Thesauros Mythology Kalkhas

Kalkhas

Kalkhas

Apollon’un bahşettiği yetenekle geçmişi ve geleceği gören Kalkhas, Akhilleus’un kaderinden Troya’nın düşüşüne dek Akha ordusuna yön veren bilge kahindi.

Thestor oğlu Kalkhas, Yunan anlatılarının kadim sularında, zamanın tüm katmanlarınıdünü, bugünü ve henüz vuku bulmamış olanıkendi zihninin kıvrımlarında harmanlayan en yetkin sözcü olarak belirir. Phoibos Apollon’un bahşettiği bu görü yetisi, onu Akha gemilerinin dümenine yön veren, iradesini tanrısal bir zorunluluk zırhıyla kuşatan mutlak bir figüre dönüştürmüştür. Sözü, sorgulanamaz bir otoritenin fermanı gibi yankılandığında; krallar o fısıltıya boyun eğmekten başka çare bulamaz, aksi takdirde ilahi gazabın yıkımı kaçınılmaz bir akıbet olarak hanelerine çöker.

Kalkhas’ın dokunuşu, savaşın gidişatını belirleyen bir strateji değil, bir teslimiyet mekanizmasıdır. Akhilleus’un kaderini onun kehanetiyle mühürleyerek onu bir kadın kılığına sığınmaya zorlamış; Aulis’te kuşun akıbetini yorumlayarak, on yıllık bir abluka boyunduruğunu ordunun omuzlarına yüklemiştir. İphigeneia’nın kurban edilişinde hukukun değil, rasyonel görünen o tekinsiz kahin otoritesinin çarkları işler. Agamemnon ile Akhilleus’u karşı karşıya getiren veba biliciliğinde, iktidarın çatlaklarını derinleştiren de yine onun söylemidir. Troya’nın düşüşünü hazırlayan Tahta At’ın mimarisinde dahi, aklın kurnazlığını tahakkümle birleştiren o figür vardır.

Ancak bu mutlak bilgi arayışı, kendi çelişkisini de içinde taşır. Athena’nın gazabını sezerek dönme rotasını çizen, fakat Anadolu kıyılarında kendi hükmünün tükeneceği o kaçınılmaz anla yüzleşen Kalkhas, Mopsos ile girdiği yarıştaki yenilgisiyle sarsılır. Bilginin ve iktidarın, kendisinden daha üstün bir karşıtlık karşısında nasıl un ufak olduğunu, kendi hayatına son vererek tescil eder. Kolophon’daki sonu, bir kahinin kendi inşa ettiği gerçeklik ağında boğulmasını simgeler; Lykia kralının seferindeki yanılgısı ve şarap kadehinin başında, gülüşünün yarattığı o son solukla noktalanan ömrü, mutlak doğruluğun otoritesinin aslında ne kadar kırılgan bir zemine basıldığını, belki de rastlantıların tüm hiyerarşileri alaya aldığını fısıldar.
Silenos
Şöyle yaklaşın evlatlar, ateşi biraz daha körükleyin. Görüyorsunuz ya, yaşlandıkça insanın kemikleri toprağın sesini daha iyi duyuyor. Size anlatacağım şu adam, Thestor’un oğlu Kalkhas... Hani şu gökyüzü sakinlerinin dilinden en iyi anlayan, kuşların kanat çırpışında koca orduların kaderini okuyan o kahin.

Kalkhas deyip geçmeyin; Phoibos Apollon, ona zamanın hem geçip gidenini, hem bugünü, hem de henüz doğmamış olan yarını altın bir tepside sunmuştu. İlyon önlerinde dev gemiler karaya oturduğunda, Akha ordusunun gözü kulağı ondaydı. Eğer o "dur" derse durulur, "git" derse gidilirdi. Ama kahinlik dediğin, öyle ballı börekli bir iş sanmayın; bazen bir kralın öfkesini çekersin, bazen de bir annenin evlat acısına ortak olursun.

Hani şu meşhur Akhilleus... Daha dokuz yaşındayken, Kalkhas onun Troya surları önünde büyük bir yiğitlik göstereceğini ama orada hayatını bırakıp gideceğini görmüştü. Anası Thetis, oğlunu saklamak için onu kız kılığına sokup saraylara gönderdiğinde, Kalkhas’ın dudaklarında acı bir gülümseme vardı; kaderin ipliklerini hiçbir ana değiştiremezdi, bunu en iyi o bilirdi.

Ya o Aulis limanındaki olay? Sunak üstünde bir yılanın bir kuşu yediğini gördüğünde, etrafındakiler korkuyla titremişti. Kalkhas ise sakince, "Bu şehir on kış görecek, on yılın sonunda düşecek," demişti. İphigeneia’nın o hazin kurban edilişinde de, orduda veba kol gezdiğinde kızı geri verilmesi için Agamemnon’a kafa tuttuğunda da hep o vardı. Hatta o meşhur tahta atın karnına, o tahtaların arasına bizzat kendisi saklanmıştı.

Ama hayat garip bir çemberdir, bilirsiniz. Kalkhas, kendisinden daha usta bir biliciyle karşılaştığı gün ömrünün tükeneceğini biliyordu. Kolophon’a gitti, orada Mopsos adında bir biliciyle karşılaştı. Kaderin cilvesine bakın ki, soruların cevabını Mopsos bildi, Kalkhas bilemedi. Kimi der ki öfkesinden kahrına öldü, kimi der ki bir bağ ekmişti de, bir kehanet yüzünden o bağın mahsulünden bir yudum bile içemeden, gülmekten nefesi kesilip göçüp gitti bu dünyadan.

Ne dersiniz çocuklar? İnsan geleceği bildiğinde, yaşamı bir armağan mı olur yoksa ağır bir yük mü? Belki de en iyisi, bizim gibi sadece bugünün tadını çıkarmak, kadehteki suyun (ya da biraz daha sert bir şeyin!) serinliğini hissetmektir. Kalkhas geleceği gördü ama kendi sonunun Mopsos’un zekasında gizli olduğunu hesaplayamadı. Kader, bazen en bilge adamı bile bir çocuk gibi şaşırtır. İşte böyle, masal da biter, ateş de küllenir. Hadi bakalım, yarın yine gelin, size başka bir tanrı oyununu anlatayım.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme