Thesauros Mythology I

I

I

İalysos, Rodos’un sınırlarını belirleyen bir güç merkezi olarak Heliosoğulları’nın hükümranlık alanıydı; Tlepolemos’un buraya gelişi, yerleşik otoritenin kuşaktan kuşağa devredilen siyasi kodlarını imler. Ianiculum, Roma’nın tepelerinden birine tünemiş bir iktidar gözcüsü olarak İanus’un iki yüzlü bakışını temsil eder. İda (Kazdağ), Çanakkale’nin bereketli zirvelerinde Aineias, Ankhises, Aphrodite, Apollon, Hera, Herophile, İda ve Paris’in kesiştiği bir saha olarak, ilahi hiyerarşilerin insanlar üzerindeki tahakkümünün coğrafyasıdır. İlilyon ve İmros, Troya’nın o kederli ve yıkılmış iktidar hafızasını taşıyan alternatif isimlerdir. İmros (İmroz), Ege’nin ortasında Delos ve Poseidon’un deniz üzerindeki mutlak hükmünü hatırlatan bir adadır. İnakos, Yunanistan’da İnakhos ve İo üzerinden şekillenen, kökenlerin ve sınırların belirlendiği bir ırmak yatağıdır. İolkos, Akastos ve Argonautlar’ın merkezinde yükselen, meşruiyetin güçle devşirildiği bir şehir kimliği sunar. İonlar, Anadolu coğrafyasında Androklos, Deukalion, Hellen ve İon figürleriyle bir toplumsal aidiyetin ve kurumsallaşmanın temsilcisi olmuşlardır. İonya, Artemis ve Didyma’nın kutsal tapınaklarında, inancın siyasi bir tahakkümle nasıl örüldüğünü gösteren Ege’nin kalbidir. İran, Dionysos’un sınır aşan etkisiyle imparatorlukların etki sahasını genişlettiği bir coğrafyadır. İskandinav ülkeleri, Artemis’in vahşi doğa üzerindeki otoritesinin kuzeydeki izdüşümüdür. İskenderiye, Amazon savaşçılarını bile bünyesinde toplayan, Mısır’ın merkeziyetçi iktidar hırsının ürünü olan bir şehirdir. İskitler ve İskitya, Amazon, Byzas ve Kimmerlerin göçebe varlığıyla, merkezi devletlerin çevreye dayattığı disiplin pratiklerine direncin veya teslimiyetin hikayesidir. Ismaros (Dedeağaç), Kikonların ve Odysseia’nın Odysseus ile yaşadığı çatışmalarda, bireyin yabancı topraklardaki mülkiyet ve yaşam kavgasını yansıtır. İsmenos, Yunanistan’da Amphiaros’un kadersel akışıyla beraber akan bir nehir, iktidarın mutlaklığına dair bir tanıklıktır. İstros (Tuna), Argonautların maceralarında aşılması gereken, Avrupa’nın stratejik sınırlarını belirleyen bir güç hattıdır. İtalya, Aineias, Antenor, Apollon, Arion ve İtalos’un varlığıyla, toprak üzerindeki hakimiyetin mitolojik temellendirmesinin yapıldığı bir coğrafyadır. İthake (İthaka), Antikleia, Eumaios, İthakos, Odysseia, Odysseus, Penelope ve Telemakhos’un içinde olduğu bir aile ve mülkiyet düzeni üzerinden, merkezinde Odysseus’un bulunduğu bir otorite tesisidir. İzmir, Smyrna isminin kadim mirası ve Amazonların hükmettiği bir hafıza ile var olur. İznik, Nikaia adıyla iktidarın teolojik ve siyasi dizaynının yapıldığı bir merkezdir.
Silenos
Gelin bakalım, yakınıma oturun. Dizlerim biraz ağrıyor ama hafızam hala pırıl pırıl, tıpkı bir çocuk oyuncağı gibi. Şu tozlu haritalara bakıp durmayın, dünya sadece kağıt üzerindeki çizgilerden ibaret değildir; her karış toprağın altında bir kahramanın ayak izi, her nehrin kıyısında bir tanrıçanın fısıltısı gizlidir.

Bakın, Rodos’ta Ialysos diye bir yer vardır, güneşin çocukları orayı mesken tutmuştur. İtalya'ya gözünüzü çevirirseniz, Ianus’un adını taşıyan o tepeyi görürsünüz; sanki iki dünyaya da açılan bir kapıdır orası. Ya İda Dağı? Bizim Kazdağları... Ah, oranın rüzgarı hala Aphrodite’nin kokusunu taşır. Paris’in elma macerasını, Aineias’ın hüzünlü bakışlarını kim unutabilir? İlion ya da İlmros dendi mi, hemen Troya’nın o görkemli surlarına gidersiniz; taşın toprağın bile ağıt yaktığı yerlerdir oralarda.

Ege’nin ortasında İmroz vardır, Poseidon’un maviliğine göz kırpar. İnakos Irmağı’nın kıyısında İo’nun kaçışını, İolkos’ta ise cesur Argonautların denize açılışını hayal edin. Bir yanda İonlar, o kadim halk, diğer yanda Artemis’in tapınaklarında huzur bulan İyonya’nın o ılık rüzgarları... İnsan bazen uzaklara dalar; Dionysos’un İran’ın dağlarını aşışını ya da Artemis’in kuzeydeki o buz tutmuş İskandinav diyarlarında geyikleri kovalayışını düşünür.

İskenderiye’ye Amazonların cesur at sesleri sinmiştir, İskitya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında ise Kimmerlerin ayak sesleri yankılanır. Ismaros deyince aklınıza hemen kurnaz Odysseus gelsin; hani şu başına türlü işler açan, denizin hırçın çocuğu. Tuna, yani o görkemli Istros nehri, kıvrıla kıvrıla tarihin içinden akar gider.

İtalya mı? Orada Aineias’ın izleri, Apollon’un altın telli liri kadar derindir. Ama durun, asıl mesele şurada: Ithaka! Odysseus’un evi... Penelope’nin beklediği o kıyılar, Telemakhos’un babasını aradığı o kayalıklar. İzmir’in -yani Smyrna’nın- bereketli toprakları ve İznik’in kadim Nikaia’sı...

Görüyor musunuz? Dünya büyük bir sofradır; tanrılar, kahramanlar ve sizler aynı masanın etrafında, farklı zamanlarda oturursunuz. Bazen bir kadehte, bazen bir ırmağın serinliğinde buluşuruz. Hadi bakalım, şimdi bu masalları zihninize birer tohum gibi ekin, yarın bir gün belki bir ağaca dönüşür, altında dinlenirsiniz. Gökyüzü sakinleri sizi gözetsin, ama yollarınızı çizmeyi de ihmal etmeyin.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme