Thesauros Mythology Ekho

Ekho

Ekho

Kendine aşık olan Narkissos’un peşinde eriyip giden, sonunda sadece bir sese dönüşen ve dağlarda yankılanarak yaşayan hüzünlü bir nymphadır Ekho.

Ekho, seslerin yegane sahibi olan Hera’nın buyruklarına kurban edilmiş bir iradeyi temsil eder; kendi kelimelerini birer mülkiyet iddiası olarak kurgulayan muktedirin karşısında, ancak başkalarının hükümlerini yinelemekle var olabilen bir gölgeye dönüşmüştür. Narkissos’un kendi suretine duyduğu o narsistik tapınma, aslında dış dünyanın sesini tamamen reddeden bir iktidar biçimiyken; Ekho, bu tahakküm düzeni içinde özgün bir ifade alanı kalmamış, sadece otoritenin bıraktığı boşluklarda yankılanan bir çaresizlik timsaline indirgenmiştir.
Silenos
Şöyle otur bakalım evlat, dizlerim biraz sızlıyor ama senin o pırıl pırıl gözlerini görünce tüm yorgunluğum uçup gidiyor. Hadi, kulaklarını kabart da sana dağların, vadilerin o hüzünlü ve neşeli sesi Ekho’yu anlatayım.

Bir zamanlar, ormanların derinliklerinde, ağaçların arasında bir su perisi yaşardı. Adı Ekho’ydu. Bilirsin, periler biraz nazlı olur ama Ekho’nun bambaşka bir huyu vardı: Konuşmayı, hikayeler anlatmayı, hatta biraz da dedikodu yapmayı çok severdi. Öyle bir dili vardı ki, ağzını açtı mı akan sular durur, kuşlar susup onu dinlerdi.

Gel gör ki, bu uzun dilli güzelin başına gelenler, gökyüzü sakinlerinin bazen ne kadar huysuz olabileceğini bize hatırlatır. Bir gün, Hera adındaki yüce tanrıça, kocası Zeus’un peşine düşmüş. Hani şu şimşeklerin efendisi; macera aramaya bayılır, yerinde duramazdı. Hera, kocasını ormanlarda ararken Ekho yoluna çıkmış. Bizimki de lafı öyle bir dolandırmış, öyle uzun uzun anlatmış ki, Zeus’un kaçmasına fırsat vermiş. Tabii, Hera bunu fark edince küplere binmiş. "Madem bu kadar çok konuşmayı seviyorsun," demiş tanrıça, "o zaman bundan sonra sadece başkalarının söylediklerini tekrar et!"

Ekho’nun o güzel, özgün sesi bir anda uçup gitmiş. Artık ne kendi derdini anlatabiliyor ne de sevdiklerine "seni seviyorum" diyebiliyormuş. Sadece duyduğu son kelimeleri geri yollayabiliyormuş dünyaya.

Sonra bir gün, avcıların arasında Narkissos adında biri çıkagelmiş. Öyle yakışıklı, öyle gururluymuş ki, göl kenarına gidip kendi yüzüne bakmaktan başkasını görmezmiş. Ekho, bu avcıya gönlünü kaptırmış ama nafile! Narkissos ona bakmıyor bile, sadece kendi hayaliyle flört ediyormuş. Ekho, arkasından ağlamış, ona seslenmiş ama Narkissos ne derse, Ekho sadece onu tekrar etmiş.

Zavallı Ekho, aşkından ve üzüntüsünden günden güne erimiş, bir deri bir kemik kalmış. Sonunda vücudu tamamen yok olmuş, sadece sesi kalmış geriye. İşte o günden beri, dağlarda, kuytu vadilerde sesini duyduğunda bil ki o, hala bir cevap bekliyor. Biz insanlar ne bağırırsak, o bize sadece onu geri veriyor.

Görüyor musun evlat? Bazen çok konuşmak başa bela olur, ama bazen de bir ses, koca bir vadide yüzyıllarca yaşamaya devam eder. Şimdi git biraz koştur, hayatın sesini dinle; belki Ekho bir yerlerde senin kahkahalarını tekrar ediyordur. Hadi, yolun açık olsun küçük dostum!

nav.navigate

nav.identity

common.settings

common.language
TR EN
common.theme