Thesauros Mythology Mainad'lar

Mainad'lar

Mainad'lar

Dionysos’un esrik alayına katılan, tanrısal bir coşkuyla kendinden geçip doğanın vahşi ritmine karışan çılgın kadın takipçilerdir Mainadlar.

"Mainomai" kökünden türetilen Mainas, toplumsal normların hiyerarşik duvarlarını yıkarak tanrısal bir taşkınlıkla benliğini aşan kişiyi tarif eder. Kentin ve kurumların dayattığı düzenin sınırları dışında, doğanın vahşi ritmine eklemlenen bu kadınlar, iktidarın disipline edici bakışının "delilik" olarak yaftaladığı bir özgürleşme pratiğini sergilerler. Dionysos’un alayına katılan ve birer Bakkha'ya dönüşen bu figürler, egemenlerin kurguladığı steril yaşam alanlarını terk ederek kendi özerk varoluşlarını, tahakkümün denetleyemediği o tekinsiz boşlukta yeniden kurarlar.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yanaş. İhtiyar gözlerim bazen sisli görür ama zihnim, ormanların derinliklerinde yankılanan o davul seslerini dün gibi hatırlar. Bugün sana, ormanların en çılgın, en dizginlenemez kızlarından bahsedeceğim: Mainadlar.

Biliyorsun, Dionysos bazen neşesini içine sığdıramaz, elinde asasıyla yollara düşer. İşte o zaman, şehirlerin sıkıcı duvarları arasında nefes alamayan kadınlar da yavaş yavaş içlerindeki o vahşi sesi duymaya başlarlar. Mainad sözcüğü, aslında eski dillerimizde "kendinden geçmek" demek olan o fiilden gelir. Şehirde yaşayanlar onlara bakıp "Ah, şu kadınlar hepten aklını yitirdi!" diye fısıldarlar ama yanılıyorlar. Onlar akıllarını yitirmediler, aksine, doğanın o en saf ve en eski bilgisine kavuştular.

Bir Mainad’ı hayal et... Üstünde incecik geyik derileri, omuzlarında sarmaşıklar, ellerinde ise o kadim asaları... Ormanın derinliklerine daldıklarında, tıpkı bir nehrin taşması gibi coşarlar. Gökyüzü sakinlerinin nefesi, yani Dionysos’un o tatlı esrikliği ruhlarına işlediğinde, artık yorgunluk nedir bilmezler. Adımları toprağa öylesine bir ritimle değer ki, ağaçlar bile onlara selam durur.

Onlara "Bakkhalar" da derler. Yani, kutsal bir gizemin peşine düşmüş, şarabın ve neşenin sarhoşluğuyla dans eden yoldaşlar. Şehirdeki ağırbaşlı hayatın zincirlerini bir çırpıda koparıp atarlar. Onlar için dünya, dört duvar arası değil; dağların dorukları, serin pınarların kenarları ve ay ışığının aydınlattığı açıklıklardır.

Sıradan bir insanın baktığında "çıldırdı" dediği o anlar, aslında bir kadının doğayla tek vücut olduğu, içindeki tüm kısıtlamalardan sıyrılıp özgürleştiği o nadir anlardır. Bir Mainad, bir çam ağacının dalları arasında rüzgarla fısıldaşırken ya da dağ keçileriyle beraber yamaçlarda koşarken, dünyadaki tüm krallardan daha hürdür.

Şimdi söyle bakalım, sen hiç ormana girip rüzgarın şarkısını dinlediğinde, yerinde duramayacak kadar mutlu hissettin mi? Eğer hissettiysen, belki de o Mainadların neşesinden bir parça senin de ruhuna değmiştir, kim bilir? Hadi, ateş sönmeden anlat bana, sen en son ne zaman sadece kendi şarkınla dans ettin?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme