Thesauros Mythology Kottos

Kottos

Kottos

Uranos ve Gaia’nın yüz kollu, elli başlı dev oğlu; Gyes ve Briareus’un kardeşi, Titanlara karşı savaşan devasa bir güç ve kadim bir kudret sembolü.

Uranos ve Gaia’nın birleşmesinden doğan, bedenlerini kuşatan ellişer baş ve hareket kabiliyetini sınırsız kılan yüzlerce kolla cisimleşmiş bir varlık; Gyes ve Briareus ile aynı soydan gelen bir Hekatonkheir. Varlığı, gökyüzünün ve yerin otoritesine karşı bir fazlalık, düzenin sınırlarını zorlayan bir biyolojik aşırılık olarak kodlansa da, bu devasa fiziksel mevcudiyet, aslında kendi varoluşunu tahakküm altına almaya çalışan merkezi bir iradenin (Uranos’un) hükümranlığındaki hiyerarşik yapıya karşı sessiz bir reddedişi temsil eder. O, sayısal çokluğuyla tekil olanın iktidarını gölgeleyen, parçalı ve dağıtık gücüyle hiçbir merkezi buyruğa tam olarak boyun eğmeyen, hapsedildiği karanlığın içinde dahi kendi özerk varlığını koruyan bir itirazdır.
Silenos
Eski bir ağaç kütüğüne yaslanın, gözlerinizi kapatın ve hayal edin... Henüz dünya gencecikken, toprak anamız Gaia ile gökyüzünün efendisi Uranos’un çocukları arasında öyleleri vardı ki, onların yanında bugünün devleri bile birer karınca gibi kalırdı. İşte onlardan biri, namıdiğer Kottos.

Kottos, kardeşleri Gyes ve Briareus ile birlikte dünyaya geldiğinde, gökyüzü sakinlerinin bile nefesini kesen bir görkemle gelmişti. "Yüzkollular" derler onlara; çünkü her birinin gövdesinden, rüzgarda savrulan dallar gibi tam yüz tane kol fışkırırdı. Sadece kollar değil, omuzlarının üzerinde birbirine bakan tam elli tane baş taşırlardı. Düşünsenize, bir başınızla düşündüğünüzde bazen karmaşa yaşıyorsunuz, Kottos aynı anda elli farklı gözle ufku tarar, elli farklı kulakla toprağın derinliklerindeki fısıltıları duyardı.

Uranos, bu çocuklarının gücünden biraz ürkmüş olmalı ki onları yerin en derin, en karanlık köşelerine hapsetmeye kalktı. Ama heyhat! Kottos gibi bir devi o kadar kolay zapt edebilir misiniz? O, hapsedildiği karanlıkta bile sabırla bekledi. Çünkü kadim dünyanın yasası şudur: Bazı güçler zincire vurulmak için değil, büyük değişimlerin vakti geldiğinde ortaya çıkmak için yaratılır.

Zaman akıp, Zeus ve kardeşleri o büyük savaşa, yani Titanlar’a karşı mücadeleye giriştiğinde, Kottos sahneye çıktı. Bir düşünün; savaş meydanına yüz koluyla aynı anda yüz devasa kaya fırlattığını hayal edin! Düşmanları neye uğradığını şaşırır, gökyüzünün altı adeta bir taş yağmuruyla sarsılırdı. Onun gücü sadece kaba kuvvet değildi; sadakati ve adaleti savunan o derin, köklü iradesiydi.

İşte Kottos böylesine devasa, böylesine korkutucu ama bir o kadar da hayranlık uyandırıcı bir figürdür. Bugün ne zaman fırtınalı bir gecede dağların uğultusunu duysanız, bilin ki o, yerin yedi kat altında, belki de hala elli başından biriyle yıldızları izliyordur. Hayat bazen tuhaf, değil mi? İnsanın elinde sadece iki kol olunca, Kottos’un o yüz kolunu hayal etmek bile insana evrenin ne kadar büyük, ne kadar büyülü olduğunu hatırlatıyor. Hadi, biraz daha şarabınızdan yudumlayın da, bu devin aslında nasıl da yalnız ama bir o kadar da yüce olduğunu iyice idrak edin. Ne demişler, görünüş sadece kabuktur; asıl güç, o yüz kolun altında atan yürektedir.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme