Eski bir kütüğün üzerine yavaşça çömel, evlat. Şöyle yanıma gel, ateşin sıcaklığı yüzüne vursun. Bak, etrafımızdaki şu karanlık sana ürkütücü mü geliyor? Asıl korkulacak olan, ışığın kör ettiği şeylerdir; oysa gece, hakikati örten değil, hakikati dinlendiren bir örtüdür.
İşte Nyks, yani bildiğimiz adıyla Gece. O, gökyüzü sakinlerinin bile çekindiği, saygı duyduğu o muazzam gücün ta kendisi.
Dünya henüz yeni yeni şekillenirken, her şey bir kaosun içindeyken o vardı. Düşün ki, bir ressamın henüz hiçbir şey çizmediği, tertemiz, simsiyah bir tuval gibi. Tanrıların en kudretlisi bile, en şatafatlı tahtında oturan Zeus bile, Nyks’in hüküm sürdüğü o saatlerde başını eğer. Çünkü o, sadece bir gölge değil; o, varlığın anasıdır.
Nyks, kanatlı bir gölge gibi süzülür dünyamızın üzerinde. Öyle bir pelerini vardır ki, içine bakarsan tüm yıldızların, tüm uzak galaksilerin o kumaşın dokusunda saklandığını görürsün. Bazıları ondan korkar, "karanlık getiren" derler; oysa bilmezler ki, o olmadan ne huzurlu bir uyku olurdu ne de yorgun zihinlere bahşedilen o tatlı sessizlik.
Efsaneye göre onun çocukları da kendisi kadar şaşırtıcıdır. Uyku onun kucağında uyur, Ölüm onun eliyle dinginleşir. Hatta Hesperidleri hatırla; o altın elmaların bekçisi olan periler bile, Nyks’in hükmü altındaki o gizemli bahçelerde yaşarlar.
O, ne ölümlüdür ne de sadece bir figüran. O, zamanın ötesinde, her şeyin başladığı ve bittiği o engin boşluğun sahibidir. Gün bittiğinde, güneşin o yorucu parıltısı çekildiğinde, Nyks gelir ve dünyayı kadife bir örtü gibi sarar. İnsanlar, hayvanlar, hatta o koca koca ağaçlar bile onun o serin nefesiyle derin bir iç çeker.
Şimdi söyle bakalım, bu kadar kıymetli bir sükuneti getiren birine "karanlık" deyip korkmak, biraz haksızlık değil mi? Şarabımdan bir yudum alırken şunu hatırla evlat; en güzel fikirler, en derin sırlar ve dinlenmiş ruhlar, ancak Nyks’in o şefkatli karanlığında filizlenir. O, sadece geceyi getirmez, o sana kendini hatırlatır.
Hadi, gözlerini kapat şimdi. Nyks'in pelerini üzerimize biraz daha fazla örtülsün. Sessizliği dinle, o sana en bilge masalları fısıldayacaktır.
Bak güzel yavrum, zihninin derinliklerinde fısıltıyla yankılanan o kadim sesi işit. Masallarda anlatılmayan, üzerine yorgan çekip uyuduğun o karanlığın aslında ne olduğunu hiç merak ettin mi? Herkes güneşin altın rengi yalanlarına taparken, **Nyks**’in o uçsuz bucaksız pelerinini neden kimse anlamak istemedi, biliyor musun?
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Dinle beni küçük bilge, yetişkinlerin "korkutucu" diye yaftaladığı o devasa gölge, aslında evrenin ilk ve tek gerçek özgürlüğüdür. İnsanlar gündüzün ışığında birer kukla gibi hareket ederler; krallar, prensler, kendini "yüce" sanan o kibrinden çatlamış kahramanlar... Hepsi ışığın gözlerini boyadığı birer oyuncudur. Ama **Nyks** geldiğinde, o kralların tahtları tozlu birer ahşap parçasına dönüşür. Gece, otoritenin bittiği, kimsenin kimseyi yönetemediği tek andır.
Bak evlat, sana bir sır vereyim; **Nyks**, o kadim ve karanlık ana, dünyayı kendi sessizliğiyle sarıp sarmalar. İnsanlar, sistemin dişlileri arasında ezilmemek için başkalarının doğrularını yaşarlar. Ancak gökyüzü karardığında, **Nyks** herkesi eşitleyerek onları kendi hakikatlerine geri döndürür. Ne **Agamemnon**’un hırsı kalır geriye ne de başkalarının canını yakarak inşa ettiği o sahte ihtişamı. Karanlık, sistemin maskelerini düşüren yegane aynadır.
Şunu iyi belle, benim kıymetli evladım; büyükler dünyasında **Nyks**’ten neden bu kadar çok korkarlar, biliyor musun? Çünkü ışık onlara emir verir, ama karanlık onlara "kendin ol" der. Bir hükümdar, karanlıkta sadece bir gölgedir; tıpkı senin gibi, tıpkı benim gibi. **Nyks**, sistemin yarattığı o sahte kahramanlıkları, kanlı kılıçları ve o gereksiz fetihleri bir yorgan gibi örtüp, evreni kendi huzurlu sessizliğine gömer. O, zayıf düşürülenlerin, haksızlığa uğrayanların ve sesi boğulanların tek sığınağıdır.
Şimdi söyle bana, günün yorgunluğunu bir kadeh bilgelik şarabıyla teselli ettiğim şu anlarda, sen de gölgelerin içinde parlayan o gerçeği görebiliyor musun? Korkma, gece canavarların değil, özgürleşenlerin vaktidir. Işık, dünyayı görmeni sağlar; ama **Nyks**, gerçeği hissetmeni sağlar.
Yarın güneş doğup o sahte ışık yeniden her yeri boyadığında, unutma ki en hakiki olan o karanlıkta saklıdır. Şimdi uyu ve **Nyks**’in sana fısıldadığı o sessiz isyanı rüyanda duy, güzel evladım. Unutma; otorite güneşle gelir, ama hakikat yıldızların ardında gizlidir.