, sadece kurduğu şehirlerle değil, kime lala olduğu, kime evlat olduğu ve kimin yasını tuttuğuyla yazılırmış. Hadi şimdi, biraz da güneşin batışını izleyelim. Şurada biraz dinlenmiş şarabım var, isteyenin kadehine bir damla damlatabilirim, ama unutmayın; hikayeler gerçek şaraptan daha baş döndürücüdür.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme