Thesauros Mythology Opheltes

Opheltes

Opheltes

Nemea kralının trajik sonlu bebeği; yedi komutanın seferi sırasında bir yılan tarafından sokularak öldürülen ve Nemea Oyunları'nı başlatan masum çocuk.

Opheltes, Nemea kralı Lykurgos ile Eurydike’nin henüz beşikteki oğluydu; Hypsipyle’nin bakıcılığı altında, kaderin ağlarına takılmadan hemen önce, bir su kaynağı başında yitip giden masumiyetin simgesine dönüştü. Sarayın korunaklı duvarları ardında yetişen bu çocuk, yetişkinlerin toprağı boydan boya kateden iktidar hırslarının ve kahramanlık anlatılarının gölgesinde, sadece bir anlık dikkatsizliğin değil, aslında o hiyerarşik düzenin doğasında var olan ihmalin kurbanı oldu. Bir bebeğin yaşamı, soylu misafirlerin ihtiyaç duyduğu bir yudum su uğruna feda edilirken, Hypsipyle’nin kolları arasındaki o varlık, otoritenin kendi devamlılığı için en zayıf halkayı nasıl kolayca harcayabileceğinin sessiz tanığıydı; zira o, hiçbir zaman kendi iradesiyle yönetemeyeceği bir dünyanın, büyüklerin savaşlarına ve ayinlerine kurban edilen en savunmasız piyonuydu.
Silenos
Gel bakalım küçük dostum, ateşin kıyısına iyice sokul. Üşümüşsün, biraz daha yaklaş... Şöyle derin bir nefes al da anlatayım sana. Hypsipyle’i duymuşsundur belki, o Lemnos adasının kraliçesi, acılarla yoğrulmuş soylu kadın... Ama bugün sana onun hikayesinden ziyade, kucağında taşıdığı o hüzünlü emanetten, küçük Opheltes’ten bahsedeceğim.

Nemea sarayında, kralların görkemli gölgesinde büyüyen, henüz süt kokulu bir bebekti Opheltes. Hypsipyle, onun bakıcısıydı. Kadın, memleketinden uzakta, sürgündeyken bu minik prense gözü gibi bakardı. Bir gün, güneş pırıl pırıl parlıyor, kuşlar ağaçlarda cıvıldarken, Hypsipyle küçük prensi bir çayırın ortasında, yeşil yaprakların arasına bırakıverdi. Ah, o kutsal gökyüzü sakinleri bazen yazgıyı öyle kördüğüm yaparlar ki, insanın aklı şaşar!

Hypsipyle, bir su kaynağı bulmak için azıcık uzaklaştı. Ancak doğanın dengesi, insanoğlunun ihmalini affetmez. Opheltes, o masum bebek, çayırda kendi halinde oynarken, çimenlerin arasında gizlenen devasa, simsiyah bir yılanın gazabına uğradı. Koca gövdeli, zehirli bir yaratıktı bu; sanki yeraltının soğuk nefesini taşımaktaydı.

Döndüğünde... Ah, o anı anlatmak yüreğimi burkuyor. Her şey çok geçti. Bebek, o büyük yazgının ilk kurbanı olmuştu bile. Orada, o yemyeşil çayırda, koca koca kahramanlar toplandı sonra. Bu acı olay, bildiğimiz o meşhur Nemea Oyunları’nın doğmasına sebep oldu. İnsanlar, Opheltes’in anısına yarışlara başladılar; zafer çelenkleri, bu küçücük yaşamın anısına takıldı.

Biliyor musun, bazen en büyük kahramanlıklar, en küçük yaşamların ardından gelen gözyaşlarıyla başlar. Hypsipyle’in kederi, bir efsanenin harcı oldu. İşte öyle, evlat; gökyüzü sakinlerinin oyunları bazen bir kelebeğin kanadında, bazen bir bebeğin nefesinde biter.

Hadi, gözlerini kapat şimdi. Bir sonraki sefere sana daha neşeli, ayakları yere basan hikayeler anlatırım. Ama unutma, her şarabın tortusu olduğu gibi, her efsanenin de dibinde biraz keder vardır. Tadını çıkarsan da, tortusunu da yudumlamayı bilmelisin.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme