Thesauros Mythology Meriones

Meriones

Meriones

Giritli yiğit Meriones; İdomeneus’un sadık yoldaşı, Troya savaşlarında kalkanını kuşanmış, yürekli ve çevik bir akıncı olarak destanlarda yaşar.

Girit'in kıyılarından gelen, İdomeneus’un sadakatiyle mühürlü bir gölge olarak öne çıkan Meriones; emir komuta zincirinin en ince yerinde, efendisine bağlılığın inşa ettiği hiyerarşiyi bir zırh gibi kuşanmış bir önderdir. Savaşın gürültüsünde iktidarın merkezi figürlerini tahkim eden bu figür, sadakat ile itaat arasındaki o belirsiz çizgide, asıl sahibinin iradesine kendi varlığını eklemleyerek var olur. O, kurulan düzenin çarklarında bireyselliğini, büyük bir otoritenin emrine sunulmuş bir uzantı olarak muhafaza ederken; merkezi tahakkümün meşruiyetini cephe hattında bizzat kendi elleriyle yeniden üretir.
Silenos
Bak hele, yanıma sokulun bakalım küçükler. Ateşin çıtırtısı bacaklarımı ısıtırken, size tarihin tozlu sayfalarından değil, gürültülü savaş alanlarından bir kahramandan bahsedeyim. Adı Meriones.

Girit’in o köpüklü dalgalarıyla yıkanan kıyılarından çıkıp gelmiş bir yiğit düşünün. Öyle tepeden tırnağa altınlar içinde, kibirli bir prens sanmayın onu; o, savaşın tozunu yutmuş, kurnaz ve çevik bir Giritliydi. Hani derler ya, "Giritlinin ayağı yere sağlam basar," işte Meriones de tam olarak öyleydi.

İdomeneus’u bilirsiniz, hani şu Girit kralı olan, hırçın mı hırçın adam? İşte Meriones onun hem sağ kolu hem de en sadık yoldaşıydı. İdomeneus bir kükredi mi, Meriones hemen yanında biterdi. Sanki gökyüzü sakinlerinin birbirine bağladığı bir kader ipliği gibiydiler. Biri kılıcını çektiğinde, diğeri zaten kalkanını kaldırmış olurdu. İlyada’nın o meşhur, kanlı mı kanlı sayfalarında, sanki bir dans pistindeymiş gibi yan yana çarpışırlardı.

Meriones’i diğerlerinden ayıran neydi biliyor musunuz? O sadece kaba kuvvetine güvenenlerden değildi. Okunu attığında rüzgarın sesini duyar, mızrağını fırlattığında ise sanki yerçekimi ona biraz kıyak geçermiş gibi hedefi tam on ikiden vururdu. Bir gün elinde bir mızrakla, diğer gün kalkanıyla, o hengamenin içinde adeta bir gölge gibi hareket ederdi. Ne zaman başları sıkışsa, ne zaman savaşın dengesi şaşsa, Meriones bir yerden fırlar ve "İşte, buradayız!" dercesine ortalığı karıştırırdı.

Kadehimdeki üzüm şırası kadar kıvrak bir zekası vardı. Öyle destanlardaki gibi hep ciddi, hep ağır başlı biri sanmayın onu; bazen bir dostun güvenini kazanmak, bazen de bir düşmanın gözünü korkutmak için nasıl hareket etmesi gerektiğini çok iyi bilirdi. İdomeneus ile aralarındaki o sıkı bağ, sanki yüzyılların eskitemeyeceği bir dostluktu. Birisi için canını ortaya koymak, bizim zamanımızda olduğu gibi o zamanlarda da nadir bulunan bir mücevherdi.

Şimdi söyleyin bakalım, sizce savaşın içinde sadece kas gücü mü önemlidir, yoksa Meriones gibi zekice hamleler yapan sadık bir dostun varlığı mı? Ben bilirim, insanın arkasını yaslayabileceği bir dostu varsa, dünya o zaman yaşanılır bir yer olur. Hadi, şimdi biraz dinlenin; bir dahaki sefere size Meriones’in o meşhur sadakatinden daha heyecanlı bir şeyler anlatırım, ha ne dersiniz?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme