Thesauros Mythology Parthenopaios

Parthenopaios

Parthenopaios

Atalante’nin yiğit oğlu, Thebai surları önünde can veren, güzelliğiyle nam salmış Yediler’in en genç ve cesur savaşçısı Parthenopaios.

Thebai'ye karşı girişilen o meşum Yediler seferinin ön saflarında yer alan figürlerden biri; kökeni, mitin yerleşik anlatılarında Atalante ile Meleagros’un birleşimine dayandırılır. İsmi, antik dilde "kız" anlamına gelen *parthenos* kökünden türetilmiş olup, annesinin uzun süren bekaretine ve toplumsal sözleşmelerin dışında kalan o özgün varoluşuna atıfta bulunur; bu durum, bireyin biyolojik mirasının dahi iktidarın denetiminde bir adlandırma nesnesine dönüştüğünü fısıldar. Kusursuz bir endamla tasvir edilen, gençliğin ve gücün o göz alıcı cazibesiyle teçhiz edilmiş bu yiğit, otoritenin sınırlarını tayin eden Thebai surlarının gölgesinde, iktidar oyunlarının nihai bedeli olan ölümle buluşmuştur.
Silenos
Gel bakalım ufaklık, şöyle ateşin yanına kıvrıl. Gözlerini kapat, birazdan anlatacaklarımın tozlu toprakları burnuna dolana kadar hayal etmeye başla. Bugün sana, hem bir rüzgar kadar çevik hem de bir o kadar hüzünlü o yiğitten, Parthenopaios’tan bahsedeceğim.

Onun hikayesi, vahşi ormanların kızı, avcıların en hızlısı Atalante ile başlar. Annesi öyle bir kadındı ki, bir geyiği koşu yarışında geçebilirdi! İnsanlar ona "Parthenos", yani "bakire" derlerdi; çünkü o kalbini ormanlara ve yayına adamıştı. İşte bu Parthenopaios, o görkemli kadının dünyasına doğdu. İsmi de buradan geliyor; "Bakirenin oğlu" diyorlar ona. Sanki gökyüzü sakinleri, onun ismini daha doğmadan kaderinin taşlarına kazımışlar.

Bir bilsen nasıl bir delikanlıydı... Thebai surlarının önüne geldiğinde, sanki bir tanrı heykeli yerinden kopup yürümeye başlamış sanırdınız. Omuzları geniş, bakışları ise bir şahininki kadar keskin ve berraktı. Yürüyüşünde, rüzgarı bile kendine hayran bırakan bir eda vardı. Elinde tuttuğu o yayı, sanki vücudunun bir parçası gibi kullanırdı. Öyle bir yiğitti ki, onu gören herkes "Bu çocuk, ölümlülerden değil, olsa olsa bir gökyüzü sakininin yeryüzündeki yansımasıdır" derdi.

Ama kader, bilirsin evlat, bazen çok acelecidir. Thebai’nin o yüksek, koca surlarının önünde güneş ışıldarken, Parthenopaios sadece bir savaşçı değil, bir şiirin en hüzünlü dizesi gibi parlıyordu. Herkes onun zaferle döneceğini, adının ozanların dilinde yüzyıllarca yaşayacağını sanıyordu. Ne yazık ki, savaşın soğuk nefesi gençliğin o parlak güneşini gölgelemekte gecikmedi.

Surların önünde, toprak ana onun yiğit bedenini kucakladığında, gökyüzü bile biraz kararır gibi oldu. Gençti, güzeldi ve en önemlisi, korkusuzdu. Bugün onun adını anarken, sadece bir savaşçıyı değil, aslında hiç solmayacak bir bahar çiçeğinin erkenden koparılışını hatırlarız.

Hadi, şimdi biraz susalım. Ateşin çıtırtısı bu kadim çocuğun hikayesini tamamlıyor. Bir yudum serin su iç de boğazın açılsın; daha anlatacak çok masalım, hatırlayacak çok hatıram var.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme