Thesauros Mythology Krios

Krios

Krios

Uranos ve Gaia'nın Titan oğlu. Eurybie ile evliliğinden Astraios, Pallas ve Perses adında gök ve savaşla özdeşleşen güçlü oğulları dünyaya gelmiştir.

Uranos ile Gaia’nın soyundan gelen, hiyerarşinin henüz katılaşmadığı şafak vaktinde varlık bulan kadim Titanlardan biri. Eurybie ile kurduğu birliktelik, yalnızca neslin devamını değil, gökyüzünün ve yerin düzenine eklemlenen Astraios, Pallas ve Perses gibi isimlerin iktidar ağındaki yerlerini tayin eder; zira her yeni varoluş, aslında tepedeki otoritenin kendi sınırlarını evlatları üzerinden genişletme ve yönetilenleri kendi düzenine hapsetme biçimidir.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin kenarına iyice yerleş, ayaklarını uzat. Gözlerini kapatmana gerek yok, sadece dinle. Dünya henüz şimdiki gibi gürültülü değilken, her şeyin başında o devasa başlangıç varken, gökyüzü sakini Uranos ile toprak ana Gaia'nın çocukları vardı. Titanlar deriz biz onlara; hani şu dağları yerinden oynatan, hiddetleri gök gürültüsüne benzeyen o kadim varlıklar.

İşte o koca ailenin içinde, biraz sessiz ama bir o kadar da derin bakışlı biri vardı: Krios. Öyle çok bağıran, etrafı yakıp yıkan türden değildi; sanki kendi içinde bir takvimi, bir düzeni takip ederdi. Krios, Pontos’un kızı Eurybie ile bir hayat birleştirdi. Eurybie’yi bilir misin? Denizlerin, dalgaların o vahşi gücünü içinde taşıyan, gözlerinde okyanusun derinliğini saklayan bir tanrıça.

İşte bu ikilinin bir araya gelmesiyle, gökyüzünün ve denizin bilgeliği harmanlandı. Öyle bir soy geldi ki dünyamıza, sorma gitsin! Astraios, Pallas ve Perses... Bu üç isim, aslında geceye ve ışığa dair olan her şeyin temelidir. Astraios, o meşhur yıldızların efendisi; Pallas, savaşın ve mücadelenin soğuk soluğu; Perses ise yıkımın o kaçınılmaz gücü.

Krios, belki destanlarda ismi en çok haykırılan değildi ama o, yıldızların rotasını çizen o büyük ailenin mimarlarındandı. Sanki bir köşeye oturmuş, elindeki kadehten bir yudum alırken olan biteni süzüyormuş gibi... Bir düşün; gökyüzündeki her bir yıldız, her bir ışık aslında onun soyundan gelen birer pırıltı. Krios sadece bir Titan değildi, o uçsuz bucaksız karanlığın içinde, bize yönümüzü gösteren o ilk kıvılcımların dedesiydi.

Şimdi söyle bakalım, gece gökyüzüne baktığında o ışıkların sadece birer nokta olduğunu mu sanıyorsun? Belki de Krios, bir yerlerde bize bakıp, o sessiz bilgeliğiyle hala gülümsüyordur. Hadi, ateş daha sönmedi, anlatacak daha çok şey var ama bu kadarı şimdilik zihnini şenlendirmeye yeter.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme