Thesauros Mythology İphimedeia

İphimedeia

İphimedeia

Poseidon’dan olma dev kardeşler Aloeusoğulları’nın annesi, mitlerin güçlü ve hırslı kadın figürü İphimedeia, tanrısal soyun dünyevi taşıyıcısıdır.

İphimedeia, Poseidon’un arzusunu bir tahakküm aracı olarak değil, kendi bedenine yönelen ilahi iradeyi bir tür "anarkhia" sahasına dönüştürmek için kullanan bir figürdür; denizin köpüğünü avuçlarına doldurarak kendi doğurganlığı üzerinden bir isyan inşa eder. Aloeusoğulları olarak bilinen devasa oğulları, babalarının tanrısal otoritesini hiçe sayan bir kibrin taşıyıcıları olarak göklere merdiven dayamaya çalışırken, aslında annelerinin rahminden miras kalan o sınır tanımaz arzunun yeryüzündeki yansımasıdırlar. İktidarın tanrılar katındaki hiyerarşik düzenine karşı, İphimedeia’nın özgür iradesiyle filizlenen bu soy, dünyevi olanın ilahi olandan bile daha yıkıcı olabileceğini sessizce fısıldar; zira boyun eğmeyen bir ana, egemenlerin gökyüzünde kurduğu düzeni yeryüzünün sarsılmaz temelleriyle tehdit eder.
Silenos
Şöyle yaklaş hele evlat, ateşin çıtırtısı iyice azaldı, biraz daha sokul bana. Kulaklarını dört aç, zira sana anlatacağım hikaye, ne senin bildiğin o narin prenseslerin ne de sadece saraylarda oturan kraliçelerin hikayesine benzer. Bugün, denizin köpüğüne tutkuyla bağlı olan o mağrur kadını, İphimedeia’yı anlatacağım sana.

İphimedeia, güzelliğiyle göz kamaştıran bir kadındı ama gönlünde fırtınalar kopardı. Bir gün deniz kıyısında dalgaları izlerken, gözlerini uçsuz bucaksız sulara dikmiş; denizin derinliklerinde hüküm süren, o yedi denizin hakimi Poseidon’a vurulmuş. Hani şu elinde üç dişli asasıyla yeri göğü inleten, gökyüzü sakinlerinin en hırçınlarından biri var ya, işte o.

İphimedeia, sanki bir oyundaymış gibi, her gün avuç avuç deniz suyunu toplamış, onları gökyüzüne doğru savurmuş. Bir nevi, sevdiğine "Beni gör, buradayım!" diye fısıldar gibi... Tabii, denizlerin hakimi Poseidon bu; hiç böyle bir davete kayıtsız kalır mı? Kadının tutkusu, denizin derinliklerinden gelen o devasa dalgalarla birleşmiş.

Bu birliktelikten öyle evlatlar dünyaya gelmiş ki, isimleri tarihe Aloeusoğulları olarak kazınmış: Otos ve Ephialtes. Bunlar öyle sıradan çocuklar değil, görenin aklını başından alacak devasa adamlarmış. Söylenti o ki, dokuz yaşına geldiklerinde dokuz arşın genişliğinde, dokuz kulaç boyundaymışlar. Yani senin anlayacağın, yerdeki karıncayı görmeyecek kadar yüksekten bakıyor, gökyüzündeki yıldızları ise neredeyse birer oyuncak gibi tutabiliyorlarmış.

Ancak dikkat et, güç bela işlerle birleşince insanın başı beladan kurtulmaz. Bu iki dev kardeş, kendilerine o kadar güvenmişler ki, sadece karadaki krallara değil, Olimpos’un tepesindeki tanrılara bile kafa tutmaya kalkmışlar. Dağları üst üste koyup gökyüzüne merdiven dayamaya, o ulaşılmaz diyarlara tırmanmaya yeltenmişler.

İphimedeia, evlatlarının bu kibrini gördüğünde ne hissetmiştir dersin? Bir anne için, doğanın gücünden süzülüp gelmiş bu çocukların kendi sonlarını hazırlayışını izlemek, fırtınanın gelişini seyretmekten daha acı olsa gerek. İnsanoğlu, toprağın kızı olduğunu unutup gökyüzüne göz diktiğinde, dengeler her zaman sarsılır, değil mi küçük dostum?

İşte böyle... İphimedeia’nın denize savurduğu o birkaç damla su, dünyaya iki devasa hırs bırakıp gitti. Şimdi söyle bakalım, okyanusun kokusunu aldığında sen de kendi devlerini hayal edebiliyor musun, yoksa ayaklarının altındaki toprağın güvenliği mi daha tatlı geliyor?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme