Gel bakalım evlat, şöyle ateşin kenarına iliş. Hah, şöyle... Ayaklarını uzat, biraz ısın. Bugün sana gökyüzü sakinlerinin bile adını fısıldarken seslerini biraz kıstığı o ürkütücü kız kardeşlerden birini anlatacağım. Hani şu elinde gümüşten bir asa değil de, kıvrılmış zehirli yılanlar tutan Megaira’yı...
Megaira, Erinys denilen o meşhur üçlüden biridir. Ama öyle masallardaki gibi pamuk şekerden ya da peri tozundan yapılmamışlar tabii. Onlar, düzen bozulduğunda, birileri haddini aşıp büyük hatalar yaptığında sahneye çıkan, adeta yeryüzünün vicdan bekçileridir.
Kız kardeşlerinin aksine Megaira, "kıskançlık ve gazap" ile anılır. Hani bazen içinizdeki o küçük ses; yanlış bir şey yaptığınızda sizi huzursuz eder, uykularınızı kaçırır ya? İşte Megaira, o huzursuzluğun ete kemiğe bürünmüş halidir. O, insanların yaptığı hataları asla unutmaz. Bir gölge gibi peşlerine düşer, öyle bir nefes alır ki ensenizde, sanki tüm dünya üzerinize yıkılıyormuş gibi hissedersiniz.
Eski zamanlarda, birisi yeminini bozduğunda ya da birine büyük bir haksızlık ettiğinde, Megaira’nın yılan saçlı gölgesi hemen o evin eşiğinde belirirdi. Şakacı olduğumu biliyorsun, severim neşeyi ama Megaira’nın yanında şakalar pek sökmez. O, ciddiyetin ve sonucun tanrıçasıdır. Eğer biri, hakkı olmayana el uzatırsa, Megaira’nın o keskin bakışlarını üzerinde hissetmemesi imkansızdır.
Yine de korkma evlat; o sadece adaletin terazisi şaştığında ortaya çıkar. Kimseye sebepsiz yere musallat olmaz. Aslında o, kaosun içindeki dengeyi koruyan o sert, o tavizsiz bekçidir. Bazen bir insan hata yaptığında, Megaira onun içindeki vicdanı dürter. "Bak ne yaptın, bak neye sebep oldun!" diye fısıldar o yılanların tıslamasıyla.
Biliyor musun, bazen insanlar neden bazı şeylerin yolunda gitmediğini sorarlar. Ben de onlara derim ki: "Gökyüzü sakinleri her şeyi görür ama Megaira, gördüğünü asla unutmaz."
Şimdi, kadehini biraz kenara bırak ve sadece ateşin çıtırtısını dinle. Megaira’nın gazabından korunmanın en iyi yolu, insanın kendine dürüst olmasıdır. Çünkü kendi vicdanın temizse, yılan saçlı bir tanrıçanın gölgesi bile sana serinlikten başka bir şey getirmez. Hadi bakalım, uykun gelmiş olmalı. Yarın daha güzel hikayeler anlatırım sana. Ama unutma; yaptığın her şeyin yankısı, bir gün dönüp dolaşıp seni bulur. Megaira da işte o yankının ta kendisidir.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak evlat, solgun yanaklı küçük yolcum; masallarda anlatılmayan, o yaldızlı sarayların tozlu raflarına hapsedilmiş bir sır var. Herkes ondan korkar, adını fısıldarken bile seslerini titretirler. Sen Megaira'yı sadece bir canavar, hırsın ve gazabın vücut bulmuş hali sanırsın, değil mi? Oysa o, Erinys'lerin o karanlık ve kadim meclisinden yükselen bir çığlıktır.
Yetişkinlerin "adalet" dediği o koca yalanı hatırla güzel yavrum. Onlar, güçlü olanın çizdiği sınırları korumak için kurallar koyarlar. Peki ya o sınırlar birilerinin hayatını ezip geçtiğinde, o ezilenlerin ahı nereye gider sanırsın? İşte Megaira, tam da o cevapsız kalmış ahların temsilcisidir. O, sistemin çarkları arasında unuttuğu, görmezden gelmeyi seçtiği o derin vicdan azabıdır.
Kıskançlığın tanrıçası derler ona; sanki haksızlığa uğrayan bir ruhun, zalimin elindeki o pırıltılı güce öfke duyması çok garipmiş gibi! Krallar, kraliçeler ve o çok bilmiş kahramanlar, kendi hırslarının ateşiyle başkalarının bahçelerini yaktıklarında, Megaira onların rüyalarına giren bir gölge olur. O bir işkenceci değildir, evladım; o, kişinin kendine bile itiraf edemediği yalanların aynasıdır.
Bir gün, belki bir üzüm bağının serinliğinde otururken, hafif bir şarap neşesiyle evrenin dengesini izleyeceksin. O vakit anlayacaksın ki; Megaira, aslında sadece bir "denge" bekçisidir. Güçlünün zayıfı ezip geçtiği o gürültülü dünyada, sessizlerin susturulmuş çığlıklarını elinde tutan yegane varlıktır. Ona neden korkunç diyorlar biliyor musun? Çünkü aynaya bakmak, her zaman en büyük cesareti gerektirir.
Şimdi uyu bakalım benim güzel evladım. Unutma; Megaira sadece zalimin vicdanına uğrar. Sen vicdanını temiz tutarsan, o sadece uzaklardan geçen, hüzünlü ama bir o kadar da haklı bir rüzgar gibi esip geçecektir.