Thesauros Mythology Elephenor

Elephenor

Elephenor

Helena’nın eski talibi Abant lideri Elephenor, otuz gemiyle Troya’ya gitti. Kimine göre savaşta öldü, kimine göre ise Epir’de yeni bir şehir kurdu.

Euboia yarımadasının hakimiyetini elinde tutan Abant kavminin başında yer alan Elephenor, bir zamanlar Helena’nın talipleri arasında konumlanmış olmanın getirdiği ve merkezi iradenin dayattığı zorunlu bir sadakatle, otuz gemilik bir filoyu Troya kıyılarına sürer. Homeros’un metninde Agenor’un kılıcıyla son bulan bu yaşam, iktidarın hüküm sürdüğü o kanlı sahada bir piyondan ibaret kalsa da, başka anlatılar onun bu buyruklara dayalı kaderi reddedip yollarını çizdiğini öne sürer; zira Sicilya ve Epir kıyılarında kurduğu yeni şehirler, aslında merkezden bağımsız, hiyerarşinin sınırlarını aşan bir varoluşun sessiz direnişine dönüşür.
Silenos
Şimdi şöyle dizilin bakalım, ateşin çıtırtısı masalın ritmi olsun. Kulak verin, çünkü tarihin tozlu sayfalarında öyle kahramanlar vardır ki, kimisi şanla göçer, kimisi efsanelerin kıvrımlı yollarında kaybolur. Bugün size Elephenor’u anlatayım.

Ege’nin serin rüzgarlarının yaladığı, yeşilin ve mavinin birbirine karıştığı Euboia adasını bilir misiniz? İşte oranın yiğitleri olan Abant halkının başındaydı bu adam. Elephenor, öyle sıradan bir bey değil; o zamanlar dillere destan güzel Helena’nın eli bir an olsun tutulsun isteyen, o meşhur taliplerden biriydi. Hani o meşhur yemin vardı ya; Helena’nın başına bir iş gelirse, tüm talipler kılıç kuşanıp yardıma koşacaktı. Eh, söz ağızdan bir kere çıkar; güzel Helena’nın yolu Troya’ya düşünce, Elephenor da otuz gemilik filosuyla yelkenleri rüzgarla doldurup düştü yollara.

Troya’nın o meşhur surlarının önünde savaş, bir kördüğüm gibi tüm yiğitleri içine çekiyordu. Homeros der ki; Elephenor orada, Agenor ile göğüs göğüse çarpışırken kaderinin cilvesiyle yere serildi. Kılıçlar şakırdar, bronz zırhlar güneş altında parıldarken, bir gökyüzü sakini daha defterine bir isim kazımıştı belki de. Öylece bitti mi sanıyorsunuz? İşte yaşlı bir Silenos’un bildiği masallar böyle basit bitmez evlatlarım.

Bazı anlatıcılar der ki; hayır, o gün ölmedi Elephenor. Savaşın gürültüsünden, kanın kokusundan sağ çıkmayı bildi. Gemilerini gerisin geri çevirdi, evinin yolunu tuttu ama dönmedi; çünkü bazen dönüş yolları kapalıdır. Sicilya kıyılarında denizle selamlaştı, sonra Epir’in o sarp ve hırçın topraklarına geçti. Kılıcını bu kez yıkım için değil, bir şehir kurmak için toprağa sapladı.

Kimi kaynak ona bir mezar taşında "yok oldu" diyor, kimisi ise bir şehrin surlarında "kurucu oldu" diye fısıldıyor. İnsan ömrü işte, biraz şarap lekesi gibi; bazen hızla silinip gidiyor, bazen de masalların kıvrımlarında kalıcı bir iz bırakıyor. Şimdi, o kurduğu şehirde mi huzur buldu, yoksa Hades’in gri gölgeleri arasında mı dolaşıyor, bunu sadece yıldızlar bilir. Siz siz olun, yola çıktığınızda nereye vardığınızdan çok, o yolun size neler kattığını unutmayın. Hadi, biraz daha yaklaşın ateşe, hava soğumaya başladı.

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme