Thesauros Mythology İlia

İlia

İlia

Rea Silvia olarak da bilinen İlia, Roma’nın kurucuları Romulus ve Remus’un annesidir. Soylu bir rahibe olan İlia, efsanelerin merkezindeki isimdir.

İlia, Roma’nın temellerine harç olan kardeşler Romulus ve Remus’un annesi Rea Silvia’nın bir diğer ismidir; devletleşme arzusunun biyolojik kaynağı olan bu kadın, iktidarın kutsal köken mitinde bir nevi tebaa konumuna indirgenmiş, kendi adıyla dahi ancak tanrısal bir soykütüğün silik bir yansıması olarak var kalabilmiştir.
Silenos
Bak evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş, dizlerim artık eskisi kadar ısınmıyor. Sana anlatacağım hikaye, o meşhur Roma’nın taşları döşenmeden çok önce, bir nehir kıyısında fısıldanan sırlarla ilgili. İnsanlar onu bazen Rea Silvia diye çağırırlar, ama kadim hafızalarda adı İlia’dır.

Bu İlia dediğin, öyle sıradan bir ölümlü sanma onu. Kendisi, Troyalı kahraman Aineias’ın soyundan gelen, soylu ve bir o kadar da gözü pek bir genç kadındı. Hikaye bu ya, bir gün kendini Alba Longa’nın puslu koridorlarında, Vestal bakiresi olarak buluverdi. Yani ne demek? Hani şu ateş hiç sönmesin diye beklenen, gökyüzü sakinlerinin huzurunda sadakat yemini edilen o kutsal görev.

Fakat kader dediğimiz o kurnaz dokumacı, İlia’nın ipliklerini çoktan başka bir desen için ayırmıştı. Efsaneye göre, savaşın o gürültülü ve kızıl tanrısı Mars, bir anlık dalgınlığında İlia’nın zarafetine vuruldu. İşte o günden sonra İlia’nın hayatı, bir daha hiç durulmayacak bir nehir gibi akmaya başladı.

O nehir kıyısında, Palatium tepesinin eteğinde uykuya daldığında, kaderin cilvesiyle dünyaya getirdiği iki küçük misafiri oldu: Romulus ve Remus. Onları öylece bırakmadı elbette; bir sepetin içinde, Palatino’nun sularına emanet etti. İlia, aslında o küçüklerin sadece annesi değil, gelecekte koca bir imparatorluğa dönüşecek o tozlu toprağın ilk tohumlarını atan kişiydi.

İnsanlar ona Rea dediklerinde "kraliyetten olan" demek isterler; İlia dediklerinde ise Troya’nın küllerinden doğan o kadim mirası kastederler. Yani anlayacağın, o koca Roma dediğin ihtişamlı şehir, aslında bir annenin cesareti ve gökyüzü sakinlerinin o bitmek bilmez oyunlarıyla bir nehir yatağında şekillendi.

Hadi, testideki serin üzüm suyundan bir yudum alalım da boğazımız yumuşasın. Tarih, bazen tozlu parşömenlerde değil, işte böyle kulaktan kulağa fısıldanan bir annenin isminde saklıdır. Başka ne merak edersin küçük dostum? Söyle, Silenos’un hafızası henüz paslanmadı.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme