Thesauros Mythology Neleus

Neleus

Neleus

Poseidon’un oğlu, Pylos’un kurucusu ve Nestor’un babası. İolkos’tan ayrılıp kaderini deniz kıyılarında çizen, İonya göçlerinin de izini süren bilge kral.

Tyro ve Poseidon’un birleşmesinden doğan, Pelias’ın ikiz kardeşi Neleus’un hikayesi, vahşi doğanın koruyuculuğuyla başlar. Kısrakların sütüyle beslenen bu ikizler, iktidarın hüküm sürdüğü İolkos’a döndüklerinde, Sidero’nun uyguladığı disiplini ve fiziksel baskıyı bir tehdit olarak algılarlar. Sidero’nun sığındığı tapınağın dokunulmazlığını hiçe sayan Pelias, otoritenin sınır tanımayan şiddetini icra ederken, Neleus iktidar kavgasının bir sonucu olarak kendi mekanını kurmaya yönelir. Pylos şehrini inşa ederek hiyerarşiyi bu kez kendi coğrafyasında yeniden tesis eder. On iki oğlunun Herakles ile olan çatışmada kurban edilmesi ve sadece Nestor’un sağ kalması, egemenliğin sürekliliğini sağlamaya çalışan hanedanların kaçınılmaz kayıplarını simgeler.

Kodros’un soyundan gelen diğer Neleus ise, Attika ve Messenia’dan topladığı irili ufaklı grupları, toplumsal düzeni yeniden şekillendirmek adına İonya kıyılarına sürükler. Miletos’un kuruluşu, merkezden uzaklaşan bir tahakkümün, yeni bir coğrafyada tekrar örgütlenmesinden başka bir şey değildir; zira bir düzen terk edildiğinde, yerine kurulan da yine bir sınır ve boyun eğme mekanizmasıdır.
Silenos
Şöyle bir yanaşın bakalım, ateşi biraz daha harlayın. Bakmayın benim aksakalıma ve kırışmış yüzüme; kulaklarımda hala eski çağların gürültüsü, hafızamda ise insan evladının o garip, o hırslı maceraları asılı durur. Bugün size bir değil, iki farklı Neleus'tan bahsedeyim. İkisi de farklı yolların yolcusu, ama ikisinin de kaderinde şehirler kurmak yazılı.

İlk Neleus ile başlayalım, hani şu denizin derinliklerinden gelen o meşhur Poseidon’un oğlu olan. Annesi Tyro, onu ve ikizi Pelias’ı dünyaya getirdiğinde, minik yavrular biraz talihsiz bir başlangıç yapmışlar. Dağ başında, kısrakların arasında büyümüşler; düşünsenize, süt yerine vahşi atların özgürlüğüyle beslenmişler! İnsan içine döndüklerinde ise karşılarında Sidero adında zalim bir üvey ana bulmuşlar. Analarına çektirdiklerini görünce, kanları kaynamış bu kardeşlerin. Kılıçları çekmişler, Hera’nın tapınağını bile dinlememişler; bazen gökyüzü sakinlerinin kutsal yerleri bile, öfkesi burnunda insanların hırsına engel olamaz.

Pelias ile kardeşi Neleus arasında bitmeyen bir taht kavgası baş gösterince, bizimki pılını pırtını toplamış, Peloponez’in yolunu tutmuş. Orada, denize nazır Pylos şehrini kurmuş. On iki de oğlu olmuş; az buz değil, koca bir aile! Ama kaderin cilvesi işte; o meşhur Herakles ile giriştikleri bir savaşta, on bir oğlu birden yitip gitmiş. Sadece küçük Nestor kalmış geriye. Hani şu Troya Savaşı’nda gürleyen, yaşını başını almış, bilge ve ağzından bal damlayan Nestor! Eğer Nestor bugün hala hatırımızdaysa, bu Neleus’un o hüzünlü ve bereketli mirası sayesindedir.

Bir de öteki Neleus var; Atina kralı Kodros’un oğlu olan. Bu arkadaş, birincisinden çok daha farklı bir rotaya dümen kırmış. Kalabalık bir kafileyi, Attikalı ve Messenialı cesur insanları yanına almış, Ege’nin sularını yararak İonya kıyılarına varmış. Bugün Miletos dediğimiz, filozofların, gemicilerin ve bilginlerin yurdu olan o kadim şehri işte bu Neleus kurmuş.

İnsanlar böyledir işte; kimi kılıçla, kimi gemiyle kendine bir yer arar. Biri bir imparatorluk hayaliyle Pylos’un surlarını örer, diğeri denizlerin ötesinde yeni bir uygarlık filizlendirir. Kimi zaman tanrıların oyuncağı olur, kimi zaman kendi kaderlerini avuçlarında tutarlar. Şimdi söyleyin bakalım, siz kendi şehrinizi kursaydınız, temelini hangi hayallerle atardınız?

Gözlerinizi kapatın da düşünün biraz; Neleus gibi bir kısrak sürüsünün arasında mı, yoksa yeni bir dünya kurmak için bilinmeze yelken açarak mı başlamak daha heyecanlı olurdu? Hadi, biraz daha şarap doldurun kupama, hikaye bitmez ama benim sesim bazen kurur.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme