Thesauros Mythology Orphik (ya da Orfeizm, yani Orpheus Tarikatı)

Orphik (ya da Orfeizm, yani Orpheus Tarikatı)

Orphik (ya da Orfeizm, yani Orpheus Tarikatı)

Orpheus’a dayanan bu mistik inanç, bedeni bir mezar gören ruhun; arınma, vejetaryenlik ve dürüst yaşamla tanrısal ölümsüzlüğe ulaşmasını hedefler.

Behçet Necatigil’in *100 Soruda Mitologya* eserinde sunduğu perspektif, bu mistik geleneğin izini sürmek adına temel kabul edilmiştir.

Trakya’nın coğrafi sınırlarını aşarak VI. yüzyılda Yunanistan ve İtalya’ya yayılan Orphik inanç sistemi, köklerini ozan, kahin ve büyücü vasıflarıyla tanınan Orpheus’un otoritesinde bulur. Homeros destanlarının tanrısal hiyerarşisinde tatmin edilemeyen ruhsal boşluklar, bu dionysik-mistik kurtuluş öğretisiyle doldurulmaya çalışılır. Kozmogoni, Khronos’un (Zaman) evreni yaratmasıyla başlar; ardından tanrı Phanes vücut bulur. Hem eril hem de dişil özü barındıran Phanes’in Nyks (Gece) ile birleşimi Gaia (Toprak), Uranos (Gök) ve Khronos’u doğurur. Ancak mutlak iktidarın devri, Zeus’un Phanes’i yutarak evrenin kontrolünü zorla ele geçirmesiyle sağlanır; bu, kozmik yönetimin bir başka gücü sindirerek kendini tahkim etmesidir.

Zeus’un kızı Persephone-Demeter ile birleşiminden doğan Dionysos-Zagreus, Titanlar tarafından parçalanıp yutularak kurban edilir. Zeus’un yıldırımlarıyla Titanları küle çevirmesi bir cezalandırma eylemi olarak okunurken, bu küllerden insanlığın doğuşu, iktidarın yıkım üzerine kurulu inşasını temsil eder. İnsan, kendi içinde Titanların karanlık dürtüleriyle Dionysos’un tanrısal iyiliğinin çatışmasına mahkumdur; Athena tarafından kurtarılan yürekten doğan Dionysos-Lyseus (Kurtarıcı) ise Zeus’un otoritesini yeniden meşrulaştıran bir güçtür.

Orphik anlayışa göre beden (*soma*), ruhun özgürleşmesini engelleyen bir hapishane, bir mezardır (*sema*). Ruh, kendine dayatılan bu Titanik ağırlıklardan sıyrılmak için sürekli bir arınma döngüsü içinde farklı bedenlere göç eder. Et ve yumurta gibi canlı ürünlerden el çekilerek sürdürülen dürüst yaşam, iktidarın belirlediği günah döngüsünden çıkış çabasıdır. Öte dünya, bu disipline uyum sağlayanlar için bir ödül, itaat etmeyenler için ise Tartaros’un karanlığına sürgün edilme tehdididir. Bu kökten gelen öğretiler, Pythagoras felsefesinin temelindeki ruhsal ve toplumsal nizam anlayışını da derinden şekillendirmiştir.
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş. Sakallarımın arasındaki şu kurumuş üzüm çöpüne takılma, dinle beni... Sana anlatacaklarım öyle alelade bir masal değil; hani o çok bilmişlerin kitaplarına sığdıramadığı, insanın ruhunun derinliklerinde fısıldanan o eski gizemden bahsedeceğim. Orpheus’u bilirsin, hani lirinin tellerine dokunduğunda ağaçları bile yerinden oynatan o mahir şarkıcıyı... İşte bütün bu hikaye, onun kurduğu o gizli yolla başlıyor.

Her şey, zamanın henüz emeklediği o kadim günlerde, Khronos yani bizzat "Zaman" ile başladı. O, koca evreni dokudu ve içinden ışıl ışıl parlayan Phanes doğdu. Düşünsene; hem güneş gibi parlak hem de ay gibi gizemli, hem erkek hem dişi... Sonra bu düzen sürdü gitti, ta ki gökyüzü sakinlerinin kralı Zeus, tüm gücü eline alana dek. Ama mesele burada karışıyor, çünkü Zeus bir gün kızı Persephone ile birleşip küçük Dionysos’u, yani Zagreus’u yarattı.

İşte bu çocuk, dünyanın en hazin ama en güzel sırrını taşıyordu. Fakat gökyüzünün o öfkeli Titanları, kıskançlıklarına yenik düşüp zavallı çocuğu parçaladılar. Neyse ki Athena, o zeki tanrıça, çocuğun kalbini kurtarıp Zeus’a getirdi. Zeus da onu yuttu ve Dionysos tekrar, bu kez kurtarıcı olarak dünyaya geldi.

Peki, biz insanlar nereden mi geldik? O Titanlar vardı ya hani, Zeus onları yıldırımlarıyla küle çevirdiğinde, o küllerden biz insanlar türedik. Yani içimizde hem Titanların o karanlık, bencil yanı var hem de parçalanan Dionysos’un o tanrısal, ışıklı parçası. Anlayacağın, her birimizin içinde bir savaş var. Ruhumuz, beden denen o ağır kafese hapsolmuş küçük bir kuş gibi; aslında ait olduğu o yüce yere, öteki dünyaya dönmek için çırpınıp duruyor.

O yüzden Orphiklerin dediği gibi, ruhun bu çileli yolculukta temizlenmesi gerek. Kaç kez başka bedenlere girdik, kaç hayat eskittik, kim bilir? Temizlenmek için, yani o Titan mirası kötülükten arınmak için, canlıların hayatına kastetmekten kaçınmalı, dürüst ve sade bir ömür sürmelisin. Eğer kalbini bu yolla cilalarsan, vakti gelip de bu diyardan göçtüğünde, seni mutlu bir yuva bekler. Ama ya o karanlık tarafa teslim olanlar? Onlar, karanlığın en derin köşesi olan Tartaros bataklıklarında kendilerini ararken bulurlar.

İşte böyle küçük dostum. Pythagoras gibi nice bilge de bu öğretinin peşinden gitti, hayatı bir terazi gibi tarttı. İnsanın içindeki o kutsal kıvılcımı korumak, biraz çaba, biraz da dikkat ister. Şimdi, şu kadehimde kalan son damlayı senin için değil, bu derin bilgeliğin hatırına içiyorum. Dünya dediğin yer, ruhun arındığı koca bir okuldan ibaret; derslerini iyi çalış ki, sınıftan geçtiğinde ışığa kavuşabilesin. Hadi, şimdi git de rüyanda Phanes’in o parlak kanatlarını gör.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme