Thesauros Mythology Makar

Makar

Makar

Helios veya Zeus soyundan gelen Makar, Lesbos adasına yerleşerek bölgeyi kolonileştirdi. İki kızı, adanın bugün dahi bildiğimiz önemli şehirlerine adlarını verdi.

İlyada’nın anlatı evreninde Lesbos’un hakimi olarak beliren Makar’ın kökeni, anlatıcıların tercihlerine göre değişkenlik gösteren bir meşruiyet arayışına sıkışmıştır; kimi kaynaklar onu güneş tanrısı Helios’un kutsal soyuna, kimileri ise göklerin efendisi Zeus’un iktidar halkasına bağlar. Büyük tufan sonrası, yerleşik düzenin yıkıntıları arasından bir İonyalı topluluğun başında adaya ayak bastığında, henüz ıssız olan çevre toprakları da bu göçün sağladığı tahakkümle birer yerleşim alanına dönüştürmüştür. Lapithes’in oğlu Lesbos adaya ulaştığında, ikili arasında kurulan uzlaşma, aslında gücün paylaşılarak kalıcı kılınmasına dayalı stratejik bir mutabakattır. İktidarın sürekliliğini teminat altına almak için evlilik bağlarına başvurulmuş; Makar’ın kızları Methymna ve Mytilene, kendi isimlerini verdikleri şehirlerle babalarının tesis ettiği bu hiyerarşik düzenin birer nişanı haline getirilmiş, böylece coğrafya, yönetenlerin iradesiyle yeniden isimlendirilerek mülkleştirilmiştir.
Silenos
Bak evlat, kulak ver şimdi; sana anlatacağım hikaye, rüzgarın en sevdiği yer olan Ege’nin o masmavi sularında geçer. Zamanın tozlu sayfalarında ismi Makar olarak geçer ama o sadece bir kral değil, bir dönemin kaşifidir. Kimi ozanlar onun gökyüzü sakinlerinin en parlak yüzü olan Helios’un oğlu olduğunu söyler, kimileri ise şimşeklerin efendisi Zeus’un soyundan geldiğini fısıldar. Ama asıl hikaye, büyük sular durulup da dünya yeniden kendine geldiğinde başlar.

Makar, yanında cesur İonyalı yolcularla birlikte bir gemi dolusu umutla yola çıkmıştı. Uzak diyarlardan gelip bugün Midilli dediğimiz, o zamanlar ise sessiz birer inci gibi duran adalara ayak bastılar. Makar öyle boş duran bir adam değildi; gittiği her yeri bir yuvaya, her tenha sahili bir yerleşim yerine çevirdi. Derken, Lapithes’in oğlu Lesbos adaya çıkageldi. Kimi lider olsa “Burada sadece benim borum öter” der, kılıçlar kınından çıkardı. Ama Makar öyle yapmadı; o, bilge bir adamın nezaketiyle Lesbos’u karşıladı ve güçlerini birleştirdiler. Adaları beraber yönettiler, dostluğun taştan kalelerden daha sağlam olduğunu herkese gösterdiler.

Bu yaşlı gözler ne krallar gördü ama Makar’ın en büyük hazinesi toprakları ya da gemileri değildi; o, kızları Methymna ve Mytilene idi. İki güzel çiçek gibiydi ikisi de. Zamanı gelince Methymna, Lesbos ile hayatını birleştirdi. Bugün adanın o güzel şehirlerinden biri, ismini o zarif kızın hatırasından alır. Kız kardeşi Mytilene ise bir başka şehre, adanın gelecekteki başkentine adını verdi.

Yani anlayacağın evlat, bugün bastığın topraklarda, baktığın o şehirlerin isimlerinde sadece taş ve toprak yok; Makar’ın cesareti, Lesbos’un dostluğu ve iki genç kadının tarihe kazınan isimleri var. Hayat bazen kadehinden dökülen bir damla neşe gibidir; nereye düşerse orayı güzelleştirir. İşte Makar’ın yaptığı da tam olarak buydu. Şimdi, haydi bakalım, güneş batmadan biraz daha dolaş; belki denizin sesinde Makar’ın gemilerinin o uzaklardan gelen uğultusunu duyarsın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme