Thesauros Mythology Myrina

Myrina

Myrina

Troya’nın ata annesi ve Amazon kraliçesi Myrina; Libya'dan Anadolu'ya uzanan fetihleri, efsanevi savaşları ve Batieia tepesindeki mezarıyla anılır.

İlyada, Troya’nın fiziksel sınırlarına dair ketumdur; ancak Amazonlar kraliçesi Myrina’nın varlığı, kentin haritasına hiyerarşik bir mühür gibi kazınmıştır. Şehrin hemen önünde, ovaya hakim, herkesin kolayca erişebildiği ancak "Batieia" olarak adlandırılan o tepe, ölümsüzlerin hafızasında "yüksek atlayan Myrrhine’nin mezarı" olarak kodlanır. Bu isim karmaşası, tanrısal otoritenin adlandırma hakkını nasıl kullandığını, insanın dünyevi sınırlarını nasıl bir "mezarlık" statüsüne indirgediğini hissettirir. Mitin bir kolunda Teuker’in kızı olarak beliren Myrina, Dardanos ile evlendirilerek krallık soyunun kutsal ve itaatkar kökeni haline getirilir; iktidarın devamlılığı, kadın bedeninin bir toprak parçası gibi mülkiyetler arası transferine dayanmaktadır.

Fakat başka bir anlatıda Myrina, bu pasif rolü reddeden yıkıcı bir güçtür. Atlantis üzerine yürüdüğünde; erkekleri tasfiye edip kadınları köleleştirerek, şiddetin ve tahakkümün yer değiştirdiği yeni bir hiyerarşi kurar. Kendi adıyla anılan kenti inşa ederken, aslında fethedilenleri kendi yasasına bağlamanın mekansal formunu oluşturur. Gorgolara karşı verdiği savaşta, esirlerin başkaldırısı ve ardından gelen katliam, iktidarın hiçbir noktada durağan olmadığını, zapt edilenin daima bir karşı-şiddet potansiyeli taşıdığını imler. Myrina’nın Libya, Mısır, Arabistan ve Anadolu coğrafyasındaki genişleyişi, merkezi bir otoritenin sınırsız yayılma arzusunun somut bir tezahürüdür; ta ki Torosları aşıp Bakırçayı kıyısında Mopsos’un elinde son bulana dek. Bu tarihselleşmiş anlatı, Amazonların isyankar ruhunu bile nihayetinde bir kralın kılıcıyla dengeleyen, tarihin döngüsel ve kaçınılmaz bir hiyerarşi kurgusuyla yazıldığını fısıldar.
Silenos
Gelin bakalım, şöyle ateşin başına biraz daha yanaşın. Sırtınızdaki yükleri, dertleri bir kenara bırakın; benim gibi yaşlı bir ihtiyarın anlattıklarına kulak verin. Bugün size öyle bir kadından bahsedeceğim ki, atının nalları yere vurduğunda toprak titrer, kılıcı şimşek gibi parladığında ise düşmanları kaçacak delik arardı. Adı Myrina. Kimileri ona "yüksek atlayan" der, kimileri Amazonların kraliçesi.

Hani Troya şehri vardır ya, surlarının önünde sarp, rüzgarlı bir tepe yükselir. Biz insanlar oraya "Batieia" deriz, yani "Çalı Tepesi". Ama gökyüzü sakinleri, yani şu yukarıdaki tanrılar, oraya bakınca başka bir isim fısıldarlar: "Myrina’nın Mezarı."

Eskiden, dünya daha gençken, kral Teuker’in kızıymış bu Myrina. Babası onu Dardanos ile evlendirince, Troya kral soyunun o meşhur atalarından biri olmuş. Ama sanmayın ki Myrina sadece saraylarda oturan, gümüş aynalara bakan bir prensesti. O, ruhunda rüzgarı taşıyanlardandı.

Duyduğuma göre, bir gün yanında binlerce kadın savaşçıyla at sürmüş. Nereye mi? Ta Okeanos’un kıyısındaki gizemli Atlantis’e! O zamanlar Atlantis, bizim bildiğimizden çok daha farklıymış. Myrina oraya girdiğinde, şehirlerin altını üstüne getirmiş. Ama öyle zalim biri de değilmiş hani; teslim olanlara cömert davranıp onlara kendi adını taşıyan yepyeni bir şehir kurmuş.

Sonra ne mi olmuş? Gorgolarla boy ölçüşmüş. O meşhur, saçları yılanlı Gorgoları duymuşsunuzdur; işte Myrina, onları bile dize getirmiş. Gerçi gece yarısı esirlerin hileleriyle çok sevdiği arkadaşları şehit düşmüş ama o, büyük bir yüreklilikle arkadaşlarını gömüp yoluna devam etmiş. Libya’dan Mısır’a, oradan Arabistan’ın kızgın güneşine, Torosların karlı zirvelerine kadar adım atmadığı yer bırakmamış.

Sonunda yolu bizim buralara, Bakırçayı kıyılarına, Bergama civarına düşmüş. Kimi masallar der ki, Mopsos adında bir krala karşı savaşırken son nefesini vermiş. Bir gün elinize bir kadeh üzüm suyu alıp Troya’nın o rüzgarlı tepesine bakarsanız, toprağın altında uyuyan bu savaşçı kadının atının kişnemesini duyabilirsiniz belki.

İşte böyle çocuklar. Hayat bazen kılıçla yazılır, bazen de toprakla örtülür. Ama unutmayın, ismi rüzgarda yankılanan hiç kimse gerçekten unutulmaz. Şimdi, söyleyin bakalım, bu kadar macerayı dinledikten sonra rüyalarınızda hangi dağları aşacaksınız?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme