Bak evlat, şöyle ateşin kenarına iyice yerleş, ayaklarını uzat. Bir zamanlar gökyüzü sakinlerinin dünyayı bugünkünden çok daha karışık, ama bir o kadar da neşeli kıldığı günlerde, Eleusis’in kralı Keleos’un sarayında yaşayan, pek de dikkat çekmeyen ama aslında dünyanın en keskin dilli kızlarından biri varmış: İambe.
Kırların neşeli ve birazcık da hırçın tanrısı Pan ile yankıların kızı Ekho’nun kızıydı o. Damarlarında biraz orman rüzgarı, biraz da dağların sesi vardı. Ama İambe’yi özel kılan şey, ne babasının flütü ne de annesinin tekrarladığı sözlerdi; o, insanı gülmekten yerlere yatıran ya da utancından kızartan o sivri şakalarıyla bilinirdi.
Bir gün, mevsimlerin koruyucusu, bereket tanrıçası Demeter buralara uğradı. Tabii o vakitler Demeter pek dertliydi, kızı Persephone’nin hasretiyle yüreği öyle bir yanıyordu ki, bastığı toprak çatlıyor, ağaçlar yas tutuyordu. Yüzü kaskatı, gözleri kederden buğulu bir halde saray kapısından içeri girdi. Saraydaki herkes korkudan nefesini tutmuş, tanrıçanın acısına saygıdan bir kelime bile edemiyordu. Herkes sessizliğin ağır örtüsü altında ezilirken, İambe sahneye çıktı.
O, kederin en koyu olduğu yerde, neşenin en ince kılıç gibi kullanılması gerektiğini bilenlerdendi. İambe, tanrıçanın önünde öyle bir gösteriye başladı ki; yaptığı el kol hareketleri, birbirine dolanan sözcükleri ve hayatın saçmalığıyla dalga geçen o komik, biraz arsız şakalarıyla Demeter’in omuzlarındaki kederi biraz olsun hafifletti. Tanrıça, belki de asırlardır ilk kez dudaklarının kenarında bir kıvrılma hissetti, sonra bu bir tebessüme, en sonunda da o meşhur kahkahasına dönüştü.
İşte o gün, sadece Demeter’in yüzünü güldürmedi İambe; aynı zamanda edebiyatın da kaderini değiştirdi. Onun o neşeli ve iğneleyici söz dizileri, sonradan "iambos" vezni dediğimiz, o kendine has ritmi olan şiirlerin temeli oldu. Bugün tiyatro sahnelerinde izlediğiniz o büyük tragedyalarda ya da kahkahalarla güldüğünüz komedilerde, oyuncuların ağzından dökülen o akıcı konuşma vezni, aslında İambe’nin tanrıçayı güldürdüğü o günün yankısıdır.
Kısacası evlat, bazen dünyayı kurtaran bir kılıç değil, doğru zamanda yapılmış bir şaka, bir insanın kederini iyileştiren en güçlü ilaçtır. İambe de bunu bilen, hayata her daim bir muziplik payı bırakanlardan biriydi. Hadi, şimdi bir yudum taze meyve suyu iç de, bir sonraki hikayeye kadar gözlerini biraz dinlendir. Dünya, bazen çok ciddiye alınmayacak kadar güzeldir, bunu sakın unutma.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik yolcu, dizlerimin dibine otur da anlatayım; masalların yaldızlı tozlu raflarında, kralların görkemli zırhlarının parıltısı altında hep gizlenen, o ürkek ve fısıltılı gerçeği dinle. Yetişkinler dünyası, güç sahiplerini altın heykeller gibi diker; oysa o heykellerin gölgesinde ezilen birileri hep olmuştur.
İambe’den bahsediyorum. Sana anlatılanlarda o, sadece bir kralın mutfağında hizmet eden, şakalarıyla tanrıçayı eğlendiren neşeli bir kızdır. Ama gel, gerçeğin peşine düşelim, evlat.
Keleos’un sarayında, kralların sofrasına taşınan her kadeh şarapta, o sarayın koridorlarında duyulmayan hıçkırıkları ve o kaba otoritenin ağırlığını hisseder miydin? Demeter, sevgili kızı Persephone için yas tutarken, dünyanın en güçlü tanrıçalarından biri olarak saraya girdiğinde, oradaki düzen İambe’yi bir 'eğlendirici' olmaya zorladı. Bir kralın kapısında, mutfakla taht odası arasında sıkışmış, özgürlüğü sadece dudaklarının ucuna bıraktığı o iğneleyici sözlere sığmış bir ruh...
İambe, tanrıçayı güldürdüğünde, aslında sadece bir şaka yapmıyordu. O, kralların katı kurallarını, tanrıların acımasız hırslarını ve hayatın o gri yükünü, kendi zekasıyla sarsıyordu. "İambos" dedikleri o vezin, aslında bir isyandı. Konuşurken takındığımız o resmi, o zoraki düzgün cümlelerin arasına sıkıştırılmış bir çığlıktı. İambe, otoritenin gülmeye mecbur bıraktığı değil; otoritenin ciddiyetini, kendi sözcüklerinin keskinliğiyle yaralayan ilk anarşistti.
Yetişkinlerin "hizmetkar" dediği o kız, aslında diliyle sarayları yerle bir eden bir ozandı. Bugün tragedyalarda duyduğumuz o ağır ritimler, aslında bir zamanlar bir mutfak köşesinde, kralların dünyasını tiye alan bir kadının özgür gülüşünden doğdu.
Unutma küçük dostum; tarihin sayfalarında sessizleştirilenlerin fısıltısı, bazen en görkemli kralların emrinden daha çok yankılanır. Bir gün sana "yerini bil" dediklerinde, İambe’nin o cüretkar şakasını hatırla. Çünkü bir kahkahayı kontrol edemeyen otorite, çoktan yıkılmaya mahkumdur.