Şimdi şöyle otur bakalım minik dostum, dizlerini kır, arkana yaslan. Kulak ver bana; gökyüzü sakinlerinin saraylarından yeryüzündeki tozlu yollara kadar herkesin, ama herkesin boyun eğdiği o tuhaf ve gizemli ipliklerden bahsedeceğim.
Gördüğün şu uçsuz bucaksız evrende, her şeyin bir başlangıcı ve elbette bir sonu var. Peki, bu sonu kim belirliyor sanıyorsun? İşte burada sahneye, o pek ciddi, pek ağırbaşlı Moiralar girer. Aralarında bir tanesi var ki, ismi "alın yazısı" demek; yani Lakhesis.
Lakhesis, ulu tanrı Zeus ile adalet tanrıçası Themis’in kızlarından biridir. Üç kız kardeştirler, hani şu ellerinde iplerle dolaşanlar. Ablası Klotho ipliği büker, öbürü, yani en küçüğümüz Atropos ise o ipliği tam vakti geldiğinde makasıyla kesiverir. Ama o orta halli, o dengeli, o "nasıl yaşanacaksa öyle yaşansın" diyen Lakhesis yok mu? İşte işin kilit noktası odur.
Lakhesis, elindeki o bitmek bilmeyen kader yumağını öyle bir maharetle tutar ki, sanki gökyüzünün tüm gizli haritasını o çiziyor gibidir. O, senin ya da benim, hatta yüce Akhilleus gibi kahramanların bile ömrünün uzunluğunu, başına gelecek o tatlı sürprizleri veya o çetin sınavları titizlikle belirler. O ne bir zalimdir ne de bir lütufkardır; o sadece bir düzencidir. Hani şarap fıçısının dibindeki tortu nasıl değişmezse, onun yazdığı da öyledir; ne bir harf eksik, ne bir virgül fazla.
İnsanlar, "Neden böyle oldu?" diye hayıflanıp gökyüzüne yumruk salladıklarında, Lakhesis sadece hafifçe gülümser. Çünkü o, elindeki o kader ipliğini ne kadar uzatacağını ya da hangi düğümü nereye atacağını çok iyi bilir. Herkesin nasibine düşen o küçük payı, o ipliğin rengini o seçer.
Yani anlıyor musun ufaklık? Bir gün bir maceraya atıldığında, önüne beklenmedik bir engel çıktığında ya da eline beklenmedik bir fırsat geçtiğinde, bil ki bu sadece bir tesadüf değildir. Lakhesis, senin o ipliğini biraz daha uzatmış, rengini biraz daha parlatmıştır. Şimdi o ipliği nasıl kullanacağın ise tamamen senin elinde. İşte hayatın en büyük şakası da burada gizli; kaderini o yazar ama o kaderle ne yapacağına sen karar verirsin.
Hadi, gözlerini kapat da hayal et; Lakhesis bugün senin ipliğine hangi rengi ekliyor acaba? Belki biraz cesaret, belki biraz da yaramazlık, ne dersin?
Bak küçük yolcu, kulaklarını iyice aç; çünkü sana anlatacaklarım, o tozlu okul kitaplarında yazan parlak kahramanlık hikayelerine hiç benzemez. Büyüklerin dünyasında her şey bir düzen içindeymiş, sanki birileri her şeyi önceden yazmış gibi anlatılır ya... İşte o hikayelerde saklanan, o büyüklerin bile unuttuğu bir sır var.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler: Kaderin İpliği ve Görünmez Parmaklar
Evlat, gökyüzünün efendisi dedikleri o gürültücü Zeus ile adalet getirdiğini iddia eden Themis’in bir kızı vardı: Lakhesis. İnsanlar ona "Kader Tanrıçası" derler, sanki elinde tuttuğu o meşhur ipliklerle herkesin hayatını bir kukla oyunu gibi yönetiyormuş gibi anlatırlar. Ama gel, seninle şu hakikati paylaşayım: O, sadece bir iplik bükücü değil, sistemin en sessiz ve en ağır işçisidir.
Bak güzel kardeşim, sanıyorlar ki Lakhesis iplikleri kendi keyfine göre çekip koparıyor. Oysa o, Zeus gibi kralların hırslarının, tanrısal kibirlerin ve yeryüzündeki hükümdarların "her şey bizim kontrolümüzde" yalanının arkasına saklandığı o devasa tezgahın başında oturur. Lakhesis’in dokuduğu o incecik iplik, aslında koca bir düzenin, zayıfları ezen o kadim çarkın sessiz kanıtıdır. Bir kral, tahtını korumak için binlerce genci ateşe attığında, Lakhesis o acıyı ipliğe işler; ama suçu tanrıların "alın yazısı" diyerek gizlerler.
Bazen bu iplik o kadar gerilir ki, kopmak ister. İnsanlar, Medousa gibi, Kassandra gibi, haksızlığa uğrayıp da "sistemin dışına itilenler" o ipliğin düğümlendiği yerlerdir. Lakhesis o düğümleri görür, sessizce hatırlar. O, her şeyi bilen ama hiçbir şey söylemeyen bir bilgedir. Tıpkı şu elimdeki kadehte, bir tutam üzümün neşesiyle beraber dünyanın tüm acılarını harmanlayıp yudumladığım gibi; o da hayatın o acı-tatlı, düğümlü dokusunu tek başına taşır.
Dinle beni çocuk, bugün yetişkinlerin sana "yazgındır, boyun eğ" dediği her şey, aslında birilerinin kurduğu o karmaşık düzene itiraz etmemen için uydurulmuş masallardır. Lakhesis, iplikleri elinde tutarken belki de şunu fısıldıyordur: "İplik senin elinde değilse bile, o düğümü nasıl çözeceğini hayal etmek senin elinde."
Dünya, o büyük saraylarda oturanların kağıt üzerinde kurduğu bir plan değil, Lakhesis’in titreyen ellerinde şekillenen, biraz hüzünlü, biraz da isyankar bir dokumadır. Şimdi git ve kendi ipliğinin, onların ördüğü o kaba kumaşa benzemesine izin verme. Gerçeğin peşinde, özgürce yürü.