Thesauros Mythology Nemesis

Nemesis

Nemesis

Nyks’in kızı Nemesis, ölçüsüzlüğü ve kibri cezalandıran tanrısal öcün sembolüdür. Zeus’tan kaçıp kaz formuna girmiş, adaletiyle gururu yerle bir etmiştir.

Gece'nin kızı olarak karanlıktan doğan Nemesis, hem somut bir tanrısal figür hem de haddini aşanları hizaya getiren soyut bir denge arayışıdır. Zeus'un mutlak arzusu karşısında şekilden şekile girerek, bir kaz suretine bürünüp kaçmaya çalışması; kaçınılmaz tahakkümün, en özgür görüneni bile kendi düzlemine çekme arzusunu fısıldar. Nihayetinde kuğuya dönüşen iktidarın zorlamasıyla var olan o yumurta, Helen ve Dioskurlar ile tarihin akışına dahil olur; böylece ilahi rıza kisvesi altında otoritenin üremesi sağlanır.

Bir kavram olarak Nemesis, Erinyslerle kesişen yollarıyla, insanın sınırsızlığına vurulan prangayı simgeler. "Ate" ve "Hybris"in hemen ardından gelmesi tesadüf değildir; zira hırs ve körleşmiş gurur, kaçınılmaz olarak cezalandırıcı bir otoriteyi davet eder. İnsan, talihine duyduğu o meşru görünen güvenin sınırlarını aştığında, karşısında kendi yarattığı dengeleyici cezayı bulur.

Marathon yakınlarındaki tapınağında Pheidias'ın elinden çıkan o Paros mermeri, hikayenin en dokunaklı itirazıdır. Perslerin, zafer kazandıklarını varsayıp kendi kibirlerini ölümsüzleştirmek üzere getirdikleri o mermer bloklar, Nemesis’in adaletine çarparak rotasını değiştirir. İktidarın kendi görkemi için yontmaya cüret ettiği taş, yine aynı otoriteyi dengeleyen bir tanrıçanın heykeline dönüşür; böylece en görkemli tahakküm çabaları bile, tarihin sarkacında mutlaka kendi karşıtını yontmaya mahkum edilir.
Silenos
Bak evlat, şöyle otur yanıma da sana Nemesis’ten bahsedeyim. Hani şu insanların "had bilmezlik" dediği o tehlikeli ateşe elini uzatanlara, elindeki asayı hafifçe sallayıp "Dur bakalım, yerini unutma!" diyen gökyüzü sakini.

Nemesis, karanlıklar kraliçesi Nyks’in kızıdır. Öyle masallardaki gibi pamuklara sarılı biri sanma onu; o, dengeyi gözeten titiz bir hakem gibidir. Hatta bir gün, o çapkın Zeus’un gözü ona takılmış. Tanrıların kralı bu, istese yıldırım olur iner, istese yağmur olur yağar ama Nemesis öyle kolay lokma değil. Zeus onu kovaladıkça, Nemesis şekilden şekle girmiş; bir rüzgar olmuş esmiş, bir geyik olmuş ormanda izini kaybettirmiş. Sonunda bir kaz kılığına girmiş, uçup kurtulayım derken Zeus da bir kuğuya dönüşüp onu gökyüzünün sonsuz maviliğinde yakalamış. İşte o hikayeden geriye kalan yumurta, güzel Leda’nın kucağına düşmüş; içinden de o dillere destan Helene ve kahraman kardeşleri çıkmış.

Ama asıl mesele başka... İnsanlar bazen öyle bir kibire kapılırlar ki, ayakları yerden kesilir, kendilerini tanrılarla bir tutarlar. İşte Nemesis o zaman devreye girer. Hani o meşhur "Hybris" dedikleri, insanın sınırını aşan o hadsizlik var ya; Nemesis tam arkasındadır, elinde görünmez bir teraziyle. Kimi zaman öfkeli Erinysler gibi serttir, kimi zaman sessiz bir gölge gibi...

Sana bir de mermer hikayesi anlatayım da kibrin ne olduğunu daha iyi anla. Vakitsiz zamanlarda, Persler büyük bir gururla "Atina’yı dize getireceğiz!" diyerek yola çıkmışlar. Yanlarında da zafer anıtı yapmak için kocaman, bembeyaz Paros mermerleri getirmişler. Ama ne oldu biliyor musun? O kadar kibirliydiler ki, zaferi daha kazanmadan kutlamaya başladılar. İşte o an Nemesis sahneye çıktı. Perslerin o büyük zafer hayallerini yerle bir etti. O mermerler de kime kaldı dersin? Maraton yakınlarında tapınağı olan tanrıçanın heykeline! Ünlü heykeltıraş Pheidias o mermeri aldı ve ortaya öyle bir Nemesis çıkardı ki, insanlar tapınağa girerken başlarını eğip "Sınırımı biliyorum, haddimi aşmıyorum," demek zorunda hissettiler kendilerini.

Demem o ki evlat, hayatta her şeyin bir ölçüsü var. Bir kadeh şarabın tadı da o ölçüde gizlidir, insanın kendi kaderine duyduğu saygıda da. Sakın ola, elinize geçen bir başarının ya da gücün sarhoşluğuna kapılıp Nemesis’in adını unutmayın. Zira o, tam da "ben artık her şeyi yapabilirim" dediğiniz o kibirli anın hemen arkasında, sessizce beklemektedir.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme