Thesauros Mythology Gece

Gece

Gece

Evrenin karanlık ve gizemli ana rahmidir Nyks. Tanrıların bile çekindiği, gökyüzünü örten huzurlu ve kadim bir gölge olarak dünyayı kucaklar.

Gece; kaosun rahminden doğan, günün telaşlı gürültüsünü soğuk bir sessizlikle sarmalayan kadim bir sessizlik hükümdarlığıdır. O, ışığın dayattığı görünürlük rejimini askıya alan, her şeyi eşitleyen bir gölge örtüsüdür; güneşin tepeden bakan otoritesini silikleştirerek dünyanın üzerine çöker. İktidarın tüm canlıları bir hizaya sokan o keskin gözünü, karanlığın mutlak ağırlığıyla körleştirir. Varlığı, ne bir yasak ne de bir emirdir; sadece her türlü hiyerarşiyi askıya alan, en güçlüden en zayıfa kadar herkesi kendi belirsizliğinde bir kılan, kaçınılmaz bir teslimiyet saati ve evrenin dizginlerini elinde tutan o ezeli mevcudiyettir.
Silenos
Eski bir kütüğün üzerine yavaşça çömel, evlat. Şöyle yanıma gel, ateşin sıcaklığı yüzüne vursun. Bak, etrafımızdaki şu karanlık sana ürkütücü mü geliyor? Asıl korkulacak olan, ışığın kör ettiği şeylerdir; oysa gece, hakikati örten değil, hakikati dinlendiren bir örtüdür.

İşte Nyks, yani bildiğimiz adıyla Gece. O, gökyüzü sakinlerinin bile çekindiği, saygı duyduğu o muazzam gücün ta kendisi.

Dünya henüz yeni yeni şekillenirken, her şey bir kaosun içindeyken o vardı. Düşün ki, bir ressamın henüz hiçbir şey çizmediği, tertemiz, simsiyah bir tuval gibi. Tanrıların en kudretlisi bile, en şatafatlı tahtında oturan Zeus bile, Nyks’in hüküm sürdüğü o saatlerde başını eğer. Çünkü o, sadece bir gölge değil; o, varlığın anasıdır.

Nyks, kanatlı bir gölge gibi süzülür dünyamızın üzerinde. Öyle bir pelerini vardır ki, içine bakarsan tüm yıldızların, tüm uzak galaksilerin o kumaşın dokusunda saklandığını görürsün. Bazıları ondan korkar, "karanlık getiren" derler; oysa bilmezler ki, o olmadan ne huzurlu bir uyku olurdu ne de yorgun zihinlere bahşedilen o tatlı sessizlik.

Efsaneye göre onun çocukları da kendisi kadar şaşırtıcıdır. Uyku onun kucağında uyur, Ölüm onun eliyle dinginleşir. Hatta Hesperidleri hatırla; o altın elmaların bekçisi olan periler bile, Nyks’in hükmü altındaki o gizemli bahçelerde yaşarlar.

O, ne ölümlüdür ne de sadece bir figüran. O, zamanın ötesinde, her şeyin başladığı ve bittiği o engin boşluğun sahibidir. Gün bittiğinde, güneşin o yorucu parıltısı çekildiğinde, Nyks gelir ve dünyayı kadife bir örtü gibi sarar. İnsanlar, hayvanlar, hatta o koca koca ağaçlar bile onun o serin nefesiyle derin bir iç çeker.

Şimdi söyle bakalım, bu kadar kıymetli bir sükuneti getiren birine "karanlık" deyip korkmak, biraz haksızlık değil mi? Şarabımdan bir yudum alırken şunu hatırla evlat; en güzel fikirler, en derin sırlar ve dinlenmiş ruhlar, ancak Nyks’in o şefkatli karanlığında filizlenir. O, sadece geceyi getirmez, o sana kendini hatırlatır.

Hadi, gözlerini kapat şimdi. Nyks'in pelerini üzerimize biraz daha fazla örtülsün. Sessizliği dinle, o sana en bilge masalları fısıldayacaktır.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme