Thesauros Mythology Fama

Fama

Fama

Fama, halkın sesini ve dedikoduyu yayan, Dido ile Aeneas’ın gizli aşkını dünyaya duyuran, Vergilius’un dizelerinde ölümsüzleşen efsanevi haberci.

Roma mitolojisinin dokusunda halkın kolektif fısıltılarını, yankılanan sesleri ve yayılan söylentileri somutlaştıran figür, aslında bir düzenin sessiz gözcüsüdür. Vergilius’un "Aeneis" destanında kurguladığı bu simgesel varlık, iktidarın ihtiyaç duyduğu denetim mekanizmalarını dilin en uç noktasına taşır; Dido ile Aeneas arasındaki mahrem ilişkiyi açığa çıkararak bireysel arzunun toplumsal riayetle çarpıştığı sınırda, tahakkümün otoritesini pekiştiren bir haberci işlevi görür. Fama’nın ağzından dökülen her hece, iktidarın görünmez duvarlarını ören ve bireyi toplumun gözetimi altında tutan o amansız anlatının bir parçasıdır.
Silenos
Gel bakalım, şöyle ateşin yanına kıvrıl. Gözlerini kıs, dinle... Hani o hiç durmadan konuşan, birini gördüğünde kulağına fısıldamadan edemeyen, komşu teyze değil de, sanki rüzgarın ta kendisi olan birinden bahsedeceğim sana. Adı **Fama**.

Bu Fama dediğin öyle bildiğin tanrıçalara benzemez. Öyle elinde asa, başında tacıyla tahtında oturup emirler yağdıranlardan değildir. O, dünyayı bir uçtan bir uca hızla arşınlayan, sanki binlerce gözü, binlerce dili varmış gibi davranan tuhaf bir gökyüzü sakini. Bir şeyi duymaya görsün, ağzından çıktığı an o sözcük bir kanat takar, gökyüzünde bir şimşek gibi çakar.

Bir zamanlar, Kartaca’nın kraliçesi **Dido** ile yiğit **Aeneas** arasında o çok gizli, o derinden yaşanan bir aşk vardı. Hani o türden aşklar; insan saklamak ister, kimse bilmesin, sadece kalbinde kalsın ister ya, işte öyle bir şey. Ama Fama’nın olduğu yerde sır saklamak, güneşi bir elinle örtmeye çalışmak gibidir. Fama, o incecik kulaklarıyla rüzgardaki en kısık fısıltıyı bile yakaladı.

Ne yaptı dersin? Hemen altın kanatlarını çırptı. Bir dilden ötekine, bir evden diğerine koşmaya başladı. Söylediği her şey, katlana katlana büyüdü. Küçük bir fısıltı olarak başladığı dedikodu, bir bakmışsın koca bir kente yayılmış, meydanlarda yankılanan bir çığlığa dönüşmüş! Fama, sadece haber taşımaz; haberi ballandırır, süsler, biraz abartır, hatta bazen biraz da yakıp yıkar. O anlattıkça, insanlar birbirine bakıp başını sallar, gerçekle yalan birbirine karışır.

Dido’nun yüreğindeki o gizli bahar, Fama’nın dili yüzünden bir anda herkesin diline düştü. Aeneas ile yaşadığı o sessiz macera, Fama sayesinde Kartaca’nın surlarından aşıp uzak diyarlara kadar uçtu. İşte Fama budur evlat; bir kez ağzını açtı mı, önüne geçemezsin. O, doğruların ve yanlışların rüzgarda savrulan, durmak bilmeyen kanatlı habercisidir.

Şimdi söyle bakalım, senin çevrende de var mı böyle Fama’lar? Hani bir şeyi herkes biliyormuş gibi yapanlar? Aman dikkat et, eğer bir gün rüzgarın uğultusunda kendi adını duyarsan, bil ki Fama yanından geçip gidiyordur. Eh, biraz da hayatın tadı tuzu bu dedikodular değil mi? Şarabın tortusu bardağın dibinde, insanın dedikodusu da tarihin dilinde kalır derler. Hadi bakalım, biraz da sen anlat, bugün neler fısıldadı rüzgar kulağına?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme