Thesauros Mythology İdaia

İdaia

İdaia

İda Dağı’ndan gelen iki kadın: Biri Teuker’in annesi bir Nympha, diğeri ise Phineus’un başını yakan Dardanos’un kızı İdaia olarak bilinirler.

İdaia ismi, Troya’nın gölgesinde yükselen İda Dağı’nın kadim coğrafyasıyla mühürlenmiş iki figürü temsil eder. İlk olarak, Skamandros ırmağının tanrısal akışına boyun eğerek yatağına giren ve bu egemen doğa gücünden Teuker adlı bir oğul dünyaya getiren bir Nympha karşımıza çıkar; bu birleşme, toprağın yerel gücünün suyun hiyerarşisine eklemlenerek yeni bir soy inşa etme çabasıdır. Bir diğer İdaia ise Dardanos’un hanedanından doğmuş, Trakya kralı Phineus ile evlendirilerek bu bağla iki bölge arasındaki politik sınırları belirleyen bir figürdür. Rivayetin karanlık katmanları, Phineus’un trajik yıkımının faili olarak bu kadını işaret eder; bu anlatı, bir kadının evlilik yoluyla dahil edildiği yabancı iktidar mekanizmalarında, maruz kaldığı kısıtlamaları bir direnç ya da yıkım aracı olarak kullanabilme potansiyelini fısıldar.
Silenos
Gelin bakalım buraya, yakınıma oturun. Dizlerim biraz tutuk ama anlatacaklarım taptaze. Bugün size İdaia adında bir kadından bahsedeceğim ama öyle tek bir kadın sanmayın onu; rüzgarın İda Dağı’nın yamaçlarında iki farklı şekilde fısıldadığı bir isimdir bu.

İda Dağı’nın o meşhur, ağaçlıklı eteklerine giderseniz, belki de o kadim fısıltıları duyarsınız. İlk İdaia, hani şu suyun berraklığında gizlenen Nympha... Skamandros ırmağının köpük köpük akan sularının tanrısıyla birleşmiş ve dünyaya Teuker’i getirmiş. Teuker, yani Troya’nın o koca yürekli, eski krallarından biri. Düşünsenize, bir yanınız pırıl pırıl akan bir ırmak, bir yanınız ormanların hışırtısı... İşte o Nympha, doğanın ta kendisiydi. Çocuğu da öyle, toprağına ve nehrine sadık biri oldu.

Ama bir de diğer İdaia var ki, o biraz daha karışık bir hikayenin kahramanı. Dardanos’un kızı, hani şu görkemli soyun soyundan gelenlerden biri. O, uzaklara, Trakya’ya, Kral Phineus’un sarayına gelin gitmiş. İnsan bazen en büyük kararları verdiğinde, kendi kaderini de bir düğüm gibi dolayabiliyor. Phineus’un başına gelen talihsizliklerde, o sarayın derin koridorlarında ismi hep bir gölge gibi dolanmış. Bazıları "kaderini o ördü" der, bazıları ise "sadece yanlış zamanda, yanlış yerdeydi" diye fısıldar. Gökyüzü sakinlerinin oyunları bazen insanın attığı bir adımla başlar, sonra çığ gibi büyür.

Şimdi bir bakın şu gökyüzüne, bir de ayaklarınızın altındaki toprağa... Bir yanda ırmağın şefkatiyle doğan bir kral, diğer yanda sarayın serin taşları arasında hüzünlü bir hikaye. İdaia ismi, birine bereketli bir nehir gibi akmış, ötekine ise biraz tozlu ve karışık bir yol çizmiş.

Siz siz olun, yollarınız İda Dağı’nın eteklerine düşerse; bir kulağınızı ırmakların şırıltısına, diğerini ise rüzgarda sallanan ağaçların hikayelerine verin. Dünya dediğiniz, sadece bugün gördüklerinizden ibaret değildir evlatlarım. Bazen bir kadehin dibinde kalan tortu gibi, geçmişin izleri de orada öylece, suskun durur.

Hadi bakalım, şimdi biraz oyun vaktidir. Ama unutmayın, her dağın ardında bir hikaye, her ismin altında bir gölge vardır.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme