Bak evlat, şöyle kıvrıl bakalım yanıma; şu zeytin ağacının gölgesi tam da hikaye anlatılacak yerdir. Kulaklarını dört aç, çünkü anlatacağım adam öyle sıradan bir çiftçi ya da tüccar değil. Adı Ekhion. Hani şu toprağın derinliklerinden bir anda bitiveren, keskin kılıçlı, gözü pek "Spartoi"lerden, yani o meşhur ejder dişli adamlardan biri.
Bir zamanlar Kadmos, Thebai şehrinin temellerini atarken toprağa korkunç bir ejderhanın dişlerini ekmişti. Toprak ana bu dişleri bir güzel besledi, suladı; sonra birden, sanki tarlada başak biter gibi topraktan pırıl pırıl zırhlı adamlar fırladı! Ekhion, işte o gürültülü ve kılıç şakırtılarıyla dolu kavgadan sağ çıkmayı başaran beş kahramandan biriydi. Düşünsene, doğduğun gün elinde kılıçla bir savaşı bitiriyorsun!
Ekhion sadece kavgacı bir savaşçı değildi tabii. Kadmos, bu yiğit adamın cesaretini ve sadakatini görünce, göz bebeği kızı Agaue'yi ona eş olarak verdi. Bir ejderha dişinden doğan adamla, bir krallık prensesinin evliliği... Gökyüzü sakinleri bile bu düğünü izlerken biraz şaşırmışlardı hani.
Bu evlilikten Pentheus adında bir oğulları oldu. Pentheus, o malum hüzünlü ve karmaşık hikayelerin kahramanıdır ama o şimdilik başka bir akşamın konusu olsun. Ekhion’un hikayesi, toprağın tozundan yükselip bir şehrin duvarlarına harç olan, kaderin oyunlarını yaşayan o kadim zamanların bir parçasıdır.
Şimdi, kadehinde biraz üzüm suyu, zihninde de biraz merak kalsın. Ekhion gibi topraktan doğan bir babanın evladı olmak kolay değildir; hem bir savaşçı hem de bir kral damadı olmak... Ne dersin, sence o kılıçlar toprağa tekrar girse, yine aynı yiğit adamlar mı biterdi, yoksa başka bir şeyler mi? Hadi, düşün bakalım.
Silenos'un Bildiği Gizli Gerçekler
Bak minik dostum, kulaklarını bana iyice yaklaştır... Masallarda sana anlatılan o parıltılı krallıkların, mermer sarayların ardındaki tozlu ve karanlık hikayeleri duymaya hazır mısın? Sana bir sır fısıldayacağım; büyük büyük babaların, tarih kitaplarına "kahraman" diye kazıdığı isimlerin aslında neyin üzerine basarak yükseldiğini öğrenmek, uykularını kaçırabilir ama hakikati bilmek, en güzel şaraptan bile daha keskin bir neşe verir ruhuna.
Dinle güzel yavrum; Ekhion adında birini duydun mu hiç? Hani şu Kadmos denilen hırslı adamın, toprak altında yatan ejder dişlerini toprağa saçtığında bir anda boy verip biten o "dişli" adamlardan biri. Hani o toprakta bitenler, birbirini biçip yok ettikten sonra geriye kalan o beş zavallıdan biri...
Bak sevgili evladım, tarih sana Ekhion’un topraktan bir savaşçı olarak fışkırdığını söyler; sanki varlığı sadece bir kılıç darbesine veya bir emre hizmet etmekmiş gibi. Ama şunu düşün; bir topraktan doğup, o toprağın üzerine kurulu krallığın çarklarında ezilmek nedir? Kadmos, o şehrin temellerini atarken, Ekhion gibi birini sadece kendi hırsına bir basamak olarak kullandı. Onu, kızı Agaue ile evlendirerek sisteme tam anlamıyla zincirledi.
"Peki ya Ekhion ne hissetti?" diye sorarsan, bak bilgece bir sır vereyim sana: O, hiçbir zaman toprağın özgür evladı olamadı. O, taht oyunlarının görünmez piyonuydu. Kendi oğlu Pentheus’un trajedisine giden o yolda, Ekhion aslında bir babadan ziyade, kurulu düzenin kendi evladını nasıl öğüttüğünü izlemek zorunda kalan sessiz bir kurbandı.
Güçlü figürlerin, Kadmos gibi "kurucu" maskesi takanların, başkalarının hayatlarını nasıl bir hamur gibi yoğurup şekillendirdiğini gör evlat. Ejder dişlerinden doğanlar, ejderin ateşiyle değil, kralların soğuk hırslarıyla yandılar. Bugün kimse Ekhion’un o toprağa düşen son damla gözyaşını anlatmaz, herkes sadece o şehrin ihtişamından bahseder.
Şimdi anlıyor musun? Kralların ışığı, aslında etrafındaki sessizlerin karanlığı üzerine parlar. Sen sen ol, gördüğün her kahramanın aslında kimin gölgesinde parladığını sorgulamayı unutma, güzel gözlü çocuk.