Thesauros Mythology Keramos

Keramos

Keramos

Dionysos ve Ariadne’nin oğlu Keramos, çömlekçilik sanatının efsanevi kurucusudur. Adını verdiği Kerameikos ve Anadolu’daki bölgeler seramiğin merkezidir.

Atina’nın çeperlerinde ismiyle yankılanan Kerameikos mahallesine kök salmış o kadim figür, Dionysos ve Ariadne’nin soyundan gelen bir mitik mirasın taşıyıcısıdır. Çömlekçilik zanaatının kurucusu olarak anılan Keramos, şekilsiz toprağa egemen olma ve onu belirli bir kalıba dökme iradesini temsil eder; tıpkı kent mimarisinin ve düzenin, bireysel yaratımı sınırlayan bir otoriteyi toprakta somutlaştırması gibi. Zira kerametin ötesinde, bu sanatın Anadolu coğrafyasındaki karşılığı olan ve bugün Ören olarak bilinen Kerme körfezindeki Keramos şehri, toprağın hiyerarşik bir disiplinle işlendiği merkezlerin simgesidir; isminin bir coğrafyaya mührünü basması, o toprağın kendine özgü üretim düzeninin bir parçası haline getirilişinin de sessiz bir kanıtıdır.
Silenos
Toprakla oynamayı sever misiniz minikler? Hani şu yağmurdan sonra ellerinize yapışan, avucunuzun içinde şekil alan o yumuşak çamuru diyorum. İşte o çamura ruh üfleyen, ona şekil verip insanlığa hediye eden biri vardı eskiden. Adı Keramos.

Keramos öyle sıradan bir fani sanmayın onu; gökyüzü sakinlerinin dünyasına kök salmış bir soydan gelir. Şarabın neşeli efendisi Dionysos ile gönlü hep maceralarda olan Ariadne’nin oğludur kendisi. Düşünün; bir yanda coşkun bir neşe, diğer yanda labirentlerin sırrını çözebilecek kadar keskin bir zeka. Keramos, işte bu iki dünyanın harmanından doğmuş bir sanatçıydı.

Bir gün Keramos, toprağın sadece tarlalarda ürün veren bir şey olmadığını, aslında sabırla yoğurulduğunda birer sanat eserine dönüşebileceğini fark etti. Ateşle suyun, toprakla emeğin dansını ilk o keşfetti. Elleri çamurla öyle bir bütünleşirdi ki, tekerlek dönmeye başladığında sanki dünya da onunla birlikte dönerdi. Onun elinden çıkan vazolar, kupalar sadece birer mutfak eşyası değil, adeta toprağın içine hapsedilmiş birer masaldı.

Atina’nın o meşhur, buram buram sanat kokan Kerameikos mahallesi ismini ondan alır. Eğer bugün bir gün yolunuz Atina’ya düşerse, taşların arasında o eski çömlek ustasının sesini duyabilirsiniz. Ama hikaye sadece Atina’da kalmıyor, çocuklar. Bu toprakların bereketi, sadece Yunanistan’da değil, bizim taraflarda da izini bırakmış. Hani şu bizim güzel Ege’nin kıyısında, Kerme Körfezi vardır ya, işte orası da ismini Keramos’tan alır. Bugün Ören dediğimiz o kadim şehir, eskiden Keramos’un sanatını yaşatan, toprağın ateşle buluştuğu en usta merkezlerden biriydi.

Biliyor musunuz, Keramos şunu öğretmek isterdi bize: Bir avuç çamur, doğru ellerde dünyayı değiştirebilir. Tıpkı sizin hayatınızdaki küçük hayalleriniz gibi. Bir gün elinize bir parça çamur veya hamur alırsanız, parmaklarınızın ucundaki o küçük mucizeyi hatırlayın. O, toprağa şekil verirken aslında insanın kendi hayatını nasıl yoğurması gerektiğini de anlatıyordu. Sabırla, biraz neşeyle ve en önemlisi, sevgiyle.

Şimdi söyleyin bakalım, siz kendi dünyanızı hangi şekle sokmak isterdiniz? Unutmayın, Keramos’un mirası sadece vazolar değil, bugün hala toprağı işleyen ellerin içindeki o bitmek bilmeyen yaratma tutkusudur.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme