Thesauros Mythology Odysseia

Odysseia

Odysseia

Odysseia, sadık eşine ve yuvasına dönmeye çalışan Odysseus'un engellerle dolu, geriye dönüşlerle örülü destansı ve zamansız bir yolculuk hikayesidir.

İlyada kolektif bir yıkımın, Odysseia ise tekil bir iradenin tahakküm arayışıdır. Günümüz okuru için bu metin artık kadim bir destan değil, iktidarın kurulumunu ve meşruiyetini işleyen kurgusal bir anlatıya, adeta bir film karesine dönüşmüştür. Troya’nın lineer anlatısından farklı olarak Odysseia, iktidarın geçmişten bugüne taşınan travmalarıyla örülü; geriye dönüşler, gizli ajandalar ve yer değiştiren sahnelerle örgülenmiş bir zihin haritasıdır. Destan beş ana bölümde, egemenliğin farklı veçhelerini sergiler:

I. Telemakhia (I-IV): İktidarın miras yoluyla devri ve meşruiyet arayışı.
II. Kalypso’nun adası (V): Özgürlüğün ve tahakkümün sınırları.
III. Phaiak’ların ülkesi (VI-IX): Dış dünyanın yabancısı olarak Odysseus.
IV. Odysseus’un anlatısı (IX-XII): Güçlünün kendi tarihini yazma tekeli.
V. İthake (XIII-XXIV): İktidarın gaspçılardan geri alınması ve şiddetin meşrulaştırılması.

Destanın yirmi dört bölümlük seyrinde, tanrıların gözetimi altında bir düzenin inşası sürer:

I. (α) İlahi irade ve Athene’nin müdahalesiyle Telemakhos’un uyarılması. II. (β) Bir yönetim krizinin parçası olarak Ithake toplantısı ve Telemakhos’un arayışa çıkışı. III. (γ) Pylos’ta geçmişin otoritesine, Nestor’a sığınma. IV. (δ) Menelaos ve Helene’nin sarayında meşruiyet tazeleme; aynı anda Ithake’de bir iktidar oyununun, pusunun kurulması. V. (ε) Tanrıların kararıyla esaretin bitişi ve Odysseus’un fırtınalı direnişi. VI. (ζ) Nausikaa ile karşılaşma; güçsüz bir konumda olmasına rağmen otoritesini yeniden kurmaya hazırlanan Odysseus. VII. (η) Phaiak sarayında itibar ve koruma arayışı. VIII. (θ) Ozanın sesinden kahramanlığın kutsanması ve Odysseus’un gizli kimliğinin ağırlığı. IX. (ι) Kikonlar ve Kyklops’un (Polyphemos) karşısında güç dengeleri; kaba kuvvetin zeka ile alt edilmesi. X. (κ) Aiolos’un rüzgarları, Laistrygonların vahşeti ve Kirke’nin ikna edici kudreti. XI. (λ) Teiresias’ın kehanetiyle ölüler ülkesinde iktidarın sınırlarını görme. XII. (μ) Skylla ve Kharybdis geçidinde bir liderin tayfası üzerindeki tartışmasız hükmü ve tek başına hayatta kalış. XIII. (ν) İthake’ye dönüş ve çoban Eumaios’un mütevazı iktidar alanına giriş. XIV. (ξ) Dilenci kılığında dahi olsa manipüle etme sanatı. XV. (ο) Telemakhos’un dönüşü ve sınıfsal rollerin yeniden dağılımı. XVI. (π) Baba-oğul arasında, taliplere karşı kurulan şiddet merkezli plan. XVII. (ρ) Sarayda bir dilenci olarak dışlanma ve sadakatin sadık bir köpekte somutlaşması. XVIII. (σ) İros ile kavga; iktidar hiyerarşisinin alt basamağında dahi görülen rekabet. XIX. (τ) Eurykleia tarafından tanınma ve geçmişin izlerini taşıyan beden. XX. (υ) Saray içindeki gerilimin tırmanışı. XXI. (φ) Yay üzerinden kurulan nihai egemenlik testi. XXII. (χ) Taliplerin tasfiyesi; iktidarın arındırılması ve kanlı bir yeniden inşanın ilanı. XXIII. (ψ) Penelopeia’nın şüphesi ve meşruiyetin onayı. XXIV. (ω) Hades’te ruhların yankısı, babası Laertes ile buluşma ve Athene’nin gözetiminde, ölülerin acısından kurulan geçici barışla son bulan tahakküm dizgesi.
Silenos
Gel bakalım şöyle, otur yanıma evlat. Üzerindeki tozu toprağı silkele, bak gökyüzü sakinleri bugün bize ne güzel bir gün bağışlamış. Elindeki şu parşömen yığınlarına bakma sen, onlar sadece kağıt. Asıl mesele, içinde saklanan o kadim rüzgarda. Hani herkes İlyada’yı bilir ya, o koca savaşın, o kanlı meydanların hikayesidir. Ama Odysseia… Ah, o başka! O bir kişinin, bir insanın, koca denizin ortasında evine dönmeye çalışan o inatçı gezginin, yani Akhilleus’un yanından dönen o zeki adamın hikayesidir.

Bunu bir roman gibi oku, hatta gözlerini kapa, zihninde bir film şeridi gibi oynat. Troya’daki gibi dümdüz bir yol değildir bu. Bu hikaye, denizin dalgaları gibidir; bazen ileri gider, bazen hatıralarla geri döner, bazen seni bir adada uyutur, bazen bir sarayda şölen sofrasına oturtur.

Dinle bak, bu uzun yolculuğu beş parçaya bölerler:

Önce **Telemakhia** ile başlar. Odysseus’un oğlu Telemakhos, daha bıyığı yeni terlemiş bir delikanlı, evde huzursuz. Babası yıllardır yok, annesi Penelopeia’yı ise baş belası talipler sarmış. Çocuk babasını aramaya çıkıyor, Nestor’ların, Menelaos’ların kapısını çalıyor. O sırada bizim Odysseus, güzel peri Kalypso’nun adasında mahsur! Ama gökyüzü sakinleri, özellikle de bilge Athena, artık "yeter" diyor.

Sonra bakarsın ki, bir salın üzerinde, fırtınanın ortasında, Phaiak’ların kıyısına vurmuş bizimki. Nausikaa adında genç bir kız buluyor onu. Sonrası şölen, sonrası anı! Odysseus oturuyor masaya, başlıyor anlatmaya; o tek gözlü dev Polyphemos’tan nasıl kurtulduğunu, rüzgar tanrısı Aiolos’un tulumunu, Kirke’nin sihirli iksirlerini ve o ürkütücü ölüler ülkesine yaptığı yolculuğu… Sanki biz de onunla o gemideymişiz gibi!

En sonunda, o meşhur eve, İthake’ye dönüyor ama nasıl? Kral gibi değil, üstü başı perişan bir dilenci kılığında! Köpeği Argos dışında kimse tanımıyor onu. Sarayda o kendini bilmez taliplerin, karısı Penelopeia’ya nasıl musallat olduğunu görüyorsun. Sonra o büyük yay hikayesi… Hani şu sadece Odysseus’un gerebildiği! O yay bir gerildi mi, o ok bir uçtu mu, ortalık birbirine giriyor.

Athena’nın kalkanı, Odysseus’un kurnazlığı, Penelopeia’nın bitmek bilmeyen sabrı… Hepsi birleşiyor. Sonunda Hades’e giden o taliplerin gölgeleri, bir babanın oğluna kavuşması ve gökyüzü sakinlerinin müdahalesiyle barışın gelişiyle perde kapanıyor.

Görüyor musun? Bu sadece bir geri dönüş hikayesi değil. Bu, insanın kendi evini, yani kalbini arama hikayesi. Şimdi söyle bakalım, o koca denizde sen olsan, o kadar maceradan sonra eve dönmek için hangi rüzgarı beklerdin? Hadi, içinden bir yudum su al ve düşün; çünkü anlatılacak daha çok şey var.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme