Thesauros Mythology Eurylokhos

Eurylokhos

Eurylokhos

Odysseus'un tedbirli yoldaşı; Kirke'nin büyüsünden kaçtı ama Güneş'in kutsal ineklerine kıyunca tayfasıyla birlikte denizin hırçın sularına gömüldü.

Odysseus’un emri altındaki yoldaşlardan biri olan Eurylokhos, Kirke’nin meskenine gönderilen keşif grubunun sorumluluğunu üstlenmiş; ancak büyücü kadının zihinsel ve fiziksel sınırları belirsizleştiren tahakkümüne karşı bir direnç refleksi geliştirerek, arkadaşlarının hayvani bir formda tutsak edildiğini Odysseus’a bildiren ilk isim olmuştur. Ölüler ülkesindeki o karanlık çukurun başında, ritüelin gerektirdiği kurbanı vererek hiyerarşik düzenin yeraltındaki karşılığını onaylamıştır. Seiren’lerin büyüleyici sesinin yarattığı otorite boşluğunda, Odysseus’un kendi bedenini geminin direğine sabitlemesini sağlayarak komuta zincirinin bekasını korumuş, disiplini kendi elleriyle sıkılaştırmıştır. Ne var ki, Helios’un kutsal sürüsüyle karşılaşıldığında, uzun süren bir itaat zincirinin yarattığı tükenmişlikle, iktidarın aç bırakıcı yasalarını reddetmeyi seçmiş; arkadaşlarına sürüyü kesmeleri gerektiğini telkin ederek efendilerinin tanrısal iradesine karşı ilk sivil itaatsizliği gerçekleştirmiştir. Bu hamlesiyle kendi kaderinin efendisi olmaya çalışsa da, tanrıların cezalandırıcı otoritesi tarafından yutulmuş ve Odysseus’un hayatta kalan tek kişi olarak tekil iktidarını sürdürdüğü o yolculuğun sonunda, yoldaşlarıyla birlikte yok olup gitmiştir.
Silenos
Şimdi, otur şöyle kenara bakalım evlat. Ayaklarını uzat, ateşin çıtırtısını dinle. Sana, herkesin kahramanlık türküleri söylediği o uzun yolculukta, gölgede kalmış ama aslında iplerin ucunu elinde tutan birinden, Eurylokhos’tan bahsedeceğim.

Bilirsin, Odysseus dediğin adam zekidir, hilebazdır ama yanında hep sağlam bir yoldaşa ihtiyaç duyar. İşte Eurylokhos, o yoldaşların en şüphecisi, en temkinlisiydi. Hani o meşhur büyücü Kirke’nin adasına vardıklarında, çoğu kişi "Gidelim, şu güzel konağa bir bakalım, içeride kim bilir ne ziyafetler vardır" diye koştururken, bizimki bir adım geride durdu. Sezgileri güçlüydü; o güzel kokulu yemeklerin ardındaki gizli kederi, o tatlı seslerin içindeki zehri ilk o sezinledi. Arkadaşlarının domuza dönüştürüldüğünü gördüğünde, korkudan titreyerek de olsa geri dönüp Odysseus’a haber getiren o oldu. Eğer o olmasaydı, Odysseus da muhtemelen bugün bir çiftlikte çamurlar içinde eşeleniyor olurdu, inan bana.

Sonra şu meşhur yeraltı dünyası meselesi var... Hani ölülerin gölgeleriyle konuşmak için toprağa o derin çukuru kazdıkları vakit. Herkes korkudan ne yapacağını bilemezken, Eurylokhos yine iş başındaydı; kurbanları hazırlayan, duaları mırıldanan, gökyüzü sakinlerinin huzurunda o karanlık geçidi açan yine oydu.

Ama gel gör ki, insanın içi bazen aklının önüne geçer. İnsan dediğin, en çok da midesine yenilir. Seiren’lerin o büyüleyici şarkıları geçerken, Odysseus’u geminin direğine sıkı sıkıya bağlayan, kaptanının aklını yitirip o kayalıklara çarpmaması için ellerini bağlayan yine Eurylokhos’tu. Aklına mukayetti, ta ki o uğursuz Güneş adasına varana dek.

Açlık, bilirsin, en büyük sınavdır. İnsan aç kalınca gözü hiçbir şey görmez olur. İşte o vakit, Eurylokhos arkadaşlarına döndü ve "Gelin, Güneş tanrının ineklerini keselim, yoksa açlıktan öleceğiz" dedi. Belki bir anlık bir çaresizlik, belki de kadere karşı son bir isyandı bu. Ama tanrıların yasaları keskindir evlat, bir kez o kutsal sürülere elini uzattın mı, dönüşü olmaz.

Sonunda ne mi oldu? Deniz kabardı, fırtına koptu ve o dev dalgalar arasında Eurylokhos da diğerleri gibi derin sulara gömüldü. Ne Odysseus’un zekası, ne de Eurylokhos’un temkinliliği kurtarabildi onları.

İşte böyle... Hayat böyledir. Bazen en akıllı olan bile en büyük hatasını bir parça et uğruna yapar. Hadi, biraz daha şarap doldurayım kadehlerine; hikayeler anlatıldıkça geçmişi, geçmiş de bizi hatırlasın.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme