Thesauros Mythology Hekatonkheir'ler

Hekatonkheir'ler

Hekatonkheir'ler

Elleriyle gökyüzünü kavrayan, yüz kollu devasa gardiyanlar. Tartaros’un karanlığında, Olympos’un kudretiyle zincirleri kıran kadim güçler.

Yüz ellişer başlı ve her biri farklı bir yöne uzanan ellişer koluyla Uranos’un öfkesini üzerlerinde toplayan Hekatonkheir’ler; Gaia’nın rahminden yükselen, bedenleri tek bir iradeye boyun eğmeyi reddeden, çokluğun yarattığı o kaotik gücün vücut bulmuş halidir. Kendi uzuvlarının sınırlarını aşan bu devasa varlıklar, gökyüzünün otoritesine karşı yeryüzünün kontrol edilemez dinamizmini temsil ederler. Derin bir karanlığa, Tartaros’un izbe köşelerine hapsedilmeleri, aslında merkezileşen bir iktidarın, parçalı ve dizginlenemez bir çoğulluğu kendi hiyerarşisi içinde eritemediği için tecrit etme arzusunun bir dışavurumudur. Onlar, göğün mutlak egemenliğini sarsacak bir potansiyeli ellerinde tutan, hiçbir tekil komutun kuşatamayacağı kadar çok yönlü bir başkaldırının yaşayan hafızasıdır.
Silenos
Gel bakalım şöyle, ateşin başına yaklaş. Ayaklarını uzat, dinlen biraz. Bugün sana anlatacağım hikaye, gökyüzünün henüz yeni yeni şekillendiği, dünyanın çocukluk dönemlerinden kalma devasa bir efsanedir. Herkesin bildiği o zarif tanrılar, Olimpos’un yüksek tahtlarına oturmadan çok önce, karanlık ve derin yerlerde yaşamış, akıllara durgunluk veren bir kuvvettir Hekatonkheirler.

"Yüz kollular" deriz biz onlara. Hayal edebiliyor musun? Bir insanın iki kolu olması ne kadar sıradansa, onların o koca gövdelerinden fışkıran yüz tane kol, o kadar akıl almazdı. Sanki bir orman dolusu dal, bir kaba sığdırılmış gibi! Her omzundan, her yanından bir el, bir yumruk, bir parmak uzanırdı.

Kendi aramızda fısıldarız; bunlar Gaia ile Uranos’un, yani yerin ve gökyüzünün en hırçın çocuklarıydı. Düşünsene, her elinde devasa bir kaya parçası tuttuğunu... Bir tanesi kolunu havaya kaldırsa, gökyüzü sakini bile olsa herhangi biri titremeye başlardı. Çünkü onlar, sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda dizginlenemez bir kaosun somut haliydiler.

Korkutucu muydu bu devler? Evet, biraz öyleydi. O kadar çok kolla aynı anda binlerce taşı savurabildiklerini bir düşün! Mitolojinin o klasik kahramanları, kılıç kuşanıp aslan avlarken, Hekatonkheirler bir tepenin tamamını yerinden söküp atabilirlerdi. Babaları Uranos, onların bu sınırsız gücünden biraz ürktü mü nedir, onları yerin en derin, en karanlık zindanlarına, Tartaros’un buz gibi diplerine hapsetti.

Ama kaderin oyunları bitmez evlat. Zamanı gelince, Zeus ve kardeşleri o koca taht kavgasına tutuştuklarında, bu Yüz Kollular'ın kapısını çaldılar. Düşün, bir tarafta Olimpos’un şimşekleri, diğer tarafta yerin derinliklerinden çıkıp gelen yüz kollu bir öfke! Hekatonkheirler, özgürlüklerine kavuşunca öyle bir savaştılar ki, yer yerinden oynadı. Onlar sayesinde gökyüzü sakinleri, eski devlerin hakimiyetine son verdi.

Bugün o devlerden geriye kalan sadece efsaneler, bir de taşların üzerindeki o tuhaf çatlaklar... Bazen fırtınalı gecelerde dağlardan gelen o uğultuyu duyduğunda, belki de bir Hekatonkheir rüyasında kollarını geriyordur, kim bilir?

Şimdi, kadehini değil ama gözlerini biraz dinlendir. Dünya büyük, biz ise sadece kıyısında oturan yolcularız. Ama unutma; bazen en hırçın görünenin, en büyük yardımı dokunur. Hadi bakalım, başka bir akşam başka bir devin izini süreriz.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme