Thesauros Mythology Hesione

Hesione

Hesione

Troya kralı Laomedon’un kızı Hesione, Herakles tarafından canavardan kurtarılmış, ardından Telamon ile evlendirilerek esaret ve sürgünle örülü bir yaşam sürmüştür.

Troya kralı Laomedon’un kızı ve Priamos’un ablası olan Hesione, egemenlerin kendi iktidarlarını pekiştirmek adına en yakınlarını dahi birer pazarlık nesnesine dönüştürebildiği çarkın mağduruydu. Laomedon’un tanrılara olan borcunu ödememek için verdiği sözden dönmesi, bir şehri ve halkı bedel ödemeye zorlayan o kadim buyurganlığın tezahürüydü; nitekim Poseidon’un gönderdiği ejderha, bir kralın kibrinin faturasını ödeyecek kurban olarak Hesione’yi kayalara zincirletmişti. Herakles, bu tahakküm sarmalını kırmak yerine ona yeni bir kulp takarak müdahil oldu; kurtarıcı sıfatıyla attığı her adım, bir başka sözleşmenin ve zorbalığın parçasıydı. Laomedon’un sadakatsizliğine karşı girişilen yıkım, Hesione’yi bir ganimet misali Telamon’un eline bıraktı. Telamon ile gerçekleşen evliliği ve bu birliktelikten doğan Teuker, iktidar oyunlarının bir sonucu olarak başka bir coğrafyanın tarihine eklemlendi. Yine de bu zorunlu esaretin gölgesinde Hesione, kardeşlerinden Podarkes’i kölelikten kurtararak onun Priamos adıyla tahta çıkmasını sağlayacak ince bir inisiyatif kullandı. Podarkes, Hesione’nin fedakarlığıyla Troya’nın başına geçtiğinde, otoritenin devamlılığı için bir kadının kaderi üzerine inşa edilmiş o eski düzen yeniden kuruluyordu. Rivayetlerin bir kısmında Hesione’nin Yunanistan’a giden gemiden kaçıp Anadolu kıyılarına, Miletos’un özgürlüğüne sığınması ise, ne tanrıların ne de kralların kurduğu bu hiyerarşik boyunduruğa sığmayışının, her türlü otoriteden kopuşun sessiz bir anarkhia biçimiydi.
Silenos
Şöyle yakınıma kurulun bakalım, ayaklarınızı uzatın. Ateşin çıtırtısı hikayemize eşlik etsin. Bugün size Troya’nın o güzel prensesi Hesione’yi anlatacağım. Ama öyle "bir varmış, bir yokmuş"la başlamayalım, çünkü bu hikaye biraz hırçın, biraz da derslerle dolu.

Troya’nın kralı Laomedon... Ah, şu Laomedon! Gökyüzü sakinleriyle oyun oynanmayacağını, hele de onlara verilen sözlerin unutulmayacağını bir türlü öğrenemedi. Şehrinin surlarını bizzat denizlerin efendisi Poseidon ve ışık saçan Apollon inşa etmişti. Karşılığında ne istediklerini tahmin edersiniz; ama bizim kral sözünü tutmak yerine, kurnazlık yapmaya kalktı. Tanrılar buna sinirlenince, denizlerden öyle bir canavar gönderdiler ki, Troya kıyıları korkudan titremeye başladı.

Kahinler, "Kralın kızı Hesione'yi kayalıklara bağlayıp canavara bırakmaktan başka çare yok," dediler. Zavallı Hesione, o sert kayaların üzerinde, deniz köpükleri arasında beklerken, tam o sırada ufukta tanıdık bir silüet göründü: Güçlü Herakles!

Herakles, o meşhur pazıları ve yüreğiyle yanına gelip, "Seni bu canavarın elinden kurtarırım ama karşılığında kral babandan o meşhur ölümsüz atlarını isterim," dedi. Kral Laomedon, "Elbette!" diye bağırdı o telaşla. Ama kızını kurtarılmış görünce, o tanıdık açgözlülük yine zihnini bulandırdı ve atları vermeye yanaşmadı.

Herakles bu; hem çok güçlüdür hem de bir sözü tutulmadığında biraz tez canlıdır. Oracıkta öfkelenmedi ama aklının bir köşesine not etti. Yıllar sonra Troya’nın kapılarına dayandığında, şehre ilk giren arkadaşı Telamon oldu. Hesione, bu karmaşanın ortasında bir ödül gibi değil, bir kaderin parçası olarak Telamon'la evlendi. Hatta Teuker adında bir oğulları bile oldu.

Ama Hesione’nin yüreği hep Troya’daydı. Esir düşen kardeşi Podarkes'i serbest bıraktırmak için elindeki en değerli şeyleri kendi süs eşyalarını teklif etti. Kardeşi o kadar değişmişti ki, artık ona Priamos demeye başladılar; yani "satın alınmış olan". İşte o Priamos, yani meşhur Troya Savaşı'nın talihsiz kralı, ablası Hesione sayesinde hayata tutundu.

Bazıları der ki, Hesione Yunanistan’da mutsuz oldu, bir yolunu bulup Anadolu kıyılarına, Miletos’a kadar kaçtı. Doğru mu bilinmez... İnsan bazen en huzurlu hissettiği yere, yani köklerine dönmek ister.

Gördünüz mü çocuklar? Sözünde durmayan krallar şehirleri yakar, ama bir ablanın sevgisi krallıklar kurar. Şimdi, kadehlerinizde biraz neşe, gözlerinizde ise o kadim zamanların parıltısı kalsın. Başka zaman yine gelin, size anlatacak daha çok efsanem var.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme