Thesauros Mythology Nemeia

Nemeia

Nemeia

Ekhidna'nın doğurduğu, Hera'nın beslediği o yenilmez Nemeia aslanı, Herakles'in elinde son bulan korkulu bir efsaneye dönüştü.

Nemeia aslanı, soy kütüğü itibarıyla Gaia ve Pontos’tan türeyen Ekhidna ile Orthos’un birleşmesinden doğan, yeryüzünün karanlık köşelerinden yükselen kadim bir şiddetin temsilidir. Hesiodos’un anlatısında, tanrısal iktidarın yeryüzündeki gövdesi olan Hera tarafından özel bir özenle beslenip palazlandırılan bu yaratık, Nemeia coğrafyasını kendi egemenlik sahası ilan ederek çevresine mutlak bir boyun eğiş sarmalı yaymıştır. Ancak bu tahakküm, her kudretin kendi nihai sonunu yine kendi otoritesini pekiştirmek isteyen bir başkasıyla bulması gibi, Akhilleus’un soyundan gelen anlatıların gölgesinde değil, Herakles’in o meşhur müdahalesiyle yerle bir olmuştur; zira hiçbir otorite, kendisine biçilen sınırları aşan başka bir irade karşısında ebedi dokunulmazlığını koruyamaz.
Silenos
Şöyle yakınıma otur bakalım, dizlerimin dibi en rahat yerdir. Bak şimdi, sana öyle bir yaratıktan bahsedeceğim ki, bugün ormanda gördüğün o ürkek tavşanlara hiç benzemez.

Zamanın tozlu sayfalarında, **Gaia**’nın kucağında, **Ekhidna** adında, yarı kadın yarı yılan tuhaf mı tuhaf bir ana vardı. Bu ana, **Orthros** adında iki başlı bir köpekle birleşti ve ortaya öyle bir evlat çıkardılar ki, heybetinden dağlar bile titrerdi: **Nemeia** Aslanı!

Bu aslan, sıradan bir kedi gibi mırıldanmazdı tabii. Postu öyle sertti ki, ne demir kılıç kesebilirdi onu ne de bronz bir mızrak. Sanki üzerine gökyüzü sakinlerinin ördüğü görünmez, çelikten bir zırh giydirilmişti. **Hera** tanrıça, bu görkemli ama bir o kadar da yaramaz ve vahşi yaratığı çok sever, onun Nemeia ormanlarında kol gezmesini, bölgeyi haraca bağlamasını adeta bir şölen gibi izlerdi. Garibim köylüler, aslanın kükremesini duyduklarında evlerine kapanır, dışarı adım atmaya korkarlardı.

Sonra sahneye bizim **Herakles** çıktı. Hani şu omuzları geniş, kalbi cesaretle atan meşhur kahramanımız! Herakles, bu yenilmez aslanla karşılaşmaya gittiğinde, sırtında o meşhur sadak dolusu oku vardı. Ama ne fayda? Oklar aslanın o kalın derisinden sekti, sanki duvara çarpıp geri döndü!

O an Herakles şunu anladı: Kaba kuvvet ve keskin demir burada işlemezdi. Zekanı kullanmazsan, karşına çıkan dert seninle oyun oynar. Kahramanımız, aslanı inine kadar kovaladı. Öyle bir boğuşma koptu ki, sanırsın yerle gök birbirine girdi. Sonunda, o çelikten postu geçemeyen Herakles, aslanı kendi gücüyle, yani elleriyle alt etti.

İşin aslı şu evlat; o aslan sadece bir canavar değil, insanın içindeki o dizginlenemez öfkenin ya da aşılması gereken en zor engelin ta kendisiydi. Herakles onu yendiğinde, o aslanın postu artık ona bir zırh oldu. Yani aslında, hayatın sana sunduğu en sert dersleri bile gün gelir bir zırh gibi kuşanıp hayatının geri kalanında koruma olarak kullanabilirsin.

Hadi bakalım, şimdi biraz şarabımdan bir yudum alıp dinleneyim. Sen de düşün; senin hayatındaki "Nemeia aslanı" ne? Onu alt etmek için elinde ne tür bir zekan var?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme