Thesauros Mythology Hekamede

Hekamede

Hekamede

Troya savaşında esir düşüp Nestor’un hizmetine verilen, İlyada’da bilge kralın yanında görevli olarak karşımıza çıkan güzel saçlı soylu Hekamede.

Güzel saçları ile tasvir edilen Hekamede, Akha ordusunun Tenedos’a düzenlediği askeri seferin ganimetlerinden biri olarak tarih sahnesine düşmüştür. Savaşın yarattığı mülkiyet düzeni, onu Nestor’un çadırında, otoritenin sağladığı ayrıcalıklı bir hizmetin nesnesi konumuna iter. İlyada’nın satır aralarında, XI. ve XIV. bölümlerdeki mevcudiyeti, sadece bir karakterin işlevselliği değil, muktedirin kendi düzenini kurarken iradesini nasıl soğukkanlılıkla dizginlediğinin ve tahakkümün meşruiyetini nasıl sessizce yeniden ürettiğinin somut bir göstergesidir; zira o, Akhilleus’un mağrur hırsından Hekabe’nin yıkımına uzanan o otorite hiyerarşisinde, kendisine çizilen sınırın sessiz tanığıdır.
Silenos
Gel evlat, yaklaş şöyle ateşin yanına. Bacaklarını uzat, şu kadim zeytin ağacının gölgesi altında soluklan. Bak, sana İlyada’nın tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmiş, ama bilgeliğiyle o kaba saba savaşçıların arasında bir güneş gibi parlamış bir kadından, güzel saçlı Hekamede’den bahsedeceğim.

Hekamede, Tenedos adasının o berrak sularında, rüzgarın zeytin dallarını okşadığı bir zamanda yaşamıştı. Ancak kader ağlarını öyle bir örmüştü ki, Troya’nın o meşhur, o kanlı ve bitmek bilmeyen savaşı kapılarına dayandı. Akhilleus ve yanındaki o hırçın Akhayalar, adaya ayak basıp her yeri duman altına aldıklarında, Hekamede de yazgısına boyun eğmek zorunda kaldı.

O, savaşçıların yağmalarına rağmen zarafetinden hiçbir şey kaybetmeyen, nezaketiyle o koca yürekli savaşçıları bile hayran bırakan biriydi. Onu alıp, yaşlılığıyla bilinen, bilge Nestor’un barakasına getirdiler. Düşünsene, her yer çelik kılıçların ve kan kokusunun soğukluğuyla doluyken, Hekamede o çadırın içinde adeta bir bahar tazeliğiydi.

Homeros’un destanlarında görürsün onu; elinde devasa, üzerini altınla süslediği o meşhur kupasıyla. İçinde keçiboynuzu balı, taze peynir ve belki de bir tutam o meşhur, insanı neşelendiren nektar… Hekamede sadece bir hizmet eden değildi; o, savaşın tüm o karanlığının ortasında, yaşlı Nestor’un yorgun zihnine huzur veren bir şifa gibiydi.

Gökyüzü sakinleri, bazen en güzel çiçekleri en çorak topraklarda bitirirler ya, işte Hekamede de öyleydi. O, Troya surları önünde kılıç sallayan o gürültücü kahramanların arasında, bir zarafet ve vakar abidesi olarak dururdu. Akhalar onun önünde başlarını eğerlerdi; çünkü o, sadece bir esir değil, aynı zamanda bilge bir ruhun huzur veren yoldaşıydı.

İşte böyle küçük dostum. Savaşlar biter, krallar ölür, koca şehirler yıkılır; ama tarih, o kargaşanın arasında bile nezaketini, duruşunu bozmayanların adını fısıldamaya devam eder. Hekamede, o meşhur kadehini tutarken, aslında sadece Nestor’un kadehini doldurmuyordu; o, tarihin o gri sayfalarına kendi ışığını döküyordu.

Hadi şimdi, biraz daha odun at ateşe. Hayat, tıpkı Hekamede'nin sunduğu o karışım gibidir; biraz acı, biraz tatlı, ama hepsinden önemlisi paylaşıldıkça kıymetlenen bir iksir.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme