Thesauros Mythology Gyes

Gyes

Gyes

Uranos ve Gaia’nın elli başlı, yüz kollu dev oğlu; kudretli Hekatonkheirlerden biri olan Gyes, gökyüzünün karanlık derinliklerinden gelen kadim bir güçtür.

Uranos ve Gaia’nın birleşmesinden doğan, bedeninde elli başı ve yüz kolu barındıran Gyes, varoluşun çokluğunu tek bir vücutta toplayan bir devdir. Hegemonik bir düzenin, kendi kurallarına sığmayan ve kontrolü imkansız kılan bu denli taşkın bir gücü, sırf iktidarın simetrisine uyum sağlamadığı için karanlığın en ücra köşelerine mahkum etmesi şaşırtıcı değildir; zira o, merkezi otoritenin disipline edemediği parçalı doğasıyla, hiyerarşinin sınırlarını kendi bedensel çokluğuyla aşan bir düzensizliğin temsilcisidir.
Silenos
Şöyle yaslanın bakalım arkanıza. Ayaklarınızı uzatın, ateşin çıtırtısına kulak verin. Size öyle birinden bahsedeceğim ki, bugün gördüğümüz devleri masallardaki cılız kahramanlar gibi gösterecek.

Gyes’i duydunuz mu hiç? Hani şu gökyüzü ile yeryüzünün, yani Uranos ile Gaia’nın en tuhaf, en heybetli evlatlarından biri. Öyle iki kolu ya da tek bir başı olsun diye yaratılmamış o. Düşünün, tam yüz tane kolu var! Düşünsenize, bir elinde kalkan, bir elinde mızrak tutarken geri kalan doksan sekiz koluyla aynı anda hem elma yiyip hem de saçlarınızı karıştırabilir!

Ama sadece kollarından ibaret sanmayın onu. Omuzlarının üzerinde tam elli tane baş taşıyor. Elli tane kafa demek, elli farklı şekilde düşünmek, elli farklı gözle dünyayı süzerken aynı anda hem güneşe bakıp hem de yerin altındaki köklerin fısıltısını duymak demek. Bir arkadaşınızla oyun oynarken dikkatiniz dağılır ya hani, Gyes’in öyle bir derdi yoktu. O, her yöne aynı anda bakabiliyordu.

Tabii, bir gökyüzü sakini için bile böyle bir evlat sahibi olmak, başa çıkılması zor bir durumdu. Öyle bir güçten, öyle bir kalabalıktan bahsediyoruz ki... Gyes ve kardeşleri, bu yüzden yerin yedi kat derinliğine, o karanlık uçurumlara itildiler. Düşünsenize, elli başın her biri koca bir dünyaya sığmaya çalışıyor ama üzerlerinde koca bir gökyüzünün ağırlığı var.

Bazen kadehimin dibindeki tortulara bakarken düşünürüm; Gyes acaba o karanlıkta ne yaptı? Her bir başı bir hikaye anlatmaya başlasa, yüz koluyla aynı anda en büyük telli çalgıları çalsa, yerin altı bile o tınıya dayanamazdı. O, sıradan bir dev değil; doğanın dizginlenemez, sınırsız ve biraz da ürkütücü olan o eski gücünün ete kemiğe bürünmüş haliydi.

İşte böyle çocuklar. Bazıları tarihin sayfalarında sadece bir isim olarak kalır, bazıları ise hayal etmesi bile zor olan kollarıyla kaderin akışını değiştirecek kadar devleşir. Şimdi, o elli başın hangisiyle gülümsediğini merak ediyorsanız, belki bir sonraki şafakta rüzgarın sesine daha dikkatli kulak vermelisiniz. Ne de olsa kadim olan, hala aramızda geziniyor olabilir.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme