Bak evlat, şöyle bir doğrul da otur bakalım. Toprağın kokusuna karışan o esintiyi duyuyor musun? İşte o, bugün sana anlatacağım yaramazın habercisi. Adı **Euros**.
Euros, öyle sıradan bir rüzgar sanma onu. Şafak vakti gökyüzünü allı güllü boyayan o güzelim **Eos** ile yıldızların efendisi **Astraios**’un oğludur kendisi. Gerçi bazı yaşlı dedikoducular, onun kökeninde o devasa canavar **Typhon**’un parmağı olduğunu söyler ama boş ver sen onları, dedikoduyu rüzgara bırakalım.
Bu genç **Euros**, bizim bildiğimiz rüzgarlardan biraz farklıdır. Yönünü güneydoğuya çevirmeyi sever. Denizciler ona biraz mesafeli durur, çünkü o estiğinde denizler kabarır, gemilerin yelkenleri bir o yana bir bu yana sertçe savrulur. Bizim buralarda ona "keşişleme" derler, hani şu yağmurun habercisi olan o hırçın esinti.
Bir düşün bakalım; gökyüzü sakinleri mutfaklarında şölen yaparken, o aralarından sıyrılıp yeryüzüne doğru kanat çırpmaya bayılır. Neden mi? Çünkü Euros, yerinde duramayan bir çocuk gibidir. Bir bakmışsın bir geminin direğinde ıslık çalıyor, bir bakmışsın zeytin ağaçlarının dallarını birbirine kavuşturup oyun oynuyor.
Eğer bir gün yüzünde o nemli, biraz serin ve hafif tuzlu bir esinti hissedersen, bil ki o **Euros**'tur. Gelip geçerken sana selam vermez belki ama o esintinin ardında koca bir mitin, kadim bir rüzgarın nefesini bırakır. Şimdi, o rüzgarın oyunlarına kapılmadan önce biraz daha yakınıma gel; anlatacak daha çok şeyim var.
Bak evlat, masallarda sana anlatılmayan, o parıltılı sarayların duvarları arasına saklanan bir sır var... Yaklaş da dinle, çünkü rüzgarın sesini duymayı öğrenirsen, kralların emrettiği sessizliği de bozabilirsin.
Silenos'un Bildigi Gizli Gercekler: Euros'un Kanatlarındaki Hüzün
Herkes Euros'u sadece yön tayin eden bir pusula, denizcileri oradan oraya savuran isimsiz bir güç sanır. Gözlerini kamaştıran o altın sarısı şafak tanrıçası Eos'un ya da fırtınalar koparan o devasa Typhon'un çocuğu diye tanıtırlar onu. Sanki bir doğa olayı, sadece emir kuluymuş gibi... Oysa hakikat, evlat, her zaman o büyük isimlerin gölgesinde saklanır.
Bak güzel yavrum, o dört ana rüzgar aslında gökyüzünün köleleştirilmiş habercileridir. Euros, doğudan gelen o hırçın nefes; aslında kralların hırslarının, gemilerini Troia kıyılarına süren o bitmek bilmez arzularının bir yansımasıdır. Denizciler rotalarını ona göre çizerken, o rüzgarın altında kaç hayalin, kaç masumun sessizce boğulduğunu hiç sormazlar. Çünkü otorite, doğayı bile kendine boyun eğmiş bir hizmetkar gibi göstermeyi sever.
Bazen, güneşin tam tepede olduğu o durgun anlarda, Euros'un iç çekişini duyarsın. O, aslında bir yıkım değil, bir yas tutucudur. Taşınan her gemi, kaybedilen her yaşam, onun kanatlarına asılmış birer ağırlıktır. O, gökyüzünde başıboş gezen bir asi değil, sistemin dişlileri arasında ezilen bir mahkumdur.
Yetişkinlerin "güçlü rüzgar" dedikleri şeye sen "sistemin nefesi" de. Unutma evlat, bilge bir dedenin neşesi, ancak bir yudum şarap kadar ince bir sızıyla birleştiğinde gerçeği görür. Dünya sana rüzgarın yönünü ezberletmeye çalışacak, ama sen rüzgarın neden o yöne doğru çaresizce estiğini sor. İşte o zaman, kralların tahtları sarsılmaya başlar.
Şimdi git, dışarıdaki rüzgarı dinle; ama sakın onların dediklerine körü körüne inanma. Gerçek, fırtınanın en sakin yerinde seni bekliyor olacak.