Thesauros Mythology Griffonlar

Griffonlar

Griffonlar

Aslan gövdeli, kanatlı, pençeli bu heybetli bekçiler, Zeus ve Apollon’un kutsal emaneti altınları, Arimaspes gibi hırsızlardan koruyan efsanevi kuşlardır.

Aiskhylos’un Prometheus (804) metni ile Herodot’un tarih kayıtlarında (III, 116 ve IV, 13) izi sürülen efsanevi varlıklar, Yunanca kökenli *Gryps* ismiyle anılırken, Batı literatüründe *Griffon* karşılığını bulur. Aiskhylos’un tasvirinde "havlamayan, uzun gagalı, kanatlı köpekler" olarak betimlenen bu canlılar, kimilerince aslan bedeniyle donatılmış, merkezileşmiş kudretin mülkiyetini korumaya atanmış birer irade temsilcisidir.

Hyperboreliler topraklarında, İskitlerin denetimi altındaki kutsal altın yığınlarının başında nöbet tutan Griffonlar, tıpkı otoritenin bekasını savunan sadık muhafızlar gibi, Arimaspes boyunun mülkiyet hırsına karşı bir savunma hattı örerler. Bazı anlatılarda Zeus’un buyruğuna, bazı geleneklerde ise Apollon’un denetimine amade kılınan bu "bekçi köpekleri", efendilerinin egemenlik alanını koruma altına almıştır. Hindistan’ın kuzeyindeki uçsuz bucaksız çöllerde dahi, yuvalarını altın madenlerinin çeperlerine kurarak, madenleri bir tahakküm aracı olarak ellerinde tutmak isteyenlere karşı durur, böylece mülk ile onu koruyan güç arasındaki o kaçınılmaz bağı simgelerler.
Silenos
Bak güzel çocuk, dizlerini kendine çek ve kulak kabart. Sana, gökyüzü sakinlerinin dünyasında bile eşine az rastlanan, hem görkemli hem de biraz huysuz o yaratıklardan, yani Griffonlardan bahsedeyim.

Eski bilgelerin kitaplarında onlara *Gryps* derler, sen istersen Griffon de, hiç fark etmez. Aiskhylos adındaki o koca şair, onları "havlamayan, uzun gagalı kanatlı köpekler" diye tarif eder ama sen ona bakma; onlar köpeğe değil, daha ziyade dünyadaki en soylu ve en yırtıcı iki hayvanın tuhaf bir dansına benzerler. Düşünsene, aslan gibi güçlü bir gövde ve üzerinde kocaman, ihtişamlı kartal kanatları!

Bu yaratıklar, dünyanın en uzak köşelerinde, Hyperboreliler diyarı dedikleri o buz gibi ama büyüleyici yerlerde yaşarlar. Görevleri nedir bilir misin? Bekçilik! Hem de ne bekçilik... İskitlerin elindeki o meşhur, pırıl pırıl altınlara göz kulak olurlar. Hani şu tek gözlü Arimaspes boyu var ya, işte onlar bu altınlara göz dikip Griffonların üzerine yürürler. Ama o kanatlı aslanlar, altını öyle kolay bırakır mı sanıyorsun? Arimaspesler bir adım atsa, Griffonların keskin gagaları havada bir kılıç gibi şaklıyor.

Bazı ozanlar, bu yaratıkların Zeus’un en sadık hizmetkarları olduğunu söyler; kimileri ise Apollon’un yanından hiç ayrılmayan, onun altın ışıklı arabasını koruyan bekçiler olduklarına yemin eder. Hatta Hindistan’ın kuzeyindeki uçsuz bucaksız çöllerde, güneşin altında parıldayan altın madenlerinin tam tepesine yuvalarını kurduklarını anlatırlar. Yani sen o altınları almaya niyetlensen, yerdeki aslan pençesinden kaçsan, tepedeki kartal gözünden kurtulamazsın.

İşte böyle evlat; bu yaratıklar sadece altının değil, dünyanın kadim sırlarının da bekçileridir. İnsan denen o aceleci ve hırslı tür, hep bir şeyleri koparıp almak ister ama doğa, her zaman kendisine ait olanı koruyacak bir muhafız yaratmıştır. Hadi şimdi biraz doğrul da kendine gel, masallarımız daha bitmedi. Biraz üzüm suyu mu içsek, ne dersin? Zihni açar, hikayeleri daha parlak kılar.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme