Bakın hele, neşeli gözler yine parlıyor! Gelin şöyle yanıma, ateşin kıyısına iyice sokulun. Bugün size, hani bazen "keşke bir an önce unutabilsem" dediğiniz o ağır, o sızlatan anlar var ya, işte onların kraliçesinden bahsedeceğim. Adı Lethe.
Şimdi, bu Lethe öyle şatafatlı elbiseler giyen, elinde asasıyla dağları titreten tanrıçalardan değil. O, sisin ve sessizliğin kızı. Soyuna sopuna bakarsanız, o meşhur kargaşa tanrıçası Eris’in evladı, gecenin karanlık örtüsünün torunudur kendisi. Ama zannetmeyin ki o da annesi gibi ortalığı birbirine katar; hayır, onun işi çok daha incelikli, çok daha yumuşaktır.
Hades’in o gri, güneşin hiç uğramadığı yeraltı ülkesini bilir misiniz? İşte tam orada, kuytu bir köşede Lethe pınarı akar. Hikaye o ki, gökyüzü sakinlerinin huzuruna ya da yeni bir hayata geçmeye hazırlanan ruhlar, bir an önce oraya varıp o sudan bir yudum içmek isterler. Neden mi? Çünkü hayat bazen ağırdır evlatlarım. Biriktirdiğiniz o üzüntüler, kalbi burkan pişmanlıklar, geçip giden zamanın bıraktığı izler... Ruh, yeni bir yolculuğa çıkarken bu yüklerle yürüyemez. İşte o pınarın suyu, insanın zihnindeki düğümleri çözer, tüm o acı hatıraları bir rüya gibi silip süpürür.
Büyük düşünür Platon da anlatırdı bunu. Derdi ki; o meşhur, ağaçsız, kupkuru Lethe Ovası’na gelen ruhlar, Ameles dedikleri o tuhaf ırmağın kıyısında konaklarlar. Bu ırmağın suyu öyle baş belası bir şeydir ki, hiçbir kaba sığmaz, tutamazsın. Mecbur eğilip avuçlayacaksın. Ama dikkat edin, her şeyin bir ölçüsü var! Bazı ruhlar, "Daha çok unutayım, daha çok hafifleyeyim" diye tutar da o sudan fazla içerlerse, vay hallerine! Bırakın üzüntüleri, isimlerini bile unuturlar, bomboş, tertemiz bir sayfaya dönerler.
İnsan bazen unutmak ister, bazen de hatırlamak için can atar. İşte Lethe, bu dengenin tam ortasındaki o sessiz gölgedir. Şimdi söyleyin bakalım, hepiniz her şeyi hatırlıyor musunuz, yoksa içinizde biraz olsun unutmaya ihtiyacı olan bir anı var mı? Aman, dikkatli olun; bazı şeyleri unutmak huzur verir, ama çok fazlası... Eh, işte o zaman kendinizi bile kaybedebilirsiniz.
Hadi, gece ilerliyor. Bir sonraki kadehi doldurup yıldızlara selam çakalım, bakalım unutulmaya yüz tutmuş başka neler saklı gökyüzünde?
Silenos’un Bildigi Gizli Gercekler
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var; tozlu parşömenlerin ardına saklanmış, kralların gürültülü zafer çığlıklarının susturmaya çalıştığı o sessiz fısıltı... Gel yanıma, yorgun ruhunu biraz dinlendir. Şarabın o hafif neşesi zihnimi berraklaştırırken, sana yeraltının en büyük hilesinden bahsedeceğim.
Lethe'yi bilir misin güzel yavrum? Hani şu "unutuş" diye bildikleri... İnsanlar ona sadece bir ırmak derler, Hades’in karanlık bahçelerinde akan serin bir su. Ama asıl gerçeği, Eris’in, o kargaşanın annesinin kızı olduğunu çoğu kişi görmezden gelir. Çünkü kargaşa sadece kılıç sesleriyle gelmez, bazen bir insanın hafızasını elinden aldığında en büyük kargaşayı yaratmış olursun.
Dinle beni evladım, krallar ve sistemin efendileri, insanların hatıralarını taşımalarından korkarlar. Bir köle, bir halk veya haksızlığa uğramış bir Patroklos, çektiği acıyı hatırsa ne olur biliyor musun? Sorgulamaya başlar. Neden acı çektim? Neden o kralın hırsı için can verdim? İşte bu yüzden, o Lethe ovasında ruhlar, Ameles ırmağından içmeye zorlanır. Platon denen o bilge adam, ruhların bu suyu içmek zorunda olduğunu söylemişti ya... İşte orada, sistemin en büyük baskısını görebilirsin. Kimse kendi geçmişini taşımasın, kimse zalimin yüzünü unutmasın istemezler.
Lethe'nin kıyısında ağaç yok, ot yok; çünkü unutuşun olduğu yerde hayat da gelişemez. Fazla içenler, neden yaşadıklarını unutup boş birer gölgeye dönüşüyorlar. Bu, fiziksel bir ölümden daha acı, değil mi? Gerçeklerin, o can yakan ama insanı insan yapan anıların silinmesi... Krallar, halklarının acılarını unutmasını isterler ki, aynı hataları tekrar tekrar yapabilsinler, aynı hırsın peşinde koşturabilsinler.
Ey genç ruh, sakın unutma! Lethe'nin suyu serin olabilir, acılarını dindirdiğini vaat edebilir ama o su, senin özgürlüğün olan hafızanı da beraberinde götürür. İnsan, çektiği acının nedenini hatırladığı sürece bir bireydir. Geçmişin, senin en büyük silahın; onu kralların veya sistemin "unut" emrine kurban etme. Hatırla ki, yarınları sadece hatırlayanlar kurabilir.