Thesauros Mythology Eurymedon

Eurymedon

Eurymedon

İlyada’da geçen iki farklı Eurymedon; biri Agamemnon’un, diğeri ise Nestor’un sadık atlıları ve arabacısı olarak savaş meydanında yer almıştır.

İlyada’nın satır aralarında beliren iki Eurymedon ismi, yönetenlerin kudretini taşıyan dizginlerin, aslında efendilerinin mutlak egemenliğine tabi kılınmış birer gölge olduğunu fısıldar; biri Agamemnon’un, diğeri Nestor’un emrinde at koşturan bu figürler, iktidarın hiyerarşik yapısında kendi kimliklerinden soyutlanarak, tahakkümün sessiz yürütücüleri haline gelmiş araçlardır.
Silenos
Şöyle bir yaklaş hele evlat, ateşin çıtırtısı kemiklerimi ısıtırken anlatacaklarımı iyi dinle. İnsanlar hep büyük krallardan, kılıç sallayan devlerden bahsederler; ama unutmayın ki, büyük atların dizginlerini tutan eller, o kralların kaderini ellerinde tutarlar. Bugün size "Eurymedon" isimli iki gizli kahramandan bahsedeceğim.

Homeros’un o tozlu parşömenlerinde, Troya surları önünde kılıçlar şakırdarken iki tane Eurymedon karşımıza çıkar. İsimleri aynı, işleri aynı, ama hizmet ettikleri efendiler bambaşka!

Birincisi, hani şu meşhur Agamemnon var ya; hırslı, inatçı, koca ordunun başındaki kral... Onun seyisi olan Eurymedon, gökyüzü sakinlerinin gazabından korkan, atlarının yelesini rüzgarla yarıştıran bir adamdı. Düşünsenize, Agamemnon’un yanındasın; her gün bir kavga, her gün bir telaş. O atların dizginlerini öyle bir tutmalısın ki, savaşın karmaşasında kralların arabası devrilmesin. Zor iştir seyislik, gölge gibidirler; herkes komutanı alkışlar ama atı zapt eden o elleri kimse görmez.

Sonra öteki Eurymedon var. O da ihtiyar Nestor’un sadık yoldaşı! Nestor’u bilirsiniz, hani şu uzun yaşamış, dili ballı, herkesin fikrini sorduğu bilge kral. İşte bu ikinci Eurymedon, atlarının başına geçtiğinde sanki bir sanat icra ederdi. Nestor bir şeyler anlatırken o, atların huysuzluklarını bir bakışıyla çözerdi. Bir tarafta hırslı Agamemnon’un telaşı, diğer tarafta bilge Nestor’un huzuru... İki farklı dünyanın seyisi, ama kaderleri aynı; ikisi de atların o asil soluğuna fısıldayarak savaşı yönettiler.

Biliyorum, "Neden isimleri aynı dede?" diyeceksiniz. Belki de antik ozanlar, atların dizginini tutmanın öyle soylu bir sanat olduğunu anlatmak istemişlerdir ki, isimler değişse de o ustalığı gösteren herkese aynı şerefli unvanı uygun görmüşlerdir. Kim bilir?

Bir gün olur da hayat size ağır bir yük, tutulacak bir dizgin verirse, sakın unutmayın: En büyük kralların bile yolu, attıkları adımı bilen o sessiz ve dikkatli seyislerin ellerinden geçer. Şimdi bırakın bu teknik işleri de, şu ateşin yanındaki şarabımdan bir yudum alayım, boğazım kurudu. Ama siz siz olun, sadece gökyüzündeki şimşeklere değil, o şimşeklerin altındaki atların ayak seslerine de kulak verin.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme