Gel otur şöyle yanıma, biraz soluklanalım. Şu yaşlı gözler neler gördü, ne rüyalara şahitlik etti bir bilsen... Bugün sana, gecenin en sessiz anında, perdeler çekilip dünya derin bir nefes aldığında sahneye çıkan o mahir ustadan bahsedeceğim. Adı Morpheus.
Bilirsin, Uyku Tanrısı Hypnos’un binlerce çocuğu vardır; ama içlerinde bir tanesi var ki, elindeki fırçayla zihnimizin tuvaline en canlı, en şaşırtıcı resimleri o çizer. İsminin kökü "morphe" yani "biçim" kelimesinden gelir. Boşuna dememişler, bu genç delikanlı düşlerin mimarıdır. İnsanoğlu başını yastığa koyup da gökyüzü sakinlerinin bahşettiği o tatlı karanlığa gömüldüğünde, Morpheus işe koyulur.
O, sıradan bir düş habercisi değildir. Kanatları vardır, hem de öyle küçücük değil; kocaman, ipek gibi yumuşak ama bir o kadar da süratli kanatlar! Dünyanın bir ucundan diğer ucuna göz kırpma süresinde ulaşıverir. Hani bazen rüyanda kendini bir kuş gibi gökyüzünde süzülürken bulursun ya, işte o an Morpheus'un kanat sesini duyuyorsun demektir. Ya da sevdiğin birinin suretine bürünüp sana bir şeyler fısıldadığı o an... İşte o, Morpheus’un ustalığıdır. O, insanların kılığına girer, dostunun sesini taklit eder, bazen bir krallıkta, bazen denizlerin ortasında, bazen de çocukluğun o huzurlu bahçelerinde gezdirir seni.
Bazı geceler elinde tuttuğu o hayal perdesini öyle bir aralar ki, uyandığında bile neyin gerçek neyin düş olduğunu ayırt edemezsin. Ama unutma evlat, Morpheus bir aldatıcı değil, bir hikaye anlatıcıdır. Ruhlar biraz dinlensin, yorgun zihinler biraz olsun gerçeklerin ağırlığından kurtulsun diye gece boyunca çalışır durur.
Şimdi söyle bakalım, bu gece yastığına başını koyduğunda kanat seslerini duyarsan hiç korkma. Bırak seni uzak diyarlara götürsün, bırak sana o gizli biçimlerini göstersin. Kim bilir, belki yarın sabah uyandığında, bana Morpheus’un senin için çizdiği o düşü anlatırsın. Hadi, gözlerini yavaşça dinlendir; belki de tam şu an, yakınlarda bir yerde o büyük kanatlarını açıyordur.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun yanaklı küçük yolcum; masallarda anlatılmayan, o devasa kütüphanelerin tozlu raflarında bile saklanan bir sır var... İnsanlar uykuyu sadece yorgunluğun bir ilacı sanır, ama gerçeğin çeperi göründüğünden çok daha incedir.
Hypnos’un o karanlık, sessiz sarayında yetişen binlerce gölgeden biri olan Morpheus’u anlatırlar sana. Adının "biçim" anlamına gelen morphe kökünden geldiğini fısıldarlar; sanki sadece bir şekil değiştiriciymiş gibi. Oysa aziz evladım, kralların tahtlarında huzursuzca kıvranırken gördükleri o "biçimler" aslında birer hapis hanedir.
Hani o altın kanatlı, uçarı tanrı imgesi var ya? O kanatlar sadece hızlı uçmak için değil, insanların gerçeklerden kaçıp saklanabileceği sahte dünyalar inşa etmek içindir. Morpheus, dünyanın dört bir yanına o koca kanatlarıyla süzülürken aslında ne yapar biliyor musun? O, hırslı kralların, dünyayı ateşe veren tiranların vicdanlarını susturmak için dokudukları sisli perdelerin mimarıdır. Sana, bana, hepimize... "Seni koruyorum, sana en güzel hayali veriyorum" diyerek, zihnimizin etrafına o yumuşak ama aşılması zor surları örer.
Bak güzel kardeşim, bazen hayatın ağır yükü altında ezildiğimizde, bu koca çocukların -hani o tanrı dedikleri güç sahiplerinin- bize sunduğu rüyalar birer sığınak gibi görünür. Ama hatırla; bir rüya ne kadar güzelse, uyanışın getirdiği o soğuk gerçeklik o kadar serttir. Morpheus’un biçim verdiği o düşler, sistemin dişlileri arasında ezilenlerin acısını bir anlık unutturur, ancak uyandığında çarklar dönmeye devam eder.
Bir yudum şarabın neşesiyle söylerim ki; rüyalarda gördüğün o muazzam maskelerin ardında, aslında senin kendi özgür zihnin gizli. Bırak Morpheus kanatlarını çırpsın, bırak o biçimler dünyasında krallar kendine saraylar kursun. Sen, o rüyanın içindeki uyanık ol. Çünkü gerçek, Morpheus’un dokuduğu ipekten perdenin arkasında, çıplak ve savunmasız, ama bir o kadar da senin olmasını bekliyor.
Unutma küçük gezgin, kanatlı olan her şey uçup gitmek için değil, bazen sadece gölgelemek için vardır. Gerçeğin ışığına bakmaktan korkma, çünkü en karanlık uyku bile bir gün, kendi hakikatine uyanır.