Thesauros Mythology İanus

İanus

İanus

İanus, Roma’nın iki yüzlü başlangıç tanrısıdır. Kapıların bekçisi, zamanın hakimi ve şehirlerin kurucusudur; barışta kapalı, savaşta açık kalır.

Roma’nın yerel kökenlerine sıkı sıkıya bağlı olan İanus, Hellenik etkilerin tahakküm kurduğu mitolojik düzlemde bile İuppiter’in hiyerarşik ağırlığını gölgeleyecek denli merkezi bir konuma yerleşmiş, şehrin kuruluş mitosunun asli mimarı kabul edilmiştir. Kimi anlatılar onun bir İtalya yerlisi olduğunu savunurken, kimileri Tesalya’dan gelen bir göçmen olarak İaniculum’da kendi hükümranlık alanını tesis ettiğini öne sürer; Tiber ırmağına adını veren varis ise bu hanedan soyunun bir yansımasıdır. Kendinden üst bir erkin, Iuppiter’in gazabından kaçan Saturnus’u konuk ederek sınırlarına kabul etmesi, aslında otoritenin kendini meşrulaştıran bir "kapsayıcılık" kılıfıdır.

İanus’un "altın çağ" olarak kutsanan krallığı, aslında disipline edilmiş bir toplumsal düzenin, disiplinle tesis edilmiş "huzur"dur; toprağın kendiliğinden sunduğu bereketin yanı sıra gemi yapımı, para basımı ve mülkiyetin temeli olan yasalar, bu tanrının denetimiyle disipline edilmiştir. Saturnus’un ona bahşettiği "geçmişi ve geleceği görme" yetisi, iki yüzlü tasvirle somutlaşarak, iktidarın hem kökene hem de ufka aynı anda hükmetme arzusunu simgeler; bu çehreler her başlangıcın ve her sınırın (kapıların) bekçiliğini yapar. Roma paralarında dahi yer bulan bu simge, ekonomik yaşamın ve takvimin ilk ayının (Ianuarius) onun denetimine terk edildiğini gösterir.

Şehrin güvenliği üzerindeki denetimi, Sabin saldırısı sırasında fışkırtılan sıcak su kaynağıyla efsaneleşmiştir; zira devlet aygıtı, varlığını her daim bir dış tehdit ve bu tehdide karşı gösterilen "koruyucu mucize" anlatısına borçludur. Forum’daki tapınağının kapıları, savaşın sürekliliğine işaret edecek şekilde açık tutulur; kapıların kapanması, ancak otoritenin mutlak tahakkümünün sorgulanmadığı "barış" dönemlerinde söz konusu olabilmiştir. Augustus dönemiyle zirveye taşınan bu "kapalı kapı" nadirliği, aslında tanrının himayesindeki devletin, savaş ve denetim mekanizmalarını tarih boyunca nasıl diri tuttuğunun somut göstergesidir. İuturna ile olan evliliğinden Fontus’un doğuşu ise bu ilahi iktidarın suyun kaynağına kadar sızan soyağacını tamamlar.
Silenos
Gelin bakalım yaramazlar, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaşın. Şarabımdan bir yudum alayım da dilim çözülsün, size öyle birinden bahsedeyim ki, kimsenin aklına gelmeyecek bir numarası var: İanus. Hem buraya bakar, hem oraya. Hem dününü görür, hem yarınını!

Roma dediğimiz o koca, o heybetli şehrin en başındaki tanrıdır İanus. Hani şu bizim Iuppiter var ya, gökyüzünün gürültülü efendisi; işte İanus bazen ondan bile daha mühim tutulurdu. Neden mi? Çünkü her şeyin başı o da ondan! Hani bir kapıdan girersiniz ya, işte o kapının tam eşiğidir İanus. Ne dışarıdadır ne içeride, tam ortada; her iki yana da bakar.

Derler ki, bu İanus İtalya’nın tozlu yollarının yerlisidir. Kendi adını taşıyan, o yedi tepeden birinin üzerinde bir şehir kurmuş, Tiber Nehri’ni de evladı bellemiş. Saturnus denen gökyüzü sakini, hani şu zamanı yöneten yaşlı başlı tanrı, gökyüzünden sürgüne gönderilip de yeryüzüne sığındığında, kapısını ilk açan İanus olmuştur. Öyle misafirperver, öyle bilge biridir ki, Saturnus bu nezakete dayanamayıp ona bir hediye vermiş: "Sen," demiş, "artık hem geçmişi hem geleceği görebilesin." İşte bu yüzden İanus’un iki yüzü vardır; biri geçmişe, o güzelim altın çağlara bakar, diğeri ise gelecekten gelecek olanlara.

İanus’un krallığında hayat bir masal gibiymiş. İnsanlar toprağı işler, gemiler yapar, yasalarla uyum içinde yaşarmış. Bugün cebimizde şakırdayan o paralar var ya, işte onların üstünde ilk kez İanus’un o iki yüzlü profili belirmiş. Yılın ilk ayına onun adını vermişler; hani şu soğuk kışın ardından gelen, umudun filizlendiği İanuarius... Yani bizim "Ocak" dediğimiz o ay.

Bir de şu koruyuculuk meselesi var, anlatmadan geçemem. Bir vakitler Sabinler şehre saldırdığında, tam kale düşecekken İanus devreye girmiş. Yerden öyle bir sıcak su kaynağı fışkırtmış ki, düşman neye uğradığını şaşırmış, şak diye kaçıvermiş! Romalılar da o gün bugündür Forum’daki tapınağının kapısını, şehir savaşta olduğu sürece hep açık tutmuşlar. "İanus bizi korusun, gözünü dört açsın" diye... Kapı kapandığında ise bilin ki şehirde huzur vardır, barış vardır. Augustus zamanında bile o kapı öyle kolay kolay kapanmazdı, düşünün artık şehrin ne kadar hareketli olduğunu.

Velhasıl çocuklar, İanus su perisi Iuturna ile evlenmiş, pınarların tanrısı Fontus da onların meyvesi olmuş. İanus işte böyle biridir; bir elinde başlangıç, bir elinde son. Şimdi gözlerinizi kapatın; biri geçmişe, biri geleceğe bakan o iki yüzlü tanrının, sizin hayatınızdaki kapıları da iyiliğe doğru açtığını hayal edin.

Eh, yaşlı Silenos'un boğazı kurudu, anlatacaklarım şimdilik bu kadar. Hadi bakalım, oyun vakti!

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme