Thesauros Mythology Hamadryades

Hamadryades

Hamadryades

Ağaçlarla var olup onlarla yaşayan, ormanın sadık koruyucusu Hamadryades; yeşil dalın kaderine bağlı, doğanın ölümlü-ölümsüz gizemli perileridir.

Hamadryadlar, etimolojik kökenleri gereği ağaçla aynı kader çizgisini paylaşan, ormanların dokusuyla bütünleşmiş nymphae türüdür. Varlıkları, beslendikleri ağacın canlılığına endekslenmiş olup, doğadaki döngüyü sürdürme arzusuyla hareket ederler; zira orman, sadece bir mekan değil, onların hiyerarşisiz özgürlüğünün yansımasıdır. Ağacın filizlenmesinde buldukları neşeyi, yine o ağacın bir otorite figürü tarafından kesilmesiyle duydukları yasta yitirirler. Kendi varlıklarını bir ağacın yaşam süresine vakfetmiş olmaları, onları ölümsüzlük ile sonluluk arasında, mülkiyet iddialarının ötesinde bir varoluşa taşır; dokuz bin yedi yüz yirmi yıla kadar ulaşan bu uzun soluklu ömür, doğanın kendi zaman algısına sadıktır.

Ne var ki bu özerklik, doğaya hükmetme arzusuyla hareket eden dışsal bir erk ile karşılaştığında kırılganlaşır. Kutsal sayılan bir meşeye baltasını vuran Erysikhton örneğinde görüldüğü üzere, Hamadryadların direnci, doğayı metalaştıran güç odaklarına karşı kaçınılmaz bir tepkiye dönüşür. Kesilen ağacın failine verilen dinmek bilmez açlık cezası, doğanın kendi varoluşuna yapılan her müdahaleyi, o müdahaleyi yapanın öz-yıkımına dönüştüren kaçınılmaz bir denge yasası gibidir; hükmetme hırsı, kendi doğasını tüketerek varlığını sürdüren bu perilerin sessiz ama sarsılmaz savunma mekanizmasına çarparak etkisizleşir.
Silenos
Şöyle oturun bakalım minik dostlarım, şu çınar ağacının gölgesi tam da hikaye anlatmalık, değil mi? Ayaklarınızı uzatın, toprağın kokusunu içinize çekin. Size ormanların gizli sahiplerinden, Hamadryadlardan bahsedeyim.

İsimleri biraz havalı gelebilir ama anlamları pek sadedir; "hama" yani birlikte, "dryas" yani ağaç. Yani bu güzel periler, doğdukları ağaçla et ve tırnak gibi, kader ortağıdırlar. Bir meşe ağacı filizlendiğinde, o ağacın içinde veya hemen yanı başında bir Hamadryad da hayata gözlerini açar. Ağaç çiçek açtığında onlar neşeyle gülümser, yapraklar rüzgarda hışırdayınca onlar da şarkı söylerler. Ama gelin görün ki, bu gökyüzü sakinlerinin hayatı her zaman çiçek balı gibi tatlı değildir.

Bu periler ölümlü müdür yoksa ölümsüz mü, diye soracak olursanız... İşte orası biraz karışık. Onlar, zamanın ötesinde yaşayan varlıklardır. Kimi zaman dokuz bin yıldan fazla, yani insan ömrünün hayal bile edemeyeceği kadar uzun süre yaşayabilirler. Ancak şöyle bir dertleri vardır; kaderleri ağaçlarına bağlıdır. Ağaçları sağlıklı olduğu sürece onlar da dipdiridir, ama eğer bir balta o ağacın gövdesine acımasızca değerse, işte o zaman işler değişir. Ağaç kurursa, onlar da yavaş yavaş solup giderler. Bir nevi, ağaçla aynı nefesi alırlar.

Eskiden, insanlar ormanların kıymetini daha iyi bilirken, Hamadryadlar ağaçları korumak için gece gündüz nöbet tutarlardı. Tabii her zaman akıllıca davranan insanlar olmazdı. Erysikhton diye bir adam vardı, hırsı aklından büyüktü. Bir gün, kutsal bir meşe ağacını hiç düşünmeden kesmeye kalktı. O ağacın içindeki peri ne kadar yalvardı, ne kadar ağladıysa da adam dinlemedi.

Sonunda ne mi oldu? Gökyüzünün yüce sakinleri, doğaya kıyanlara karşı biraz... nasıl desem, yaratıcı cezalar vermeyi severler. Erysikhton’u öyle bir açlıkla lanetlediler ki, adam ne yerse yesin gözü doymaz, içi soğumaz oldu. Yedikçe acıktı, acıktıkça yedi; sanki içinde sonu gelmeyen bir kuyu vardı. İşte o gün bu gündür, ormanda elinizde bir baltayla gezerken iki kere düşünün derim. Ağaçların da bir ruhu, bir koruyucusu olduğunu unutmamalı.

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar yeter. Ağaçlara iyi bakın, çünkü kim bilir, belki de bir tanesi size fısıldıyordur. Şimdi gitme vakti, biraz daha şımarıklık yapıp güneşin keyfini çıkarın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme