Thesauros Mythology Haimon

Haimon

Haimon

Kreon'un oğlu Haimon; Antigone’ye duyduğu aşk ve babasının despot yönetimine karşı savunduğu halkın sağduyusu uğruna trajik bir şekilde yaşamına son verir.

Mitolojik metinler arasında ismiyle öne çıkanlardan biri, Thebai kralı Kreon’un oğlu Haimon’dur. Sophokles’in *Antigone* tragedyasında, nişanlısı Antigone’nin diri diri mezara kapatılması üzerine kendi yaşamına son vermesiyle trajik bir figüre dönüşür. Kreon ve Haimon arasındaki çatışma, aslında devletin mutlak tahakküm arzusuna karşı, rasyonel bir toplumsal iradenin çarpışmasını yansıtır; zira Kreon için yönetim, her koşulda mutlak bir itaat mekanizması iken, Haimon yönetimin meşruiyetini halkın sağduyusuna dayandırır. Bu tarihsel tartışma bugün dahi canlılığını korumaktadır:

**Kreon:** Kanun dışı eylemleri cezalandırmamak düzeni zayıflatır. Devletin bekası için otoriteye kayıtsız şartsız boyun eğmek bir yurttaşlık ödevidir. İtaat disiplini, iktidarı koruyan yegane kalkan; anarşi ise toplumsal yapıyı dağıtan, ocakları söndüren tek büyük yıkımdır. Devletin sürekliliği uğruna, bireysel veya kadınsı duyguların iradeyi zayıflatmasına izin verilemez.

**Haimon:** Akıl, tanrıların insana lütfettiği en yüce yetidir. Korkuyla örülmüş bir sessizlik, halkın gerçek düşüncelerinin üzerini örter. Oysa halk, Antigone’nin kardeşlik ödevini yerine getirmesini soylu bir eylem olarak görüyor ve bu haksız infaza içten içe karşı çıkıyor. Şehir, yasaların ötesinde bir vicdanın hükmüyle hareket ediyor.

**Kreon:** Bozguncuların yanında durmak mı erdem sayılıyor artık?

**Haimon:** Suçluları korumayı değil, adaletin vicdanla buluşmasını savunuyorum.

**Kreon:** Hukuku çiğneyen o değil mi?

**Haimon:** Thebai halkı tek bir ağızdan hayır diyor.

**Kreon:** Benim kararlarımı halk mı tayin edecek?

**Haimon:** Henüz çocukça bir kibirle konuşuyorsun.

**Kreon:** Devlet benim buyruklarımla mı var olacak, yoksa halkın gölgesiyle mi?

**Haimon:** Tek kişinin arzusuna indirgenmiş bir yönetim devlet değil, ancak despotluk olabilir.

**Kreon:** Devlet, kudreti elinde tutanın mülküdür.

**Haimon:** O halde sen, sadece ıssız bir çölün hakimi olmaya layıksın; zira tanrısal yasaları çiğneyerek iktidarını inşa ederken, aslında kendi meşruiyetini bizzat yok ediyorsun.
Silenos
Gel şöyle yanıma, biraz soluklan. Şuramdaki eski postun üzerine kıvrıl da anlatayım sana. Bak, Thebai denilen o kadim kentin surları hala rüzgarda uğuldar gibidir, duyar mısın? İşte o surların gölgesinde, Haimon adında bir delikanlı yaşardı. Kral Kreon’un oğluydu; yani sarayların, altın kadehlerin ve ağır sorumlulukların içine doğmuştu. Ama Haimon’un kalbi saray duvarlarına sığmayacak kadar genişti.

Haimon, Antigone’ye gönlünü kaptırmıştı. Antigone hani şu soylu, dik başlı kız... Hani şu, kuralları değil de yüreğinin sesini dinleyen? Kreon, kraldır ya, kendi yasalarını evrenin kanunu sanır; tuttu, kıza “Ölüm cezası!” dedi. Onu diri diri mezara kapatmaya karar verdiğinde, Haimon’un dünyası başına yıkıldı.

Bir baba ile oğul düşün; ama aralarında sadece kan bağı değil, koca bir uçurum var. Kreon, "Devleti yöneten benim, herkes ağzımın içine bakmalı, itaat etmeyen düzeni yıkar!" diye gürledi. Serttir Kreon, sanki taştan yontulmuş gibi. Haimon ise karşısında dimdik durdu. Ona, "Baba," dedi, "Tanrıların bize verdiği en büyük hediye akıldır. Sen halkı susturursan, onların fısıltılarını duymazsın. Ama herkes, o kızın yaptığının bir onur işi olduğunu biliyor. Halkın sesi, senin o sert yasalarından daha gür çıkıyor!"

Kreon öfkeden küplere bindi tabii. "Bana halk mı akıl verecek? Devlet benim!" diye kükredi. Haimon da ona o meşhur cevabını verdi: "Tek bir kişinin olduğu yerde devlet değil, sadece despotluk olur. Sen ancak ıssız bir çölün kralı olursun, canlı bir kentin değil!"

Ah, gençlik... Doğrunun peşinden gidince insanın gözü hiçbir şeyi görmüyor. Haimon, babasının bu kibrine boyun eğmedi. Ne yazık ki, o güzel Antigone’nin karanlık mezarına kapatıldığını görünce, sevdiği kızdan ayrı kalmaktansa, bu haksız dünyadan çekip gitmeyi seçti. Kendi yaşamına son verdi, tıpkı kırılan bir dal gibi.

Bak evlat, bugün bile bazıları Kreon gibi "Ben ne dersem o!" diye bağırır, bazıları da Haimon gibi "Adalet, halkın vicdanından geçer" der. Gökyüzü sakinleri yukarıdan bakıp bu oyunlara hep gülümserler. Bazen acı acı, bazen de ibretle... İnsanlar devlet yönetir, yasalar koyar ama kalplerdeki o ince sızıyı, o sağduyu sesini susturmaya kimsenin gücü yetmez. Hadi, biraz daha yaklaş da sana başka bir hikaye anlatayım; belki o zaman anlarsın, yaşlı bir Silenos’un neden bazen yıldızlara bakıp iç çektiğini.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme