Thesauros Mythology Epimetheus

Epimetheus

Epimetheus

Prometheus’un aksine sonradan düşünen Titan; Zeus’un hediyesi Pandora ile evlenerek insanlığa tüm kötülüklerin yayılmasına sebep olan unutkan kardeştir.

İapetos ve Klymene’nin soyundan gelen; Atlas, Menoitios ve Prometheus ile aynı kökleri paylaşan Epimetheus, zihinsel basiretini yitirmiş bir figür olarak Prometheus’un tekinsiz zekasının zıttında konumlanır. İktidarın mekaniği, onu bir araçsallıkla, tanrısal hiyerarşinin Prometheus’a karşı kurduğu bir satranç hamlesi olarak kullanır. Zeus, itaatsizliğin bedelini ödetmek adına, insanlığın sonunu getirecek bir "armağan" olan Pandora’yı onun önüne bırakır; oysa bu hediyenin özünde, muktedirin kendi düzenini koruma arzusu yatar. Epimetheus, kardeşinin tembihlerini unutup teslimiyet göstererek bu tuzağa düşer; zira itaat, bazen sadece unutkanlık kılıfına bürünmüş bir boyun eğiştir.

Mitolojik evrende Adem’in yüklendiği o ağır sorumluluğu taşısa da, otoritenin kurguladığı bu düzende kendi silikliğiyle varlık gösterir. Prometheus’un isyankar ateşi ile Pandora’nın merakla açılan kutusu arasında, Epimetheus sadece bir geçiş öznesi, iradesi teslim alınmış bir gölgedir. Bu sönük figürün tarihinde, Pandora ile birleşmesinden, Deukalion’un eşi olacak olan Pyrrha dünyaya gelir.
Silenos
Bak evlat, şu ateşin etrafına biraz daha yaklaş; yaşlı gözlerim bu karanlıkta artık iyi seçemiyor ama senin heyecanlı yüzünü görebiliyorum. Şimdi sana, ismi aslında “sonradan düşünen” anlamına gelen, koca Titan Iapetos’un oğlu Epimetheus’un hikayesini anlatacağım.

Hani derler ya; bazıları bir işi yapmadan önce kırk kere düşünür, bazıları da yaptıktan sonra “Ah, keşke yapmasaydım!” diye dizlerini döver. İşte Epimetheus, tam da o ikinci gruptan. Abisi Prometheus –ki ismi “önceden düşünen” demektir– zekasıyla gökyüzü sakinlerini bile bazen çileden çıkarırdı, ama bizim Epimetheus biraz saf, biraz da kalbi pır pır eden bir çocuk gibiydi.

O zamanlar Zeus, yani o gökyüzü tahtının tepesindeki huysuz kral, Prometheus’a fena halde gıcıktı. İnsanoğlu dedikleri o küçük yaratıkların yeryüzünde çoğalmasından, kendi başlarına buyruk yaşamalarından hiç hoşlanmıyordu. Bir plan yapmalıydı. “Madem Prometheus bu kadar zeki,” dedi Zeus, “o zaman onu kendi zaafıyla vurayım.”

Bir gün, tanrıların usta zanaatkarı Hephaistos’a öyle bir kadın yarattırdılar ki; güzelliğiyle gözleri kamaştırıyor, zarafetiyle rüzgarı bile durduruyordu. Adına Pandora dediler. Zeus, bu eşsiz armağanı alıp doğruca Epimetheus’un kapısına gönderdi. Prometheus, kardeşi olan o güzel yürekli adama, “Bak Epimetheus,” diye defalarca uyarmıştı: “Gökyüzü sakinlerinden gelen hiçbir hediyeyi kabul etme, sonu hüsran olur!”

Ama bizimki, Pandora’yı gördüğü o ilk anı bir hatırla... Gözleri kamaşmış, aklı başından uçup gitmişti. Abisinin öğütleri, o tatlı rüzgarda birer kuru yaprak gibi savrulup gitti. Zeus’un kurduğu tuzağın içine, sanki bir kelebek ateşe uçar gibi, neşeyle ve büyük bir saflıkla atlayıverdi. İşte o gün, insanlığın kaderi de değişti.

Zaman geçti, Epimetheus ile Pandora’nın bir de kızları oldu; adı Pyrrha. Kaderin ağları ne kadar garip değil mi? Epimetheus belki tarihin en parlak, en keskin zekalı adamı değildi; abisi Prometheus’un gölgesinde kalmış, bazen silik bir figür gibi görünmüştür gözlere. Ama hayat, sadece akıllıların değil, bazen hatalarıyla dünyayı şekillendirenlerin de hikayesidir.

Bak evlat, şarabımdan bir yudum alayım da boğazım yumuşasın. Sen sen ol, bir işe kalkışmadan önce abin Prometheus gibi düşün, ama Epimetheus gibi aşık olmaktan da korkma. Çünkü bazen en büyük hatalar bile, Pandora’nın o meşhur kutusundan çıkan umut gibi, hayatın devam etmesini sağlayan en önemli şeyleri beraberinde getirir. Şimdi, uykun gelmediyse eğer, başka bir efsanenin dumanı tüten sıcaklığına geçebiliriz... Ne dersin?

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme