Thesauros Mythology Koronis

Koronis

Koronis

Phlegyas’ın kızı, şifacı tanrı Asklepios’un annesi. Kaderi acı olsa da, tıbbın ve şifanın mucizesini dünyaya getiren o eşsiz Lapith soylusu kadın.

Lapith kralı Phlegyas’ın soyundan gelen Koronis, kendi varoluşunun sınırlarını çizerken bile tanrısal bir hiyerarşinin gölgesinde kalmaya yazgılıydı; hekimlik sanatının kudretli temsilcisi Asklepios’u dünyaya getirmiş olması, onun isminin tarihsel bir zorunlulukla mülk edinilmesine, bir tür biyolojik araçsallaştırmaya işaret eder. İktidarın, rahimlerde ve soy ağaçlarında somutlaşan bu sessiz tahakkümü, onun bir kadın olarak öznelliğini, tanrısal bir soyun sadece bir basamağına indirgeyerek kendi kaderi üzerindeki denetimini çoktan elinden almıştır.
Silenos
Gelin bakalım, şu ateşin etrafına iyice sokulun. Bugün size, güzelliğiyle hem bir tanrıyı hem de koca bir krallığı yerinden oynatan, hüzünlü ama bir o kadar da büyük bir miras bırakan bir kadından, Koronis’ten bahsedeceğim.

Lapithlerin kralı Phlegyas’ın kızıydı Koronis. Öyle bir güzelliği vardı ki, görenler dönüp bir daha bakardı; saçları sanki Thessalia’nın gece çöken gölgelerinden çalınmış gibi parlak, adımları ise sanki toprağa basmıyor da süzülüyormuş gibi hafifti. Güzelliği sadece göz kamaştırmakla kalmadı; ışığı, gökyüzü sakinlerinin en şifacısı olan Apollon’un bile dikkatini çekti.

Ancak Koronis’in hikayesi, peri masallarındaki gibi tozpembe bir sona sahip değildir. Bir tanrının kalbini çalmak, bazen ateşle oynamak gibidir. İşin içinde biraz dik başlılık, biraz da gençliğin getirdiği o cesur ama tehlikeli merak vardı. Koronis, kendisine verilen kaderin sınırlarını zorladı; bu uğurda hem çok sevildi hem de büyük bir bedel ödedi.

Ama şunu iyi dinleyin minikler; her hüzünlü hikaye, bazen insanlığın en büyük armağanlarından birini doğurur. Koronis, o zor günlerinde karnında bir mucize taşıyordu. O mucize, Asklepios’tu. Şifayı ellerinde tutan, ölümün kapısından dönenleri hayata döndürme gücüne sahip olan o büyük hekim...

İşte Koronis’in hikayesi böyle. Bir yanda kral kızı olmanın ağırlığı, diğer yanda bir tanrının aşkının getirdiği fırtınalar... O, Asklepios gibi bir şifacıyı bu dünyaya getiren köprüydü. Şimdi bazen rüzgarın sesini dinlediğinizde, belki de uzaklardan o efsanevi hekimin, annesinden kalan o kadim şifa bilgisini fısıldadığını duyabilirsiniz.

Kadehimdeki şu son yudumu da onun anısına içeyim. Hayat bazen acıdır, evet, ama içinden Asklepios gibi hayat verenler çıkınca, tüm o keder de unutulup gidiyor işte. Var mı başka sorunuz, yoksa biraz daha mı odun atalım şu ateşe?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme