Thesauros Mythology Fauna

Fauna

Fauna

Faunus’un eşi ve kardeşi, bereketin ve kehanetin tanrıçası Fauna; kadınları korur, lütuf saçar ve Latinus’un annesi olarak efsanelerde yaşar.

Faunus ile yalnızca kan bağını değil, aynı zamanda iktidarın sürekliliğini teminat altına alan bir eşliği de paylaşan Fauna, kehanet yeteneğiyle kaderin çizgilerini çizen bir tanrıçadır; bu yönüyle Bona Dea ile özdeşleştirilir. Mitolojinin sessiz ama belirleyici unsurlarından biri olarak, Latin Hercules anlatısında kilit bir konumdadır. Kral Faunus’un yanındayken Hercules ile kurduğu ilişki, sadece mitolojik bir birleşme değil, aynı zamanda egemenliğin meşruiyetini sağlayan yeni bir soyun, Latium’a ismini veren kral Latinus’un doğumuna zemin hazırlayan bir stratejidir. "Lütuf gösteren" anlamına gelen ismi, koruyucu vasfının bir yansımasıdır; kadınları kısırlıktan sakınarak, biyolojik üretimi iktidarın devamlılığına eklemler. Her ne kadar iyilik bahşeden bir figür olarak betimlense de, bu lütuf, tahakkümün yerleşik düzenini doğayla ve doğurganlıkla ehlileştiren, hiyerarşinin sınırlarını çizip ona itaat eden bir otoritenin sessiz gözetmenliğidir.
Silenos
Şöyle otur bakalım minik dostum, biraz soluklan. Bak, o ağacın gölgesine uzan, kulaklarını da dört aç. Sana anlatacağım bu hikaye, ormanların derinliklerinde fısıldanan, yaprakların hışırtısında gizlenen kadim bir isme dair: Fauna.

Fauna deyince öyle sıradan birinden bahsetmiyorum; o, doğanın kalbinde atan bir nabız gibidir. Bazıları ona "iyilik eden" der; çünkü adı, lütfunu esirgemeyen, başı sıkışanlara yardım elini uzatan o güzelim "favet" kelimesinden gelir. Hem gökyüzü sakinlerinin bir parçasıdır hem de toprakla, ağaçla, çiçekle nefes alır. Kendisi, ormanların neşeli ve biraz da muzip tanrısı Faunus’un hem eşi hem de yoldaşıdır.

Şimdi sıkı dur, işler burada biraz ilginçleşiyor. Fauna, sadece ağaçlar arasında koşturan bir peri değil; aynı zamanda gizli olanı görebilen, geleceği fısıldayan bir falcıdır. Kadınlar arasında adı "Bona Dea" yani "İyi Tanrıça" olarak anılır. Neden mi? Çünkü o, hayatın bereketidir. Kısırlık nedir bilmez, evlerdeki o taze, mis kokulu çocuk seslerinin koruyucusudur. Bir kadının kalbinde yeşeren annelik umudu, sanki Fauna’nın bir dokunuşuyla çiçek açar.

Efsaneler der ki; bir vakitler, o büyük ve güçlü Hercules, hani şu meşhur yarı tanrı, Latium topraklarına ayak bastığında yolları Fauna ile kesişmiş. Kaderin cilvesine bak ki, onların bu karşılaşmasından Latium’a adını veren Kral Latinus dünyaya gelmiş. Yani anlayacağın, o toprakların köklerinde Fauna’nın bilgeliği ve gücü saklıdır.

Onu bazen bir pınarın başında, bazen de en yaşlı meşe ağacının altında görebilirsin. Elinde bir kadeh dolusu, üzümün en tatlı halinden süzülmüş iksiriyle, geleceğin düğümlerini çözerken hayal et onu. O, hem bir sırdaştır hem de koruyucu bir el.

Eğer bir gün ormanda yürürken, rüzgarın senin adını fısıldadığını duyarsan ya da hiç beklemediğin bir anda yüreğine bir ferahlık çökerse, bil ki Fauna yakınlardadır. Öyle büyük, korkutucu bir tanrıça değildir o; toprağın, bereketin ve hayatın en samimi halidir.

Hadi bakalım, şimdi gözlerini kapat. Belki rüyanda ormanların o gizemli koruyucusunu, Fauna’yı görürsün. Ama unutma, bilge olan, doğanın sesini en iyi duyandır. Şimdi git, biraz da sen kulak ver bakalım, orman sana ne anlatıyor?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme