Bak evlat, sana ruzgarlarin kanatlariyla dunyayi dolasan iki kardesten, Kalais ve Zetes’ten bahsedeyim. Bu iki delikanli, kuzeyin soguk ama guclu solugu olan Boreas’in ogullaridir. Sirtlarinda, kuşlarin bile gıpta edecegi kadar guzel, kocaman ve paril paril parlayan kanatlari vardir. Onlar ruzgarla yarisan, bulutlarin arasinda neseyle dans eden iki minik dev gibidir.
Bir gun, efsanevi Argonautlar gemisiyle denizleri asarken, Phineus adinda yasli bir krala rastlarlar. Zavalli kral, Harpyalar denilen o huysuz ve acgözlu yaratiklar yuzunden bir turlu rahat yemek yiyemiyor, hep ac kaliyormus. Kalais ve Zetes, bunu gorunce hemen harekete gecmisler. Kanatlarini oyle bir cirpmislar ki, cikan ruzgarin gucuyle o kotu yaratiklari oradan uzaklastirip krala huzuru geri vermisler.
Sonra da sanki hicbir sey olmamis gibi, yine ruzgarin kanatlarina binip gokyuzunun derinliklerinde kaybolup gitmisler. Insanlar bazen bir esinti hissettiklerinde, "Acaba Kalais mi gecti buralardan?" diye gulumserler. Iste boyle tatli bir dostluk ve cesaret hikayesidir onlarinki. Simdi gidip biraz dinlenelim, belki bir kadeh ılık uzum suyu iceriz, ne dersin?
Bak evlat, masallarda anlatılmayan bir sır var... Yıldızların altında uyuduğunda rüzgarın sana sadece ağaçları salladığını mı sanıyorsun? Oysa rüzgarın bile bir hapishanesi, hatta o hapishaneyi bekleyen kanatlı bekçileri vardır.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler: Kalais ve Rüzgarın Zincirleri
Şu rüzgarın çocukları, Kalais ve kardeşi Zetes’e bak... İnsanlar onlara "kanatlı kahramanlar" der, sanki gökyüzünde özgürce uçuyorlarmış gibi. Oysa onlar, babaları olan Kuzey Rüzgarı Boreas’ın, yani o yükseklerdeki 'Güçlüler'in birer uzantısıydılar. Bir rüzgarın oğlu olmak, gökyüzünün esiri olmaktır evlat; çünkü rüzgar asla durmaz, hep bir yere doğru savrulur.
Onları Argonaut'ların o görkemli gemisine bindiren şey kahramanlık tutkusu değil, kralların birbirine hükmetme arzusu idi. Kral Phineus'u, o talihsiz adamı hatırlıyor musun? Hani şu gökyüzü sakinlerinin cezalandırdığı, yemek masası başında Harpyalar tarafından hırpalanan kral... Kalais ve Zetes onu kurtardığında, insanlar bunu bir zafer sandı. Oysa bu sadece bir 'güçlünün' diğerini borçlandırma oyunuydu. O kanatlı iki genç, kralların emriyle av peşinde koşan birer av köpeğinden farksızdı.
Kalais’in kanatlarında gerçek bir özgürlük olsaydı, o gemide kürek çeker miydi sanıyorsun? Hayır. O, sadece kralların ve tanrısal otoritenin rüzgarını taşıyordu. Şarap kadehimi biraz olsun neşeyle doldurduğumda görebiliyorum: O kanatlar, aslında onu uçurmaya değil, hep birilerinin hesabına hizmet etmeye yarıyordu. Sistemin dişlileri arasında, hırslı kralların gölgesinde büyüyen birer piyon oldular.
Unutma, bazen en hızlı uçanlar, aslında en sıkı zincirlenmiş olanlardır. Gökyüzü sakinleri onları "kahraman" diye övünce, kendi özgürlüklerini çoktan unutmuşlardı. Gerçek, rüzgarın uğultusunda değil, o uğultunun arkasındaki sessiz kederde saklıdır.