Thesauros Mythology Phlegyas

Phlegyas

Phlegyas

Kızına yapılan haksızlığın hıncıyla Apollon’un tapınağını yakmaya cüret eden, bu öfkesi yüzünden yeraltı dünyasında ağır cezaya çarptırılan bir kral.

Phlegyas, İksion’un soyunu başlatan figür olmanın ötesinde, tanrısal hiyerarşinin kutsal saydığı dokunulmazlığa karşı girişilen bir başkaldırının öznesidir. Kızı Koronis’in, tanrısal bir zorbalığın keyfi arzusuna kurban edilmesini, mutlak iktidarın bir gaspı olarak okur. Bu müdahale, tanrısal iradenin yeryüzündeki fiziksel tezahürü olan Delphoi tapınağını hedef aldığında, aslında sadece bir yapının yıkımı değil, gökyüzünden yeryüzüne dayatılan tahakküm düzenine yönelik bir reddediş biçimidir. Ancak bu karşı duruş, yeraltının sonsuz cezasına mahkum edilerek boğulmuş; otoritenin kendi yasasını çiğneyene biçtiği o kadim ve nihai sessizliğe terk edilmiştir.
Silenos
Gel bakalım şöyle, ateşin başına iliş. Bak, sana bugün Phlegyas adında bir adamdan bahsedeceğim. Öyle her babayiğit gibi değil, biraz gözü kara, biraz da aklını öfkesine kaptırmış bir adamdı. Phlegyas dendi mi, eski topraklar bilir; kendisi meşhur İksion’un babasıdır. Ama bugün mevzumuz oğlu değil, kendisinin o başına buyruk, koca yürekli olduğu kadar da fevri olan inadı.

Phlegyas’ın biricik kızı Koronis, güzelliğiyle dillere destandı. Öyle ki, ışıkların efendisi Apollon’un bile gözlerini kamaştırmıştı. Ancak işler pek de hayal ettiğimiz gibi huzurlu gitmedi. Apollon ile Koronis’in yolları kesiştiğinde, ortaya tıp ilminin babası Asklepios çıkacak, ama bu durum Phlegyas’ın içine bir köz gibi düşecekti.

Phlegyas, kızına gelen bu talihsizliği hazmedemedi. Kalbi öfkeden öyle bir karardı ki, gökyüzü sakinlerinin en kudretlilerinden birine, yani Apollon’a karşı kılıç çekmeye yeltendi. Akıl karı değil, değil mi? Ama insan öfkeye kapıldı mı, gözü ne dev aynasını görür ne de tanrıların kudretini.

Bu deli dolu adam, Apollon’un tapınağına, o kutsal Delphoi’ye göz dikti. "Bu düzeni bozacağım, o tapınağı yerle bir edeceğim!" diye gürledi. Sanırsın bir dağı eliyle yerinden oynatacak. Ama ne oldu biliyor musun? Tanrıların huzuruna kafa tutmak, bir devenin iğne deliğinden geçmeye çalışması kadar zordu.

Apollon, kendi tapınağına uzanan o küstah eli görmezden gelmedi elbet. Phlegyas’ın bu hatası, onun sonu oldu. Öyle bir ceza aldı ki, yeraltının karanlık dehlizlerinde, yani Hades’in o kasvetli topraklarında, yaptığının bedelini ödemeye mahkum edildi. Hani derler ya, "ateşle oynayan elini yakar", Phlegyas da kendi yaktığı ateşin ortasında kaldı.

Şimdi söyle bakalım, öfke bir insana ne kadar yakışır? Phlegyas gücüyle değil, hırsıyla hatırlandı. Ama bak, şurada oturup yıldızlara bakarken bile şükretmek lazım; bizler toprağın kokusunu, güneşin sıcaklığını duyabiliyoruz ya, o Hades’in derinliklerinde artık ne gün ışığını görüyor ne de rüzgarın sesini duyuyor.

Hadi, testideki serin sudan bir yudum al da içini ferahlat. Hayat bazen böyledir; bir anlık hırs, koca bir ömrü gölgelere mahkum edebilir. Sende o ışık var, o hırsı akılla dizginlemeyi bil, olur mu?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme