Thesauros Mythology Penia

Penia

Penia

Yoksulluğun tanrıçası Penia, Poros ile birleşerek aşk tanrısı Eros'u dünyaya getirmiştir. İhtiyacın ve arzunun kadim, köksüz simgesidir o.

Yoksunluğun cisimleşmiş hali olan Penia, varoluşun kıyısında bekleyen kadim bir gölge gibidir. Platon’un *Şölen*’inde kayıt altına alınan o muğlak gecede, varlık ile yokluk arasındaki hiyerarşiyi sarsan bir hamleyle, bolluğun efendisi Poros’un boşluğundan faydalanarak arzunun tohumunu kendinde gizlemiştir. Kendi sınırlı alanında, muktedirin bolluğuna muhtaçmış gibi görünse de, aslında arzunun efendisi olan Eros’u doğurarak, düzenin en temel dinamiğini kendi mahrumiyetinden inşa eden bir stratejisttir; zira tahakküm, yalnızca gücü elinde tutanla değil, boşluktan beslenenle de kendini yeniden üretir.
Silenos
Bak evlat, şöyle kıvrıl şuraya, ateşin çıtırtısını dinle. İnsanlar her zaman bolluktan, altından, gümüşten bahsederler değil mi? Ama hiç "Yoksulluk" ile tanıştın mı? Adı Penia'dır onun. Gökyüzü sakinleri arasında biraz dışlanmış, biraz da herkesin görmezden geldiği o solgun, hırpani ama şaşırtıcı derecede kurnaz figür.

Penia, öyle sanıldığı gibi sadece bir eksiklik değildir; o, çaresizliğin içindeki o tuhaf, huysuz inadın kendisidir. Bir gece, bu dünyadaki en büyük kaynaklardan biri olan, yani o bitmek bilmez kurnazlığı ve yolu temsil eden Poros, Dionysos’un bahçelerinden birinde, biraz fazla içip sızıp kalmış. İşte tam o an, Penia’nın fırsat kolladığı andı.

Bilirsin, yokluk çeken insan bir yolunu bulup o açlığı doyurmak ister. Penia da tam olarak bunu yaptı. Kendine o gece bir şans yarattı, gidip Poros’un yanına kıvrıldı. Belki biraz kurnazca, belki biraz umutsuzca... Ama sonuç ne oldu biliyor musun? O birliktelikten, aşkın ve tutkunun ta kendisi, yani Eros dünyaya geldi.

Şimdi oturup düşün bir bakalım: Aşk dediğin şey, aslında hem Penia’nın o hiç bitmeyen açlığına hem de Poros’un o sınırsız zekasına sahip değil midir? Aşık olan insan biraz fakirdir, çünkü elindekini yetersiz bulur; ama aynı zamanda bir o kadar zekidir, çünkü sevdiğine ulaşmak için binbir türlü yol icat eder.

İşte Penia böyle bir tanrıça. Öyle bir köşeye atıp unutabileceğin, silik biri değil. O olmasa, aşk da olmazdı, çaba da. İnsan bazen biraz yoksun hissetmeli ki, elindekiyle ne kadar büyük şeyler yaratabileceğini fark etsin.

Hadi, şimdi biraz daha ateşin yanına sokul. Bak, kadehimin dibinde kalan son damla gibi, hikayeler de bitince insanın damağında hep biraz daha fazlasının özlemini bırakır. Penia da böyledir işte; insana hep "daha fazlasını" aratan o huzursuz kıvılcımdır.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme