Thesauros Mythology Enyo

Enyo

Enyo

Ares’in yanından ayrılmayan, yıkımın ve amansız kavganın tanrıçasıdır. Savaş meydanlarında dizginleri elinde tutan dehşetin simgesi, kanlı bir figürdür.

Enyo, Ares’in yıkım yörüngesine yerleşmiş bir figürdür; kimileri onu Ares’in soyundan gelen bir evlat olarak görürken, Hesiodos’un soy kütüğünde Phorkys ve Keto’nun çocukları olan Graia’larla aynı kökten gelir. Mitolojik anlatıların kadim ve yıpranmış çizgileriyle o, düzenin değil, çöküşün eşiğindeki illeri sarsan bir tahakküm aracıdır. Homeros’un "İlyada"sındaki tasvirinde de görüldüğü gibi, o sadece savaşın bir unsuru değil; dizginleri elinde tutarak, kaçınılmaz olan çatışmanın hiyerarşisini belirleyen, iradesini kanın akışına dayatan bir otoritedir.

"... Başlarında Ares vardı, bir de ulu Enyo,
amansız kavganın dizginini elinde tutardı o."
Silenos
Gel bakalım evlat, şöyle ateşin başına biraz daha yaklaş. Sakallarımın arasındaki şu kurumuş üzüm tanelerini görmezden gel, dinle beni... Sana bugün, gökyüzü sakinlerinin arasında pek öyle neşeyle karşılanmayan, biraz huysuz, biraz da ürkütücü birinden bahsedeceğim: Enyo.

O, savaşın gürültüsü başladığında, toz bulutlarının arasından bir gölge gibi belirir. Bazıları onun, o çok bilmiş Ares’in kızı olduğunu fısıldar; bazıları ise denizin derinliklerinde yaşayan, gri saçlı, yaşlı Graia’lardan biri olduğunu söyler. Ama inan bana, soyu sopu o kadar da önemli değil; önemli olan, Enyo nerede görünürse, orada işlerin biraz karıştığıdır.

Hani şöyle düşün; Ares o büyük, parlak zırhıyla gürültü çıkararak meydana atıldığında, yanında hep o vardır. Homeros, onu "iller yıkan" diye anar. Yani, Enyo bir yere adımını attığı an, şehirlerin neşesi kaçar, düzen bozulur. İnsanlar ona "Kavga Tanrıçası" derler. Ares bile kavgaya daldığında, dizginleri elinde tutan kişi çoğu zaman Enyo’dur. O, savaşın o çılgın, kontrolsüz ateşini dizginleyen ya da gerekirse o ateşi harlayan kişidir.

Hayal et onu; kılıçların şakırtısı, atların kişnemesi ve tozdan göz gözü görmeyen o tozlu meydanlar... İşte o karmaşanın tam ortasında, elinde görünmez bir dizginle bekler. Kavganın ne zaman durulacağına ya da ne zaman daha da şiddetleneceğine o karar verir. Öyle çiçeklerle, böceklerle uğraşan tanrıçalara benzemez o; sırtında her zaman hafif bir toz tabakası, gözlerinde ise kimsenin pek anlam veremediği o derin, amansız bakışlar vardır.

Bir zamanlar bir şenlikte, Dionisos’un getirdiği o güzelim ferahlatıcı içecekten ona da uzatmışlardı. Bir yudum aldı, yüzünü öyle bir buruşturdu ki sanırsın dünyanın tüm hüznü o yüz çizgilerine dolmuş. O, neşeden değil, gürültüden ve meydan okumadan beslenir. Şimdi, kılıçların ve kalkanların olduğu bir yer hayal et; işte orada, Ares’in hemen yanı başında, Enyo’nun o soğukkanlı, amansız duruşunu görebilirsin. Ama korkma, biz burada, bu ateşin başında güvendeyiz. O, savaşın olduğu yerlere aittir, bizim bu sessiz ve huzurlu masallarımıza değil.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme